pazarlama stratejileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pazarlama stratejileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazarlama Stratejisi Oluştururken Nelere Dikkat Edilmeli

4 Mart 2008 Salı

Pazarlama stratejisi, tanıtım faaliyetinden ibaret değildir. Pazarlama stratejisi kavramıyla, 4 temel unsuru olan bir 'pazarlama karması' kastedilir. Bu 4 temel ayak:
1.Ürün: Satacağınız mal ya da hizmetMüşterinin beğenisine sunduğunuz ürün ya da hizmetin bizzat kendisi, bir pazarlama aracıdır. Ürettiğiniz ürünün ya da hizmeti içeriğini, rengini, biçimini değiştirmek, müşterinin ilgisini çekecektir. Aynı şekilde, pazara yeni sunulan ürünün kendisi de, hedeflediği kitleye yönelik bir mesaj taşır.
2.Fiyat: Mal ya da hizmetinizin birim fiyatıÜrününüzün ya da hizmetinizin fiyatı, toplam gelirlerinizi etkileyecek en önemli unsurdur. Fiyatlandırma kararını alırken dikkate alınması gereken temel değişkenler,
*Ürün ya da hizmetinize yönelik pazardaki toplam talep, *Pazar fiyatı*Müşterinin, fiyat değişimlerine verdiği tepkidir.
3.Tanıtım: Ürününüzü pazara tanıtmak için kullanacağınız bütün araçlarPazarlama karmasının en önemli unsurlarından biri de, tanıtım stratejisidir. Tanıtımın, düşük maliyetli yolları olduğu kadar, büyük bütçelerle yapılacak biçimleri de var. Tanıtımda kullanacağınız mecraların başlıcaları:
*Broşür kullanarak doğrudan postalama*Afiş ve açıkhava duyurusu (Billboard'lar)*Televizyon, basın ya da radyolarda reklam yayınlamak*Ulusal ya da yerel basına yönelik PR (Halkla ilişkiler) faaliyetleri*Müşterilerin ilgisini çekebilecek bir faaliyete sponsor olmak
4.Dağıtım: Ürününüzü müşteriye ulaştırmak için kullanacağınız kanallardır.Pazarlama stratejinizi oluştururken, dikkat etmeniz gereken en önemli konulardan biri de, dağıtım kanallarının seçimidir. Küçük girişimciler için, mevcut toptan satıcılar ya da dağıtıcılarla çalışmak çoğu zaman en etkin yoldur.

Pazarlamanın Beş Şartı

4 Aralık 2007 Salı

Pazarlamanın 5 Şartı
Birlikte çalıştığım küçük ölçekli işletme sahiplerine, “Pazarlama planınız var mı?” ya da “Ne tür pazarlama faaliyetlerinde bulunuyorsunuz?” diye sorduğumda, çok çeşitli yanıtlar alıyorum. Kimisi boş gözlerle herkesin bildiği beylik lafları ederken, kimisi yüksek sesle “Pazarlamadan nefret ediyorum; işimin en az keyif veren kısmı!” deyiveriyor.
Yıllarca bu tip tepkilere şahit olduktan ve az da olsa modern pazarlama üzerine bilgi edindikten sonra, geleneksel pazarlamadan neden uzak durulduğunu anlayabiliyorum. Ticaretin başlangıcından bu yana her işletmenin ayakta kalmak ve sürekli değişen bir pazarda rekabet etmek için kendini tanıtmak zorunda olduğu doğrudur. Sağduyulu bir iş sahibi olarak pazarlamayı başınızın belası gibi değil de işinize olan tutkunuzu anlatmanız için müthiş bir fırsat olarak görmeye başlamanız ne muhteşem olurdu, değil mi? Elbette, böyle heyecan verici ve sürekli gelişen bir mesleği “herkes yapabilir” demek istemiyorum. Ama, pazarlamanın etrafındaki gizemin az da olsa aydınlatılabileceğini düşünüyorum. Herkesin etkili ve tutkulu bir pazarlamacı olabileceğine inanıyorum.
