Dış ticaret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dış ticaret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yıllık ihracat 110 milyar dolara dayandı, 2008’e hızlı giriş yaptı

2 Şubat 2008 Cumartesi

Türkiye geçen yılı 109 milyar 166 milyon dolarlık ihracatla kapatırken, 2008’in ilk ayında da 9 milyar 820 milyon dolarla başladı. Bayram nedeniyle 2007 Ocak’ında sınırlı ihracat yapılmış olması, bu yılın ocak ayındaki artışı yüzde 50’ye yaklaştırdı.
TÜRKİYE İhracatçılar Meclisi (TİM) açıkladığı verilere göre, ocak ayında ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 49.27 artışla 9 milyar 820 milyon 192 dolar olarak gerçekleşti. Böylece ocak ayı itibariyle son bir yıllık ihracat yüzde 24.86 artışla 109 milyar 166 milyon 926 dolara ulaştı. Türkiye’nin yeni yıla hızlı bir giriş yapmasında ise, geçen yılın ocak ayı ihracatının bayram nedeniyle düşüm çıkması etkili oldu.
YÜZDE 86’SI SANAYİDEN: TİM’in Eskişehir Genç İşadamları Derneği’nin ev sahipliğinde Eskişehir’deki Paşabahçe Şişecam Cam Fabrikası’nda açıkladığı rakamlara göre, ocak ayında 9.8 milyar dolarlık ihracatın 8 milyar 400 milyon dolarla yüzde 86’sını, tarıma dayalı işlenmiş ürünler ve kimyevi maddeler de dahil olmak üzere sanayi ihracatı oluşturdu. Tarım sektörünün 1 milyar 196 milyon, madencilik sektörünün 233.5 milyon dolarlık ihracat yaptığı ocak ayında, sanayi grubundaki ihracatın 1 milyar 39.4 milyon dolarını kimyasal maddeler, 768.9 milyon dolarını tarıma dayalı işlenmiş ürünler, 6 milyar 592.4 milyon dolarını ise doğrudan sanayi mamulleri oluşturdu. Bu kapsamda alt sektörlere göre en yüksek ihracatı 2 milyar 152.4 milyon dolarla taşıt araçları ve yan sanayii gerçekleştirdi. Hazır giyim ve konfeksiyon aylık 1 miyar 445.5 milyon dolarlık ihracatla ikini sırada yer aldı. 2008 yılının ilk ayında geçen yılın aynı dönemine göre en fazla ihracat artışı sıralamasında yüzde 105.96’lık artış ile canlı hayvan, su ürünleri ve mamulleri ilk sırada yer aldı.
TAŞIT ARAÇLARININ YILI: Son 12 aylık döneme de alt sektörler itibariyle bakılınca, en yüksek ihracat tutarına 22 milyar 178.4 milyon dolarla taşıt araçları ve yan sanayii ulaştı. Sektör önceki bir yıllık döneme göre yüzde 37.7 ihracat artışı kaydetti. İkinci sırada yer alan hazır giyim ve konfeksiyon sektörü de ihracatını yıllık bazda yüzde 16.2 artırarak 16 milyar 418.6 milyon dolara yükseltti. Yıllık ihracat tutarında bu sektörleri 11 milyar 697.6 milyon dolarla demir çelik izledi. Sanayi dışındaki ihracatın 11 milyar 716.8 milyon dolarını tarım sektörü gerçekleştirdi. Sektörün yıllık ihracatı yüzde 17.5 artış gösterdi. Madencilik sektörünün ihracatı da son bir yılda yüzde 29.1 artarak 2 milyar 776.7 milyon dolar oldu. Türkiye ihracatında (kümülatif olarak) ilk sırayı Almanya alırken, bunu İngiltere, İtalya, Fransa ve Rusya izledi.
Şişecam’a ’LCD camı yatırımı yapın’ çağrısı
ŞİŞEcam yetkililerine de seslenen Kemal Unakıtan, LCD camı yatırımı yapmasını istedi. Unakıtan, "Türkiye’nin teknolojide daha nitelikli olduğu şu günlerde Şişecam’dan ayrı bir atılım bekliyorum, o da LCD camı yatırımı. Bu konuda bir adım atıldığın takdirde, Türkiye teknolojik anlamda çok büyük bir adım atmış olacak" dedi.
Biz dikkatli olacağız, siz de panik yapmayın
