Geleceğin otomobili 2008'de 30 bin dolara satışa çıkıyor

25 Aralık 2007 Salı


Dünyanın en çevreci aracı olarak tanıtılan Aptera, Kasım 2008'de satışa çıkıyor. Elektrikle çalışacak aracın bir akü şarjıyla 200 kilometre yol yapacağı belirtildi..
Gelecegin otomobilinin neye benzeyeceği yönündeki tartışmalar sürerken otomobil dünyası yeni bir araçla tanışmaya hazırlanıyor. Aptera adındaki süper hafif karbon malzemeden üretilen araç 2008'in ekim ayından itibaren ABD'nin Kaliforniya eyaletinde satılmaya başlanacak. 29 bin 900 dolardan satışa sunulacak araç için şimdiden ön ödemelerin yapılmaya başlandığı belirtiliyor. Hibrid motora sahip olacak araç çoğunlukla elektrik motoruyla hareket edecek. Benzinli motoru ise yalnızca elektrik şarjı tükenmek üzere olduğunda devreye girecek.
90 KM. HIZ YAPACAK
Bir akü şarjıyla 200 kilometre yol alabilecek araçta 3 kişi yolculuk edebilecek. Maksimum hızı 90 kilometre olacak aracın, boşalan aküsünü yeniden şarj etmek için ise 1 litre benzin kullanacağı ifade ediliyor. Çevreye duyarlı bir diğer proje ise İsviçreli bilim adamlarından geliyor. 2011 yılında ilk deneme uçuşunu yapacak olan HB-SIA'nın dünyanın en temiz uçağı olacağı belirtiliyor. Tamamen güneş enerjisiyle çalışacak uçağın güneş ışığının olduğu saatlerde 10 bin metrede uçacağı, akşam karanlığında ise 3 bin metreden seyredeceği belirtiliyor. Toplam uzunluğu 61 metre olacak yeni uçağın ağırlığı da bin 500 kg. seviyesinde bulunacak.

Dikiş makinesi satışına baktı Armani'ye ceket fabrikası kurdu



Ramsey ve Kip markalı giysilerin yanı sıra ünlü İtalyan markası Armani'nin ceketlerini diken Gürmen Giyim'in Karabük'e fabrika kurmasının altında bu kentteki ev tipi dikiş makineleri satış adetleri de büyük rol oynadı..
Ramsey ve Kip markaları ile yurtiçi piyasaya üretim yapan Gürmen Giyim'in Türkiye'deki en büyük üretim üssü olan Karabük'ün Safranbolu ilçesindeki fabrikasından içeri adım atıyoruz. Fabrika Müdürü Metin Baran Saltık bizi karşılıyor. Önce Ramsey markası ve arkasındaki isim Remzi Gür'le ilgili bilgiler tazeleniyor. Kastamonu'nun Abana ilçesinden Remzi Bey ilkokul öğretmenidir. Babası ise İngiltere'de terzi. 1971'de babasının yanına çalışmaya gider. Atölyenin sahibi başarılı bulduğu gence kısmi sorumluluklardan sonra gün gelir anahtarı teslim eder. Remzi Gür, 1980'li yılların ortasında üretimi İstanbul'a taşıma kararı alır. Merter'e merkezini taşır. Ancak İstanbul'da istihdam problemdir, devamlılık yoktur. İstanbul'un çevresindeki Çatalca, Çerkezköy, Gebze gibi yerlerde fabrika kurulması önerilirken, o Anadolu'ya gitme kararı alır. Üstelik 'Gitmeyin, sıkıntı yaşarsınız" denilmesine rağmen...
DİKİŞ MAKİNESİ FARKI
Şehrin seçilmesinde 6 kriter öne çıkar: Remzi Gür'ün doğduğu yere yakınlık, sanayi disiplini, kadın istihdamı, dikiş makinesi satışları, hayat pahalılığı ve teşvik konusu. Karabük aranan bütün özellikleri taşıyan bir ildir. Kastamonu'ya yakındır. Sanayi tesis edilerek kurulmuş bir kenttir. Demir çelik fabrikalarında çalışan insanları mutlu, hayat pahalı değildir. Kalkınmada öncelikli ildir, teşvikler vardır. Diğer iki kriter ise kadınlarla ilgilidir. Demir çelik kenti Karabük'te, İngiltere'nin benzer kenti Leeds'deki gibi bayanlarla ilgili bir iş yoktur. 'Burada niye olmasın' denir. Ve Karabük, en çok ev tipi dikiş makinesi satılan illerden biridir. Bu, kadınların el yatkınlığını göstermektedir
YÜZDE 60'I İHRAÇ EDİLİYOR
1988'de deneme üretimi Karabük'te başlar. 3 katlı bir binada atölye faaliyete geçer. 1991'de daha fazla üretim için Kastamonu'nun Araç ilçesinde yatırım kararı alınır. Bu yatırım yetmeyince, 1995 sonu Safranbolu'daki yeni fabrika devreye girer. Atölye ile birlikte 350 olan istihdam sayısı bugün 810'a, 7 bin metrekare kapalı alan 17 bin 500 metrekareye ulaştı. Her iki fabrikada toplam günde 2 bin 50 ceket, bin 500 pantolon dikiliyor. Bazı pazarlar için spor modellerde 750 bin adet tek pantolon, 500 bin ceket operasyonu yürütülüyor. Üretimin yüzde 60'ı ihraç ediliyor