Pazarlamaya ilişkin gizemlerden bazılarını açıklamakla işe başlayalım. Eskiden, pazarlamanın “doğru yapabilmek” için bir profesyonele tonlarca para ödemeniz gereken karmaşık bir iş olduğuna inanırdım. Yüksek baskı yaratan ya da değerlerimle örtüşmeyen taktikler kullanarak insanları ikna etmem gerektiğini düşünürdüm. Doğal olarak, pazarlamayı, listemin sonuna yerleştirmiştim. Sizin listenizde de mi sonda?
Öğrendiklerimi ve nasıl bir çözüm bulduğumu anlatayım. En basit tanımıyla pazarlama, ilişki geliştirmektir. İnsanlara (müşterilerinize) ne yaptığınızı ve sunduğunuzu anlatma ya da onları ürününüzle defalarca karşılaştırma fırsatı verir. Pazarlama gurusu Michael Pollock’ın dediği gibi, “Pazarlamayı unutun, konuşmaları düşünün”. Kolay; tüm yapmam gereken, kendimi konumlandırıp insanları sevdiğim şeye yönlendirmenin yollarını bulmak. Dönüşüm tamamlanmıştır!
Beni bir “kaçak”tan bir “savaşçı”ya dönüştüren “pazarlamanın 5 şartı”nı aşağıda bulabilirsiniz:
>>Müşterilerinizi TanımlayınKiminle ilişki geliştirmek istiyorsunuz? Ürünlerinizi özellikle kimlerin alacağını tanımlayarak işe başlayın ve onlara odaklanın. “Pazarlama konuşması”nda buna hedef pazarınız denir. Hedef pazarınızı tanımlamak son derece önemlidir; çünkü, zamanınızı ve paranızı, satın almayacak insanlara mesaj vererek ve onlarla ilişki kurarak gelişigüzel harcamamış olursunuz. İdeal müşterilerinizi tanımlamak için kullanabileceğiniz kriterlerden bazıları şunlardır: yaş, meslek, cinsiyet, eğitim düzeyi, gelir, ırk, yer, psikolojik ihtiyaçlar (sinirlenmek, güvence istemek, zorlandığını hissetmek, vb.), kişisel ilgi alanları (kendini kişisel gelişime adamak, deli gibi okumak, ruhani eğilimleri olmak, vb.) ve psikografiksel özellikler (ne düşünüyorlar, dünya görüşleri nedir, değerleri, vb.). Mükemmel müşterinizin profilini oluşturun. >>Kendinizi GösterinGayrimenkulde konum önemliyken, pazarlamada tanıtım esastır. Kendinizi müşterilerinizin önüne düzenli ve devamlı olarak çıkarmanın yollarını bulun. Görünürlük, fırsat yaratır. Mesajınızın kalıcı olması için en az 7 kez müşterinizin karşısına çıkmalısınız. Görünürlük, aynı zamanda güven yaratır. İlişkiler, güven üzerine kurulur. Güvenilirliğinizi göstermek için ne kadar çok fırsatınız olursa, bir müşterinin sizden satın alma olasılığı o derece artar. >>Kendinizi KonumlandırınMüşterinizin zihninde nasıl bir yeriniz var? Konumlandırma, ürününüz söz konusu olduğunda müşterilerinizin “alışkanlığı” haline gelmektir. Örneğin, Dollar Store (Dolar Mağazası), bir ürünü ucuza almak istediğinizde aklınıza gelen ilk yer olarak konumlandırılmıştır. Pazarlama mesajınız açık ve net, hedefe yönelik, tutarlı ve sizi müşterilerinizin zihninde en önde konumlandıracak biçimde tasarlanmış olmalıdır. >>Kendi Alanınızda Tanınmış Bir Uzman Olarak BilininDışarıda müşterilerinizin dikkatini çekmek için birbiriyle yarışan daha pek çok şirket vardır. Müşterilerinizin aklına düşen ilk firma olmaya çalışın. Geliştirdiğiniz olumlu ve güvenilir ilişkilerden dolayı müşterilerinizin aklında yer ettiğinizden emin olun. >>Neyin İşe Yarayıp Neyin Yaramadığını Değerlendirin ve Buna Uyum Sağlayın Hiç şüphesiz, herhangi bir pazarlama çabasının sonuç vermesi için zaman ve tutarlılık gerekir. Hemen pes etmeyin. Aynı zamanda pazarlama, size ve işinize neyin yarayacağını öğrenme sürecidir. Pazarlama planınızın bayatlamasına izin vermeyin. Unutmayın, pazarlama, ilişki geliştirmek ve ürün ya da hizmetiniz için hissettiğiniz tutkuyu anlatmak üzere fırsatlar yaratmak ile ilgili bir şeydir.