MALİYE Bakanı Kemal Unakıtan, küresel dalgalanmaya ve dış şoklara karşı hükümetin dikkatli olacağını söylerken, "iş dünyasına da ne rehavete ne de paniğe kapılmayın" mesajı verdi. İhracat rakamlarının açıklandığı toplantıda konuşan Unakıtan, şunları söyledi: Türkiye’nin rekabet gücünü artırmak için maliyetleri düşüren tedbirler alacağız. Türkiye’nin küresel dalgalanmalara ve dış şoklara karşı karşı yeteri kadar dayanıklılığa sahip. Bunları üzerine basa basa söylüyorum. Türkiye küresel dalgalanmaları çok dikkatli takip eden bir ülke olacaktır. Bunu nasıl takip edeceğiz? Devamlı dikkatli olacağız. Gelecek menfi etkileri en aza indirmeye çalışacağız.
PANİĞE GEREK YOK: Türkiye’nin paniğe kapılmasına hiç gerek yoktur. Türkiye’nin önündeki günler iyi günler olacaktır. Bu bakımdan rehavete kapılmayalım ama paniğe de kapılmanın gereği yoktur. Türkiye iyi yoldadır, doğru yoldadır. O bakımdan hiç kimse korkuya kapılmasın.
EN ŞANSLI DURUMUMUZ: Türkiye’nin küresel dalgalanmalardan etkilenmemesi mümkün değil. Ancak bunu en az hasarla atlatmayı başaracağız. Eğer Türkiye mali disiplinden taviz vermezse, yapısal reformlar ve özelleştirmelere devam ederse, yabancı sermaye çekmeye devam ederse Türkiye bu konuda şimdiye kadarki en şanslı durumunda oluyor.
REFORMLARDAN TAVİZ YOK: Hükümetin bir üyesi olarak söylüyorum, 2008 yılında Türkiye yapısal reformları çok daha fazla yapan bir ülke olacak, mali disiplinden taviz vermeyen, özelleştirmeleri en yüksek düzeyde yapan bir ülke olacak. Türkiye şimdiye kadar ne özelleştirme yapmışsa, yıl bazında bunun çok daha fazlasını 2008 yılında yapacak."
TİM’den ’gündemimiz ekonomi olsun’ uyarısı
TÜRKİYE İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı, konuşmasında isim vermeden türban tarışmalarını hatırlatarak, "Gündemimiz ekonomi olsun" çağrısı yaptı. ABD’nin gireceği olası bir resesyondan Türkiye’nin ihracat anlamında daha az etkilenmesi beklense de tüm dünyaya yayılabilecek bir durgunluğun Türkiye’ye de yansıyacağına dikkat çeken Satıcı, şöyle konuştu: "Tüm dünyada bu tür gelişmeler yaşanırken Türkiye’nin kendi iç gündemine kapanmasını hiç de uygun bulmuyoruz. Dünya ekonomileri geleceklerini tayin etmek için yaşanan gelişmeleri büyük bir dikkatle takip ederken biz yine iç siyasi meselelerimizle yatıp kalkıyoruz. Halbuki 2007 yılında demokratikleşme yolunda ciddi adımlar attık. Siyasette gerekli sınavları geçtik, aştık. Artık siyaseti geride bırakarak 2008 yılında bu bu başarının semeresini toplamamız gerekiyor. Türkiye işsizliği nasıl yenmeli? Türkiye nasıl daha fazla yabancı sermaye çekmeli? İçeride yatırımları nasıl arttırabiliriz? Yeni rekabetçilik alanları nasıl yaratırız? Türkiye’nin ihracat pazarlarını nasıl genişletebiliriz? Türkiye’de üretimi ve yatırımı engelleyen unsurları nasıl ortadan kaldırabiliriz? İşte, üzerinde gece gündüz, 24 saat, hiç durmadan düşünmemiz ve kafa patlatmamız gereken sorular bunlardır."
Hedef için günde 350 milyon dolar ihracat şart
DEVLET Bakanı Kürşad Tüzmen, konjonktürel gelişmelerin ve piyasa dalgalanmalarının kendilerini 500 milyar dolarlık ihracat hedefinden alıkoyamayacağını söyledi. "2008 yılı için ihracat hedefimiz 125 milyar gibi iddialı bir miktar. Bu hedefi gerçekleştirmek için günlük 350 milyon dolar ihracat yapılması gerekiyor" derken, şunları söyledi:
BAŞKA ÇIKIŞ YOK: Türkiye’nin ihracattan başka çıkışı yok. Ekonomik ve sosyal hadiseleriyle en iyi şekilde işin en üst noktaya taşınması için ihracat artışını sürdürmemizin dışında başka çıkışımızın olmadığını artık herkes fark etti. Türkiye’nin sürekli döviz girdisine ihtiyacı var. Bunun birinci unsuru ihracat artışı, ikincisi turizm, üçüncüsü yabancı sermaye ve özelleştirmedir. Bu alanlarda top yekun seferberlik ilan etmiş durumdayız.
Kemal ATLAN Hakan TÜRKTAN/Hürriyet