Kebabı ‘ekmekiçi’ne koydu 5 milyon $ ciro yaptı

24 Aralık 2007 Pazartesi


Veysi Öncel’in 1999 yılında “Amerikan köftesi ekmeğin içinde satılıyor, neden kebap satılmasın?” diyerek kurduğu ekmekiçi, bugün 5 milyon dolar ciroya imza atıyor. Kebabı ekmeğin içine koyarak ‘Ekmekiçi’ markasıyla yola çıkan Öncel, üç yıl içinde İskandinav ülkeleri başta olmak üzere, Almanya, İngiltere, Avustralya ve ABD’de restoran açmaya hazırlanıyor. Sadece İzmir’de yılda 1.5 milyon kişiyi doyurduklarını belirten Öncel, “İzmir, Denizli ve Kuşadası’nda bulunan 7 şubeyle hizmet veriyoruz. Yakın dönemde İstanbul’da 5, Denizli’de 2, Salihli, Yalova, Çorlu, Lüleburgaz ve Manisa’da ise birer şubemiz hizmete girecek. 2006’da ciromuz 4 milyon dolardı. 2007’de 5 milyon dolara yükseldi. 2008 ciro hedefimiz 2008 yılında 8.5 milyon dolar, 2010 yılında ise 20 milyon dolar” dedi.

BAYİLİK 25 BİN DOLAR

2006 yılı içerisinde 1.5 milyon kişiye mönü satışı gerçekleştirdiklerini dile getiren Veysi Öncel, “2007 yılı sonu itibarıyla bu rakamın 1.8 milyona ulaşmasını bekliyoruz. 2010 yılı hedefimiz ise 7.5 milyon kişiye mönü satışı yapmak” diye konuştu. 2008 yılında 7’si İstanbul’da olmak üzere 20 şube açmayı planladıklarını dile getiren Öncel, “5 yılda 80 şubeye ulaşmayı hedefliyoruz. Çok ciddi franchise talebi alıyoruz” dedi. Öncel, franchise koşulları ile ilgili olarak da şu bilgileri verdi: “Franchise giriş bedeli olarak 25 bin dolar talep ediyoruz. Dükkan açıldıktan sonra ise KDV hariç aylık cironun yüzde 3’ü marka kullanım payı, yüzde 2’si ise reklam katkı payı olarak merkeze aktarılıyor.
Çeşme’yi de marka yapmak istiyorEkmekiçi’nin kurucusu ve aynı zamanda Yönetim Kurulu Başkanı olan Veysi Öncel, gıda sektörünün yanı sıra turizm sektöründe de çalışmalarını sürdürüyor. Çeşme’de faaliyet gösteren 5 yıldızlı Pırıl Otel’in tıpkı Ekmekiçi gibi Çağdaş A.Ş. bünyesinde bulunduğunu dile getiren Veysi Öncel, “Aynı zamanda 10 yıldır Çeşme Otelciler Birliği Başkanı’yım. Çeşme’nin turizm alanında dünya markası haline gelmesi için çalışıyoruz” diye konuştu.

Aylin LÖLE