Bir plan yapın ve buna sadık kalın. Basit bir pazarlama planı geliştirmek, mesajlarınızın hangi insanlara ulaşmasını istediğinize karar vermek ve kullanılacak en iyi araçları belirlemek kadar kolay olabilir. Pazarlamanın şartlarına uygun hareket ederseniz, bir pazarlama planı oluşturabilirsiniz. İşte bu kadar kolay!
Sizi şu sorularla baş başa bırakayım: Neden bu iştesiniz? Ürün ya da hizmetinizde neyi seviyorsunuz? Oyunun zirvesindeyken ve dünyaya elinizden gelenin en iyisini sunduğunuzda ilham geliyor mu? Öyleyse, dışarı çıkın ve daha fazlasını yapmanın yollarını arayın. İşte pazarlama budur. Dönüşümü hissediyor musunuz?
Bu sizin yaşamınız... Onu dolu dolu yaşayın!

Kaynak: www.marjinal.com/Helaine Iris

ŞİRKETLERDE ETKİN PAZARLAMA STRATEJİSİ İÇİN PÜF NOKTALAR

Şirketinizin etkin bir pazarlama stratejisi olup olmadığını nasıl anlarsınız? Kolay... Sonuçlara bakarak. Yaratıcı reklamlar, etkileyici logolar, kendisinden söz ettiren internet siteleri... Şirketinize yeni müşteri, yeni iş getirmedikten sonra, hiçbir işe yaramazlar. Pazarlama, tanıtımıyla, promosyonuyla bütünsel bir strateji gerektirir. Ve bu stratejinin ayaklarından biri aksadığında, satışlar da aksamaya başlar. İşte başarılı bir pazarlama stratejisi oluştururken dikkat etmeniz gereken 5 püf noktası.


1.FARKINIZ NEREDE?Rekabetin giderek şiddetlendiği günümüzde, her şirketin yanıt vermesi gereken bir soru var: "Müşteriler neden, rakip şirketle değil de sizinle iş yapsınlar?" Kısacası, sizi pazardaki diğer şirketlerden ayıran farkınız ne? Bu soruya vereceğiniz yanıt, reklam dünyasının o ünlü terimiyle, şirketinizin 'Sattırıcı unsurunu' (Unique Selling Proposition) belirler. 24 saat ve haftada 7 gün destek servisi mi veriyorsunuz örneğin? Yoksa pazardaki en düşük fiyat size mi ait? Ya da garanti süreniz 5 yıl mı? Sizi rakiplerinizden farklı kılacak bir stratejiniz olmadıkça, başarı sadece rastlantılara ve müşterilerinizle aranızdaki kişisel ilişkilere bağlıdır...2.ÖZELLİKLER DEĞİL, FAYDA SATTIRIRPazara sunduğunuz ürünlerin etkileyici özellikleri olması, satış başarısı için yeterli değildir. Müşteriler, özellikler için değil sağlayacakları fayda için para harcarlar. Müşterilerinize, ürünlerinizin üstün özelliklerinin, onların ne işine yarayacağını ayrıntılı biçimde anlatın.3.KOLAY İŞ YAPILAN BİR ŞİRKET MİSİNİZ?Pazarlama ekibinizin ürünleriniz hakkındaki bilgisi gerçekten yeterli mi? Müşterilerden gelen sorunlara anında ve müşteri memnuniyetini amaçlayan biçimde yanıt verebiliyor musunuz? Müşterileriniz, ürünlerinizi satış noktalarınızda kolaylıkla bulabiliyor mu? Bütün bu sorular tek bir şeye işaret eder: Kısacası, kolaylıkla iş yapılabilen bir şirket misiniz? Müşteriler neden, ürünülerine ilişkin sorularına yanıt alamadıkları, hatta ürünlerini nerede bulacaklarını bile bilmedikleri bir şirketle iş yapsınlar ki?4.MÜŞTERİ MEMNUNİYETİNE GİDEN YOLDAKİ İLK ADIMMüşteri memnuniyetine giden yoldaki ilk adım nedir? Elbette, müşteriyi neyin memnun edeceğini