İthalat İhracat Rekoruna Gölge Düşürdü

1 Şubat 2008 Cuma

Düşük kur, dışa bağımlılığı artırıyor. 2007'de ihracat 107.2 milyar dolar olurken 123.6 milyarı aramalı olmak üzere 170 milyarolan ithalat, açığı 63 milyar dolara çıkardı..
Türkiye ekonomisi dış ticarette 2007 yılını rekorlarla tamamladı. Ancak değerli YTL nedeniyle ithal girdiye artan bağımlılık, rekorların değil yapısal sorunun tartışılmasına neden oluyor. Verilere göre ihracat 107 milyar dolarla tarihinin en yüksek düzeyine ulaştı ancak ithalat 170 milyar dolara, dış ticaret açığı da 63 milyar dolarla rekor kırdı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2007 dış ticaret verilerini açıkladı. Buna göre 2007'de ihracat yüzde 23 yükselerek 107.2 milyar dolarla rekor kırdı. İthalat da rekor kırdı ve yüzde 21.8 artarak 170 milyar dolara ulaştı. Bu iki veri arasında kalan fark, bir başka deyişle dış ticaret açığı ise 2007 yılını yüzde 16.3 artışla 62.8 milyar dolar oldu. En yüksek ihracat kalemi yüzde 30.6 artan aramalı oldu. Türk ihracatçıları 2007'de 49.3 milyar dolarlık aramalı ihracatı yaptı. YTL'nin her geçen gün değerlenmesi nedeniyle dolar kurunun düşük seyretmesi, üretimde giderek artan biçimde ithal aramalına bağımlılığı artırınca ithalatın da faturası kabardı. Geçen yıl ara malı ithalatı yüzde 24.1 artarak 123.6 milyar dolar oldu. Öyle ki geçen yılın tamamında 107.2 milyar dolar olan yıllık ihracat aramalı ithalatının sadede yüzde 86.7'sini karşılayabildi. 2007'de 18.7 milyar dolarlık tüketim malı ithalatı gerçekleştirilirken 27 milyar dolarlık yatırım malı ithalatı yapıldı.

Dış Ticarette 5 Kritik Hata

31 Ocak 2008 Perşembe

KOBİ’lerin dış ticaret faaliyetlerinde içine düştükleri önemli yanılgılar var. unlar kimi zaman yanlış anlaşılmaktan, kimi zaman fazla agresif davranmaktan kaynaklanıyor. Aşağıda, KOBİ’lerin dış ticaret konusunda düştükleri 5 önemli hatayı görebilirsiniz:
Yanlış pazar, yanlış partner: KOBi’lerin en fazla yanıldığı noktalardan biri bu. Özellikle pazarlama alanında fazla agresif davranan işletmeler için geçerli olan bu yanılgı, şirketin, pazarlama faaliyetlerini gerçekleştirirken kendisi için çok da uygun olmayan ülkelere, yine kendisi için uygun olmayan işbirlikleri aracılığıyla girmeye çalışması. Bunun için şirketlerin yurtdışı pazarlara açılmadan önce detaylı bir araştırma yapması gerekiyor ki günümüzde artık farklı ülkelerin pazar yapısı konusunda bilgi edinmek çok da zor değil. Söz konusu ülkelerin Dış Ticaret Müsteşarlıkları ile irtibata geçmesi ve ön araştırma yapması bu hatanın önüne geçmeye yardımcı olacaktır.
Zamanlama hatası: Dış pazarlara açılırken gemiyi kaçırmak kadar pazara erken girmek de tehlikeli. Bu nedenle eğilimleri ve değişimleri beklemek, doğru zamanda pazara girmek gerekiyor. KOBİ’lerin dış ticaret alanında karşılaştıkları temel sorunlardan biri de arızi süreçlerde daha çok zaman harcaması ve asli süreç olarak gelecek için hazırlanmaması. Çoğu kez işletmeler dalgaya yakalanmak, bazen de dalgayı yakalamak seçenekleri ile karşı karşıya bırakılıyor. Yapılacak olan o anın zirveye çıkan dalgasına binmek yerine gelgitin gücün merkezine geri götürmesini beklemek.
Krizde kazanç beklentisi: Ekonominin hastalıklı dönemlerinden faydalanma arzusu çoğu zaman hayal kırıklığı ile sonuçlanabilir. Benzer şekilde her durumda ekonomik bazı problemler yaşayan dış pazarlardan yüksek gelir beklemek, bir başka deyişle sözkonusu pazarda hiçbir fark yaratmadan başarı beklemek de pek gerçekçi bir yaklaşım sayılmaz. Bu nedenle şirketlerin, dış ticarette hangi ülke olursa olsun, kendi dış ticaret stratejisini geliştirmesi, kendince bir fark yaratması gerekiyor.
Dış pazarı kaybetmek: KOBİ’lerin dış ticaretteki risklerinden bir tanesi de iç pazarı kaybetme durumu. Dönemsel olarak iç pazardaki daralmaya bağlı gerçekleştirilen dış ticaret atağında daha çok ortaya çıkan bu sorun, işletmeleri mevcut pazarlarından da edebiliyor.
Komşuyu hedef almak: KOBİ’ler özellikle ihracatta aynı sektör işletmelerinin birbirine zarar verecek tarzda faaliyetlerini gerçekleştirmeleri ve birbirini fakirleştirmeleri ülke için önemli bir sakınca yaratıyor. Diğer bir deyişle, komşuyu fakirleştirme çabaları ülke kaynaklarının daha ucuza kullanılmasına ve kazançların dış işletmelere geçmesine yol açıyor. Yapılacak olan, ülke çıkarları için KOBİ’lerin birbirine destek vermesi ve kendilerini yeniden yaratmaları için gerekli ortamı oluşturması. Son yıllarda gündeme gelen kümelenme çalışmaları da bu doğrultuda atılan adımlar arasında sayılıyor.
Kaynak: Ekonomist Dergisi