saptamak. Müşterilerin ihtiyaçlarını belirlerken, '6. duyunuza' değil, pazar araştırmalarına başvurun. Siz müşteriler için en önemli unsurun fiyat olduğunu düşünürken, onlar için asıl önemli olan, hızlı hizmet olabilir...5.BİR ŞİRKETİN EN DEĞERLİ HAZİNESİ...Müşterilerinize ait bilgiler, şirketinizin en değerli hazinesidir. Yeni müşterilere ulaşmak için çabalamak yerine, bugüne kadar hizmet verdiğiniz müşterilerinize yeni ürünler satmayı neden denemiyorsunuz? Mevcut müşterilerinize özel fırsatlar sunun. Sizi, bir başkasına tavsiye etmesini rica edin. Doğumgünlerinde onlara kart ya da e-mail yollayın. Ve müşterilerinizi telefonla arayarak, ürünlerinizden memnun kalıp kalmadıklarını sorun.

Pazarlama Stratejileri (JAPONYA)

Japon işletmelerinin pazarlamadaki başarısı, biranda gerçekleşen bir olgu değildir. Geçmişte atılan rasyonel adımların sonucudur. Düşük fiyat, malda, ambalajda ve hizmette yüksek kalite, yeni mal geliştirmede başarı, iyi seçilmiş pazarlama hedefi ve güçlü pazarlama bilgisi Japonlara uluslar arası prestij kazandırmış ve Japon malları dünyada en çok aranan mallar olmuştur. Japonya'da pazarlama konusu incelenirken, her şeyden önce Japon pazarlamasının şu genel özellikleri göz önünde tutulmalıdır:1) Japon pazarlaması uluslar arası boyutludur; böyle olması bir zorunluluktur. Nedeni, Japonya'nın hemen tüm doğal kaynaklardan yoksun olmasıdır. Doğal kaynakları ithal etmek ve ürettiği malları ihraç etmek, Japonya için zorunlu bir yaşam biçimidir.2) Pazarlar titizlikle incelenmiş, ihtiyaçlar ve istekler öğrenilmiş, uygun mallar geliştirilmiş; ayrıca çok iyi pazarlama stratejileri ve taktikleri oluşturulmuştur.3) Japonlar, pazarlamayı kendi sosyal ve kültürel yapılarıyla uyumlu kılmışlardır.ULUSLARARASI PAZARLARA GİRME STRATEJİLERİ1960'lı yılların başında, Japon işletmeleri, önce ulusal pazara eğildiler. Ulusal pazardaki payı büyüterek, maliyetlerini düşürmek için çalıştılar. Gerekli teknolojiyi de ele geçirerek, Batı ülkelerinden ithal edilen malların ikamelerini üretmeye başladılar. Devlet de, ithal yasakları koyarak, gümrük vergilerini arttırarak ve yabancı sermaye yatırımlarını sınırlayarak, işletmelere yardımcı oldu. Sonuçta, hemen tüm iç Pazar ele geçirildi.Çok daha önemli olan, tüketicilerin, gelirlerinin artmasına paralel olarak satın alma davranışlarını değiştirmelidir. Geleneksel biriktirme alışkanlıklarını bir yana bırakan tüketiciler, alımlarını çok arttırdılar, lüks mallara yöneldiler ve Japonya tüketim toplumuna dönüştü.Ulusal pazarın ele geçirilmesi, üretim hacmini büyüttü, dolayısıyla üretim maliyetlerinin düşmesine yol açtı. Böylece, rekabet üstünlüğü sağlayan işletmeler, uluslar arası pazarlara girme çabalarına başladılar. Hangi pazarlara girileceğini belirlemek üzere araştırmalar yapıldı ve Pazar giriş stratejileri ve taktikleri geliştirildi ve uygulamaya geçildi. Uluslararası pazarlara girmede şu üç strateji benimsendi:· malların iç pazarlardan gelişmekte olan ülkelere, oradan da gelişmiş ülkelere pazarlanması.· yüksek teknolojili ürünlerin iç pazar garantiye alındıktan sonra gelişmiş ülkelere, sonra da gelişmekte olan ülkelere pazarlanması.· (bazı malların iç Pazar için değil de yalnızca dış pazarlar için üretilmesi) malların önce gelişmiş ülkelere, sonra ulusal pazara, en sonra da gelişmekte olan ülkelere pazarlanması.Birinci stratejiye göre, üretim fazlaları gelişmekte olan Güneydoğu Asya ve Latin Amerika ülkelerine ihraç edildi. Bunun nedeni, o ülkelerde daha az rekabetin olması ve ülkelere satılan malların batı standartlarına uygun olmamasıdır. Bu ülkelerin satın alma güçleri zayıf olduğu için de o ülkelere satışta düşük fiyat politikası izlenmektedir.İkinci stratejiye göre, bazı işletmeler gelişmiş ülkeler arasında, önce Avrupa ülkelerine, sonra da ABD'ye girdiler. Nedeni, ilk aşamada, ABD'nin çok güçlü işletmeleriyle rekabete girmek istememeleriydi. Örneğin, inşaat ve tarım makineleri alanlarında, Avrupa pazarlarında yeterli pazar payları ele geçirildikten sonra gözler ABD'ye çevrildi.Üçüncü stratejiye göre, bazı işletmeler iç pazarı bir yana bırakıp, önce gelişmiş ülkeleri hedef pazar olarak seçtiler. Bu stratejilerin başarıyla uygulanmasıyla, uluslar arası pazarlar kısa süre içinde kapsandı, güçlü ve tekin bir pazarlama ağı örüldü.PAZARLAMA STRATEJİLERİ*Pazar stratejisi: Japon işletmeleri, gerek ulusal pazarda, gerekse uluslar arası pazarlarda, pazarı bölümleyerek hedef pazarı ya da pazarları seçme stratejisini benimsemişlerdir. Uluslar arası pazarlar, genellikle, coğrafi bakımdan ve ülkenin gelişmişlik düzeyine göre bölümlenmiş ve girilecek pazarlar seçilmiştir.*Mal stratejisi: Seçilen hedef pazarların ihtiyaçlarına ve isteklerine uygun mallar geliştirilmiştir. Başlangıçta malların kalite standartları oldukça düşüktür. Ama kalite standartları hızla geliştirilmiş ve pazarın ihtiyaç ve isteklerine uygun kalitede malların pazarlanması sağlanmıştır.*Fiyat stratejisi: Pazarı ele geçirmek için rekabetçi fiyat stratejisi, hem iç hem de dış pazarlarda uygulanmıştır. Bu strateji şu şekilde formüle edilmiştir: <<>> genelde düşük fiyat stratejisinin uygulanabilmesi için, maliyetlerin düşürülmesi gerekir. Japonya'da da bu yapılmıştır. Pazar payı arttırılarak büyük ölçek ekonomisi sağlanmış, böylece elde edilen maliyet avantajı fiyatlara yansıtılmıştır. Kuşkusuz, üretim ve dağıtımın etkili kılınması ve mal kalitesinin yükseltilmesi de pazarların ele geçirilmesinde çok etkili olmuştur.Dış pazarlara da düşük fiyatlarla girilmiştir. Bu taktik gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerde aynı biçimde kullanılmıştır. Gelişmekte olan ülkelerde tüketicilerin satın alma güçleri yetersiz olduğunda, bu düşük fiyat taktiğini uygulamak bir bakıma zorunluydu. Gelişmiş ülkelerde ise, düşük fiyat politikası rekabet aracı olarak kullanılmıştır.Ulusal Pazar ele geçirildikten ve yabancı işletmelerin ulusal pazara girmeleri çeşitli yollarla engellendikten sonra, iç pazarda yabancı işletmelerin rekabeti hemen hemen ortadan kalktı. Sonuçta fiyat taktiğinde bir değişme oldu; bir çok mal, iç pazarda, dış pazarlara göre daha yüksek fiyatlarla satılmaya başlandı. Damping dene bu uygulamanın dayandığı temel düşünce şudur: Belirli pazarlarda elde edilen karları, başka pazarları ele geçirmek için kullanmak.