FUAR TEŞVİKLERİ ÖZELLİĞİNİ YİTİRDİ

29 Ocak 2008 Salı

Fuar teşvikleri özelliğini yitirdi ...
Dış Ticaret Müsteşarlığı`nın bu yıl için 2500 yurtdışı fuarını teşvik kapsamına almasını sektör temsilcileri yeterli bulmadı. Yurtdışı Fuar Organizatörleri Derneği Başkanı Korhan Yazgan, `Artık fuar teşviklerinin teşvik edici özelliği kalmadı` dedi.
Dış Ticaret Müsteşarlığı (DTM) 2008 yılı için yaklaşık 2500 yurtdışı fuarı teşvik kapsamına aldı. Destekleri yetersiz bulan Yurtdışı Fuar Organizatörleri Derneği (YUFOD) Başkanı Korhan Yazgan, "2006 yılında yapılan düzenlemelerle birlikte yüzde 65 olan teşvik oranı Avrupa Birliği (AB) seviyesine gelmesi için yüzde 50`ye çekildi. Kapsama alınan fuar sayısı ve teşvik oranları azaltıldı. Bu yüzden sektör geçen yıl yüzde 30 daraldı. Fuar teşviklerinin teşvik edici özelliği kalmadı" dedi.
AB üyesi ülkelerle Türkiye koşullarının farklı olduğuna dikkat çeken Yazgan, "AB üyesi ülkelerle aynı seviyeye çekilen bu oranlar yetersiz. Teşvik oranlarımız aynı ancak kişi başına gelirimiz AB üyesi ülkelerden 5 kat az. Üstelik Almanya, İtalya gibi AB üyesi ülkelerin marka değerleri Türkiye`den yüksek seviyede bulunuyor. Uygulamada da sıkıntı var. Teşviki fuar gerçekleştikten yaklaşık 6 ay sonra alabiliyoruz. AB`de fuar öncesi veriliyor" dedi.
Üretici, maliyetleri karşılayamıyor
Sektörün 2007`ye kadar ciddi gelişmeler gösterdiğini söyleyen Yazgan, "1990`ların başında sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen yurtdışı organizatörleri geçen yıla kadar düzenli artış kaydederek 30`a ulaştı. Aynı şekilde yurtdışı fuarlarına katılan 300 kadar firma 4 bin sınırına ulaştı. Fuarlarımıza 15 ila 20 arasında değişen sayıda ülke katılım gösterirken bu rakam 70`e yükseldi. Ancak düzenlemelerin ardından 2006 sonuna doğru hareket yön değiştirdi. 2008`de aynı trend sürerse rakamlar 1990`lı yıllardaki seviyelere iner" diye konuştu. Yazgan "Yüksek işçilik, değerli YTL ve enerji maliyetleri nedeniyle son derece sıkıntılı bir döneme girmiş olan Türkiye`deki üreticiler kendi imkânlarıyla fuar maliyetlerini karşılayamaz hale geldi. Bu, firmaları bankalardan kredi almaya ya da fuarlara katılmamaya itmekte" dedi.
Avrupalı pazarımıza giriyor
Yılda ortalama 200 bin metrekare sergileme gerçekleştiren ve 70 milyon dolar cirosu olan yurtdışı fuarcılığın teşvik sistemi yüzünden Avrupa karşısında rekabet şansının kalmadığını dile getiren Yazgan, bireysel katılımlı fuarların denetlenmediğine dikkat çekti.
Yazgan yurtdışı fuarcılığa hâkim olan daralmanın önlenebilmesi için yerli firmaların desteklenmesi gerektiğini söyledi. Yazgan, "Pazarı daraldığı için Avrupa, komşu ülkelere yoğunlaşıyor. Büyük markaların bu pazarlarda olmasıyla bizim gücümüz azaldı. İtalyan markası 500 bin dolarla 1 buçuk milyon dolar arası reklam payı ayırarak, pazarda hâkim olabiliyor. Ancak Türkiye`de firmaların bu gücü yok" dedi.
Yurtdışı Fuar Organizatörleri Derneği, 2003 yılında 6 organizatör firmanın girişimleriyle kuruldu. Şu anda, DTM`nin yurtdışında fuar düzenleme yetkisi verdiği 30 firmadan 14`ünün üye olduğu YUFOD sektörün problemlerini işbirliğiyle çözme amacı taşıyor. Dernek başkanlığını iki dönemdir Türkel Fuarcılık`ın sahibi olan Korhan Yazgan yürütüyor.
referans gazetesi

Turquality Nedir?