*Dağıtım stratejisi: Ulusal dağıtım sistemi, kendine özgü geleneksel bir yapıya sahiptir. Dağıtım kanalında yer alan aracılar çok sayıda görevliler kullanılmaktadır. Toptancılar ve perakendecilerin desteklenmelerinin gerekli olduğu, sosyal etkileri olan bir sistemdir. Sistemin karmaşık olması, yabancı işletmelerin Japon pazarına girmelerini güçleştiren engellerden biridir.Ulusal dağıtım sistemini geliştirmek ve etkili kılmak için çalışmalar yapılmaktadır. Ülkenin coğrafi bakımdan küçük olmasının fiziksel dağıtım eylemlerini - özellikle taşımayı - kolaylaştırdığı gözden kaçırılmamalıdır. Uluslararası pazarlardaki dağıtım uygulamaları çok daha değişik bir yapıdadır. Pazara girmenin ilk aşamasında şu üç uygulamaya başvurulur:1- üretim işletmelerinin bir çoğu, yabancı ülkelerin sosyal yapılarını, işletme gereklerini, yasal düzenlemeleri ve dillerini bilen büyük Japon ihracat şirketlerini kullandılar. Bu şirketler, işlerin büyük boyutlu olması ve deneyimli olmaları nedeniyle, dağıtım maliyetlerinin düşük olmasını sağladılar.2- Bazı işletmeler girilen ülkenin yerel dağıtım işletmeleriyle anlaşmalar yaptılar. Böylece yerleşik dağıtım sisteminden yararlandılar.3- Bazı işletmeler de - özellikle ABD pazarında - iyi işlemeyen dağıtım kanallarına ve pazarlama uzmanlarına sahip olan yerel yöneticilerle çalıştılar.*Reklam stratejisi: Japon reklamları duygusal, baş döndürücü ve dolaylı mesajlar veren yapıdadır. Ayrıca, reklamlarda, yumuşak ses ve müzik ile çok güzel görüntülere yer verilir. Pazara sunulan malların, üreticinin titiz çabaları sonucunda geliştirilmiş mallar olduğu vurgulanır. Böylece tüketicilerde üreticinin olumlu imajı uyandırılmaya çalışılır.*Bilgi toplama stratejisi: Japon yöneticileri dağıtım kanalında yer alan toptancı ve perakendecilerden doğrudan bilgi toplamaya çok önem verirler. Dağıtım kanalında yer alan aracıları ziyaret ederek elde edilen bilgiler <>; mal gönderme, stok düzeyleri ve perakende satışlarla ilgili bilgiler <> diye adlandırılır. Bu iki tür bilginin, tüketicilerin davranışlarını ve isteklerini en iyi biçimde yansıttığına inanırlar.Bir pazara girerken <> veriler üst ve orta düzey yöneticiler tarafından toplanır. Nedeni, aracıları ziyaret ederek toplanan bilgilerin, pazara girme açısından ve sonra da iyi ilişkiler geliştirme açısından çok kritik bilgiler olduğuna inanılmasıdır. Yöneticiler, kendi mallarını rakiplerininkilerle karşılaştırmak istediklerinde <> veriler ele geçirmek isterler. Bunu için de malın dağıtım kanalındaki gerçek akışını gösteren stok, satış ve başka bilgileri toplarlar.YÖNETİM ÖZELLİKLERİPazarlama eylemleri, işletme, satış ya da kar eylemleri olarak değil, insan