14 Ocak 2008 Pazartesi

Turquality Nedir?
Turquality projesinin amacı, markaları uluslararası pazarlara taşımak, bu yolculukta onlara destek olmak. Ancak bu destek sa­dece finanstan ibaret değil. Yani DTM bu projeye, "Biz parayı vere­lim; firmalar da gitsin dünya markası olsun, dünyada seslerini yük­seltsin" diye bakmıyor...
Şirketlerin büyüyüp dünya pazarlarına yayılması için ge­rekli finansal destek elbette önemli. Hem de bütün ayrıntılar düşünülerek yapılmış bir destek bu. Ancak bu işin sadece görünür, elle tutulur yönü. Bir de projenin gözle görülmeyen destekleri var ki, özellikle küçük ve orta ölçekli Türk şirketleri için adeta bir piyango...
Piyango diyoruz çünkü, proje kapsa­mına girmek için başvuran şirketler bu sayede Deloitte, Werner, ACNiel­sen,Trout&Partners gibi dünya çapında söz sahibi danışmanlık, yönetim, dene­tim ve araştırma şirketleriyle birlikte ça­lışma şansına sahip oluyorlar. Ayrıca, yönetim ve pazarlama konusundaki bil­gilerini artırmak için, yine projenin iş ortaklarından Koç ve Sabancı Üniversi­tesi’nde "yönetici geliştirme" program­larına katılabiliyorlar...
Kaynak: Para Dergisi

Yunanistan, Dış Ticarette Türkiye İçin Fırsat Kapısı

11 Ocak 2008 Cuma

Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Yunanistan’ın Türkiye’nin dış ticareti için önemli bir avantaj olduğunu belirterek, ’Türk-Yunan ekonomik ilişkilerinin asıl vizyonu ise tek bir ekonomik bölge oluşturulması’ dedi.

Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, 1999 yılında her iki ülkede yaşanan deprem felaketinden bu yana farklı bir mecraya giren Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde süregelen karşılıklı ziyaretlerin başka bir uzantısını 3-5 Aralık tarihleri arasında Atina ve Gümülcine’ye gerçekleştirdi. Babacan, 4 Aralık’ta Atina’da gerçekleştirilen "Türk Yunan İş Forumu Toplantısı"nı Yunanistan ziyareti süresince kendisine eşlik eden Türk işadamlarıyla Yunan işadamlarını bir araya getirmesi ve her iki ülkenin ticari ilişkilerinin geliştirilmesi anlamında oldukça faydalı bir adım olarak değerlendirdi. Karşılıklı olarak hızla gelişen iş ilişkilerinin Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Yunanistan Sanayiciler Federasyonu arasında Türk-Yunan İş Konseyi’nin kurulmasıyla yeni bir evreye gireceğini ve bu vesileyle ivme kazanacağını ifade eden Ali Babacan "Türkiye ile Yunanistan arasındaki toplam ticaret hacmi geçen yıl itibariyle 2 milyar euroyu aşmıştır. Bu yıl kasım ayı itibariyle bu rakamlar geçen yılın da üzerindedir" diyerek, karşılıklı ekonomik ilişkilerin oldukça olumlu seyrettiği mesajını verdi. Babacan, Türk-Yunan ekonomik ilişkilerinin asıl vizyonunun "tek bir ekonomik bölge oluşturulması" olduğunu belirterek iki ülkenin, çeşitli sorunların yaşandığı bölgede güvenlik ve istikrar açısından önemli rol oynadığını kaydetti.
1999 yılından bu yana Yunanistan-Türkiye ilişkilerinde girilen yeni sürecin meyvelerinin toplandığı ziyaretin arka planında ekonomik açıdan söz konusu yakınlaşmanın en büyük ve somut göstergesi olan ihracatta kaydedilen takdire şayan yükseliş yer alıyor. 2000 yılında 437 milyar doları gösteren ihracat ibresi, 2006 yılında 1 trilyon 601 milyar, 2007 yılında ise 2000 yılına göre 5 katlık bir artış kaydederek yaklaşık olarak 2 trilyon doları buldu.
Bakoyanni’den Yatırım Çağrısı
Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni de Türkiye’nin AB üyeliğini desteklediklerini yineleyerek AB müktesebatına tam uyum sağlayan bir Türkiye’nin AB’ye gireceğine inandıklarını bildirdi. Ayrıca, Bakoyanni "Ekonomik ilişkiler olumlu yönde ilerlese de istenen düzeyde değil" diyerek iki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler olumlu yönde ilerledikçe ikili ilişkilerde yeni ufukların açılacağına dikkat çekti. Yunanistan Dışişleri Bakanı, Yunan firmalarının Türkiye’de çeşitli yatırımlar yaptığını ancak bu açıdan iki ülke arasında bir dengesizliğin söz konusu olduğunu belirterek, Türk işadamlarına Yunanistan’da yatırım yapma çağrısında bulundu.
Coğrafi Yakınlık Tercih Sebebi
Petrokimya, plastik ve tarım ürünleri haricinde dış fiyatlarla rekabet edemeyen Yunan sanayisi sıkıntılı bir dönemden geçiyor. Özellikle Uzakdoğu’dan gelen ucuz mallara karşı maliyet dezavantajı nedeniyle rekabet güçlüğü içinde olan firmaların büyük bir çoğunluğu üretimi durdurarak ithalata yöneliyor. Ayrıca, bu noktada dikkat çekici başka bir unsur da Yunan alıcının çok ciddi bir fiyat avantajı olmaması halinde coğrafi yakınlık nedeniyle Türkiye’yi tercih etmesi. Buna karşılık Türkiye yine de, Yunanistan’ın dış ticaret ortakları sıralamasında ilk 15’te yer alıyor. Buna karşılık Türkiye’nin yine de 2007 yılının ilk 8 ayında Türkiye-Yunanistan ithalat sıralamasında 12. sıraya yükseldi, ihracatta ise 8. sırada yer aldı.
AB ile tarım ürünleri haricinde tam entegrasyon sağlamış olan Yunanistan, Türkiye için çok ciddi bir potansiyel taşıyor. Türk işadamları her türlü sanayi ürününü gümrüksüz ve kotasız satabilme şansına sahip. Gerek ithalat kapasitesi, gerekse günden güne dışa bağımlılığın artması dolayısıyla Yunanistan pazarı pek çok fırsat sunuyor. Türkiye’nin ihracatı artan bir seyir izliyor fakat Yunanistan’ın toplam ithalat kapasitesiyle kıyaslandığında oldukça yetersiz. Yunan tüketicisi, Türkiye menşeli ürünlerin kalitesi ve standardı konusunda herhangi bir önyargıya sahip değil. Bu da ürünlerin kalitesinin yüksek olması ve iyi bir fiyat teklifi ile satışa sunulması halinde Yunan pazarında diğer ürünlerle rahatlıkla rekabet edebileceği anlamına geliyor.
Yunanistan’da Türk Yatırımları Arttı
İki ülke arasındaki ekonomik ilişkilere bakılacak olursa, Yunanistan’daki mevcut uygulamaların halen, Avrupa Birliği’ne üye olmayan ülkelerden gelen yatırımcılara oturma ve çalışma izni verilmemesi nedeniyle Yunanistan’da ciddi anlamda yatırım yapan bir Türk firmasının bulunmadığı görülüyor. Buna karşılık 1999 yılında 34 civarında olan Türkiye’de yatırım yapan Yunan firması sayısı, pek çoğu Rumlar olmak üzere, Dış Ticaret Müsteşarlığı’ndan alınan verilere göre 135’e yükseldi. 2006 yılına kadar Yunanistan’da yer alan Türk yatırımları Güllüoğlu ve Tike’den oluşurken; 2005 yılı Kasım ayı itibariyle Atina’da açılan Koton, İpekyol, Machka, İnci Ayakkabı ve Gizia isimli konfeksiyon ve ayakkabı firmalarının faaliyete başladığı dikkat çekiyor.
Karamanlis’in Ziyaretinin Etkisi Ekonomiye Yansır
Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın ziyareti konusunda yorum yapan Türk-Yunan İş Konseyi Başkanı Selim Egeli neredeyse 50 yıldır düşmanlık içerisinde olan iki halkın kademeli olarak yakınlaştığını ve iki ülke arasında farklı bir sürece girildiğini söyledi. Egeli, Türkiye’nin gerek Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Dışişleri Bakanlığı yaptığı dönemde gerçekleşen gerekse şu anda Dışişleri Bakanlığı görevini sürdüren Ali Babacan’ın gerçekleştirdiği ziyaretlerin ve en önemlisi 48 yıl sonra ilk kez bir Yunan başbakanının Türkiye’yi resmi olarak ziyaret edecek olmasının geri dönüşlerinin ekonomide görüleceğini belirtti. Türkiye ve Yunanistan arasındaki siyasi istikrarın devamı açısından bu ziyaretin önemine değinen Egeli, Yunanistan ve Türkiye’nin ekonomik alanda işbirliklerinin gelişmesindeki en önemli hususun karşılıklı güven ortamının artması olduğunu belirtti. Egeli, Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis’in ziyaretinin iki ülke ticari ilişkilerinde kar topu etkisi yaratacağını kaydetti.
Ticaret 3 Milyar Dolar’ın Üzerinde
Türk ve Yunan işadamlarının katkıları ile iki ülke arasında ekonomik sahada başlayan işbirliği ve ortaklıkların iki ülke arasında var olan husumetin yerini almaya başladığına dikkat çeken Egeli, "İşadamlarının sağlamış oldukları bu platform siyasi yöneticilerin işini kolaylaştırdı. Başlangıçta 200 ya da 300 milyon dolar olan ticaret hacmimiz şimdi 3 milyar doların üzerinde seyrediyor. Yunanistan Ulusal Bankası’nın (National Bank of Greece) Finans Bank’ı satın almasıyla Yunanistan’ın yatırım konusunda attığı büyük adım aldığımız haberlere göre daha farklı bankalara yapılan ve yapılacak olan yatırımlarla artarak devam edecek" dedi.
Kaynak: Referans Gazetesi