eylemleri olarak görülür, dolayısıyla insan faktörüne çok önem verilir. Pazarlama yöneticisinin temel görevi, görevlileri yetiştirmek, işbirliğine ve uyumlu çalışmaya alıştırmak ve olabildiği ölçüde işletmeye katkıda bulunmasını sağlamaktır.Pazarlama eylemlerini yürüten üyelerin yetkileri ve sorumlulukları kesin çizgilerle belirlenmemiştir. Üyeler tek bir eylem türüne bağlanmamışlardır. Pazarlama eylemleri sadece pazarlama departmanının sorumluluğunda değildir. Pazarlama bölümü dışında kalan bölümlerin yöneticileri de pazarlama eylemleriyle ilgilenirler.Japon pazarlamasının güçlü yanı, pazarlama stratejileri ve taktikleri geliştirmekten çok, uygulamadadır. Uygulamanın etkili olmasında şu özellikler önemli rol oynar: Japon işletmelerinde orta yönetim basamağındaki yöneticiler, eylemlerin yönetiminde önemli rol oynarlar. Bunlar çok iyi yetiştirilmiş, alttan başlayarak, yönetici düzeyine yükselmiş, yaşamları boyunca işletmede görev yapan kişilerdir. Dolayısıyla işletmeyi ve çevreyi çok iyi bilirler. Üst yönetimle ve alt basamaktaki görevlilerle kolayca ilişkiler kurarlar. Etkili planlar ve programlar geliştirirler.İkinci özellik, Japonya'da üst düzey yöneticilerin, pazarlamayla ilgili olarak, <> koymalarıdır. Bu normlar, oldukça geneldir ve pek de açık-seçik değildir. Böylece, uygulamacılara esneklik verilmiş olur. Üçüncü özellik ise, işletmenin kurucusunun karizmasının ve önderlik yeteneklerinin, pazarlama eylemlerinin etkili bir biçimde yürütülmesinde itici güç olmasıdır.Oluşturulan pazarlama stratejileri ve taktikleri kolayca kavranabilir ve ilgili taraflarca desteklenir. Stratejiler esnektir, değişen koşullara çabucak uyum sağlayabilir ve oldukça kısa süreli amaçlara yöneliktir. Ancak, işletme sahipleri ve finans kurumları kısa sürede kar için baskı yapmazlar, önemli olan belirlenen pazara girmek ve planlanan Pazar payını elde etmektir.DEVLETİN ROLÜDevlet kuruluşları, işletmeleri ve iş hayatını yönlendirme çabalarında bulunur. Ancak emri vermez, dikte etmez, sadece özendirici ve caydırıcı biçimde davranır. Devletçe hazırlanmış merkezi bir plan yoktur. Bir çok ekonomik karar, ilgililerin düşünceleri alınarak oluşturulur.Japon pazarlamacıları devlet kurumlarıyla iyi ilişkiler kurarlar ve uyumlu biçimde çalışırlar. Geliştirdikleri projeler ve stratejilere ilişkin bilgileri ilgili devlet kurumlarına verirler. Bu arada büyük işletmelerin küçük işletmelerle şiddetli rekabete girmelerini önlemek üzere bazı önlemler alındığını da belirtmek gerekir.Türkiye İle Japonya'nın Pazarlama Sistemlerinin KarşılaştırılmasıJaponya ile Türkiye'nin kıyaslaması yapıldığında, Japonya'nın pazarlamada elde ettiği başarıların Türkiye için niçin sağlanamadığı sorusu akla getirilebilir. Bu anlamda Japonya'nın izlediği yol ve uyguladığı yöntemler değerlendirilerek Türkiye'nin içerisinde bulunduğu şartlara göre yaralı sonuçlar oluşturacak fikirler geliştirilebilir. Bir ülke teknolojiye iki şekilde sahip olabilir, bunlar; 1- satın