İhracatın yıldızları ithalatın da lideri

5 Ocak 2008 Cumartesi

İSTANBUL - Türkiye'nin 100 milyar doları aşan ihracatında ipi göğüsleyen 5 sektör, ithalatta da lokomotif oldu. İhracat koşusunda ön sıraları uzun süredir kaptırmayan tekstil, otomotiv, demir-çelik, makine ve elektronik sektörleri, 2007 yılında toplam 75 milyar dolar civarında ithalat gerçekleştirmiş olacak.
İhracatın lideri sektörler, ithalatın sebebini düşük kur ve yüksek faize bağlıyor. İthalatın artması hem imalat sanayiini vuracak hem de dış ticaret açığını büyütecek.
İhracatta rekor kıran Türkiye, ithalatta da rekora gidiyor. 2000 yılında 54.5 milyar dolar olan ithalat, 2007'nin 11 aylık döneminde 153.7 milyar dolara çıktı. 2006 yılına göre artış oranı yüzde 21.5 oldu. Yılın tamamında Türkiye'nin ithalatının ihracatın neredeyse iki katına yaklaşan 170 milyar dolara çıkması bekleniyor. Uzmanlar, dış ticaret açığının yılın tamamında 62 milyar dolara çıkacağı, önümüzdeki dönemde ithalat artışının ihracatın önüne geçebileceği yorumunda bulunuyor. Faiz oranlarında başlayan gerilemenin iç talepte canlanmaya neden olabileceği, bu nedenle de tüketim malı ithalatının artacağı söyleniyor. İthalatta halen ara mallarının payı yüzde 73, yatırım mallarının payı ise yüzde 15'ler civarında.
2007 yılı Kasım ayında ithalatın ihracatı karşılama oranı yüzde 67.9 olarak gerçekleşmişti. İthalatta en yüksek kalem 30.3 milyar dolar ile mineral yakıtlar ve mineral yağlar adı verilen enerji ithalatı olurken, bunu 20.1 milyar dolar ile makineler, mekanik cihazlar, kazanlar, aksam ve parçaları, 14.7 milyar dolar ile de demir-çelik izlemişti.
Yıldız sektörler
Türkiye ihracatının yıldızı sektörler üzerinde yaptığımız araştırma ihracatın öncü sektörlerinin ithalatı da göğüslediğini ortaya çıkardı. Düşük kurun etkisiyle özellikle hammaddede ithalata sarılan 5 sektörün yılın tamamında 75 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirmesi bekleniyor. 5 sektör arasında ithalatı en çok olan demir-çelik ve makine.
TÜİK'in ithalat, TİM'in ise ihracat verilerine göre yapılan değerlendirmeye göre, tekstil-hazır giyim konfeksiyon sektörü 2007 yılında toplam 22.6 milyar dolar ihracat yaparken, 11 aylık dönemde 7.6 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdi. 21.2 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren otomotiv sektörünün ithalatı ise 10.8 milyar dolar oldu. İhracatı 16.5 milyar dolar olan demir-çeliğin ithalatı da 14.7 milyar dolar oldu. 5.5 milyar dolarlık ihracata karşılık makine sektöründe ithalat 20.2 milyar dolar olurken, elektronikte de 9.09 milyar dolarlık ihracata karşılık ithalat 12.06 milyar dolar oldu.
Tekstil önde
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, rakamsal olarak 5 sektör arasında ilk sıralarda olmasa da 2006'ya göre ithalatını en çok artıran sektör tekstil oldu. Geçtiğimiz yılın 1 Ocak-30 Kasım tarihleri arasında 2006'nın aynı dönemine göre tekstil yüzde 218.5 artışla 7.6, otomotiv (kara taşıtları) yüzde 5.6 artışla 10.8, demir-çelik yüzde 64.9 artışla 14.7, makine yüzde 18.9 artışla 20.2, elektronik sektörü ise yüzde 22.7'lik artışla 12.06 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdi.
Sektörler ithalatı 'düşük kur'a bağladı
DÜNYA'ya konuşan sektör temsilcileri, Türk sanayici ve ihracatçısının 2007 yılında düşük kur ve yüksek faiz nedeniyle ithalata yöneldiğini, bu rakamların içerisinde hammadde ve ara malı kullanım miktarının önemli bir yer tutuğunu bildirdiler. Fren tutmayan ithalat artışına çözüm bulunamazsa sektörlerin ithalatının ihracatını geçeceği, bunun sonucunda imalat sanayiinin darbe alacağı, istihdam sorununun büyüyeceği yorumu yapılıyor.
Kim ne dedi?
Tekstilin ithalatı 8 milyar doları aşar
Türk ihracatının en çok katma değer yaratan lokomotif sektörlerinden tekstil, geçtiğimiz yıl aynı zamanda en fazla ithalat yapan sektörlerin başında geldi. Düşük kur ve yüksek faiz nedeniyle işletmelerin peş peşe kapandığı sektör, yılın tamamını 8 milyar doları aşkın bir ithalatla kapayacak gibi görünüyor.
İstanbul Tekstil ve Hazır Giyim İhracatçıları Birliği Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, tekstil ve hazır giyimin 2007 ihracatının 23 milyar dolar, ithalatının ise 2007 sonu itibariyle yaklaşık 8 milyar olduğunu hatırlattı. Bu rakamın içerisinde 2,5 milyar doların nihai ürün olduğunu vurgulayan Orakçıoğlu, geriye kalan 6,5 milyar dolarlık tutarın ise düşük kur nedeniyle yapılan ara malı ithalatı olduğunu söyledi. Orakçıoğlu, söz konusu rakamın toplamını oluşturan başlıca ürünlerin ise pamuk, iplik ve mensucat ürünleri olduğunu bildirdi.
Enerjiden sonra makine geliyor
Türkiye'nin ihracatı en hızlı artan sektörlerinin başında gelen makinede de durum pek iç açıcı değil. 2007'yi 9 milyar dolar ihracatla kapayan sektör, geçen yılın ilk 11 ayında 20 milyar doları aşkın ithalat gerçekleştirdi.
Orta Anadolu İhracatçıları Birliği Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği Başkanı Adnan Dalgakıran, makinenin, enerjiden sonra en fazla dış ticaret açığı veren sektör olduğunu iddia etti.
Makinede yıllık ihracat artış hızının yüzde 37 olduğunu hatırlatan Dalgakıran, "Bakıldığında, ihracat artış hızımız, ithalat artış hızından daha fazla. Ancak bunda sektörün güçlenmesi kadar, içerideki yatırım hızının (sermaye malı girişinin) düşmesi de çok büyük etken. Yani geçtiğimiz yıl yatırımlar gözle görülür bir şekilde düştü" ifadelerini kullandı.
Otomotivde ithalatın yüzde 40'ı ara malı
Otomotiv Sanayicileri Derneği (OSD) Genel Sekreteri Ercan Tezel ise TÜİK tarafından yayımlanan nihai yıl sonu ithalat rakamlarının henüz kendilerine ulaşmadığını, bu nedenle sektörün 2007 total ithalatı hakkında bir yorum yapmanın doğru olmayacağını savundu. Tezel, "TÜİK'in 11 aylık ithalat verilerine dayanarak konuşmak gerekirse, sektörün bu toplam ithalat rakamı içinde yaklaşık yüzde 40'lık bölümünün ara malı ithalatı olduğunu söyleyebiliriz" şeklinde konuştu.
Dış ticaret açığını demir-çelik kapayacak
Demir-Çelik Üreticileri Birliği Genel Sekreteri Dr. Veysel Yayan ise, Türkiye'nin dış ticaret açığını kapayacak sektörlerin başında demir-çeliğin geldiğini savundu. 2007 yılının tamamında ithalatın yaklaşık 15.5 milyar dolar olacağını öngördüklerini belirten Yayan, sektördeki toplam ithalatın yüzde 50'sini hammadde, yüzde 15'ini nihai ürün, kalanını ise ara malı ürünlerin oluşturduğunu bildirdi. Sektörün bu yılı, yaklaşık 500 milyon dolar dış ticaret fazlası ile kapayacağını öngördüklerini kaydeden Yayan, "Önümüzdeki dönem, bu rakamı 3-4 katına çıkararak, 2 milyar doları aşkın bir dış ticaret fazlası vermeyi hedefliyor ve bunu başaracağımıza da inanıyoruz" ifadelerini kullandı.
Aygün: Hayali ithalat var, kimse görmüyor
Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün, Türkiye'nin ithalatının da aslında gerçek rakamları yansıtmadığını savundu. "Bugün Türkiye'de 'hayali' ithalat var ve bunu herkes görmezden geliyor" diyen Aygün, TÜİK'in verilerinin gümrüklerdeki resmi belgeler üzerinden derlendiğini vurguladı.
Kaçakçılığın resmi belgesi olmayacağını belirten Aygün şöyle konuştu:
"Adam "100 bin çift ayakkabı getirdim diyor", ama malın içinden 200 bin adet çıkıyor. Bunu kim oturup sayabilir? Ya da ayakkabının tanesini 10 dolara alıyor, "Ben bunu 5 dolara aldım" diyor. 'Çifte faturalandırma' denen olay bu. Türkiye ihracatta devler ligine girdi diyorlar ama bakalım nasıl girmiş? İhracatın yüzde 65'i ithalata bağlı. Yani senin yaptığın ithalat 35 milyar dolar. 100 milyar dolar değil..
kaynak : Dünya gazetesi