almak, 2- teknolojiyi üretmek olarak sıralanabilir.Bunlardan satın almak çok pahalıya mal olabilirken, ikincisinde ise çok büyük sermaye, bilgi, tecrübe gibi faktörlere ihtiyaç vardır. Kısaca, her ikisinin de yerine getirilmesi için finansal kaynak gereklidir. Japonya ise özellikle teknolojiyi alırken tamamen dışarıya bağlı kalmayıp, piyasadaki mevcut teknolojiyi aynen alıp, yeni gelişmeleri onun üzerine inşa ederek bugünkü konumuna ulaşmada önemli oranlarda yol kat etmiştir. Böylece mükemmeli başarmada her şeye sıfırdan başlamayarak büyük bir zaman ve finans kaybını önlemiştir.Türkiye'nin böylesi durumlarda yapabilecekleri ve dışa açılma politikalrını geliştirmesi açısından yapması gerekenler şöyle sıralanabilir: Türkiye 1980 sonrası dönemlerde, iç talebin azalmasından dolayı artan ürün fazlalıklarının azaltılması düşüncesi ihracatın artmasına sebep olmuştur; ancak, devletin vermiş olduğu teşvikler ve sağlamış olduğu sübvansiyonlara rağmen Türkiye'nin dünya ticaret hacminden aldığı pay istenilen seviyelerde değildir. Türkiye'nin ulusal ve uluslar arası pazarlama açısından amaçlarını yeni gelişmelere göre gözden geçirmesi gerekmektedir.Pazarlama yönetiminde, kişilerin veya kurumların değil toplumun menfaatini hedefleyen ve böylece toplumun katılımını sağlayabilen sosyal pazarlama anlayışının önemi hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir. Modern ve sosyal pazarlama anlayışının, ulusal ve uluslar arası pazarlama alanındaki gelişmeleri hızlandırıcı etkisinden faydalanabilmek için: devlet, tüketiciyi koruma kanunları; sanayi yatırımlarına yeterli teşvik ve indirimler; çevreyi ve insan sağlığını korumaya yönelik yatırımları özendirme; okullar, kalifiye eleman yetiştirme kursları, topluma karşı sorumluluk duygusunun geliştirilmesine yönelik çalışmaların ödüllendirilmesi gibi faaliyetlerle destek olmak durumundadır.Türkiye bir müddet Japonya gibi ithal ikamesine yönelip, daha sonra dünya pazarlarına çok uluslu şirketler, ortaklaşa yatırımlar, yabancı sermaye yatırımı özel veya resmi ihracat büro ve acentaları açarak girebilir ancak, burada diğer ülke özellikleri dikkate alınarak Türkiye açısından en uygun olan şekil seçilmelidir. Yurt dışı pazarlara girmeden büyük zaman ve finans kaybını önleyecek tedbirleri almalı; gerekli olan değişiklik ve yenilikleri yapmalı; hedef müşterilerin beğenilerini üründen hizmete kadar kazanmalıdır.Yüksek teknolojiyi ülkenin kendi öz sermayesiyle veya ihracat gelirleriyle en iyi şekilde transfer edebilmeli, uluslar arası rekabete karşı koyabilecek sanayileşme sağlanabilmeli, üretimle başlayan servis hizmetleriyle devam eden hizmetlerinde her ayrı faaliyet kolunda verimliliği sağlayabilecek bilgi sadece üst düzey bir idarecide veya birkaç idarecide toplanmamalı özellikle verimliliği sağlayacak şekilde dağıtılmalıdır.Dış ticaret hacmi dar olan ve sanayileşmede geciken ülkelerde işletmelerin güç kaynağını oluşturan devlet uzun dönemde kar getirecek yatırımlarda müteşebbislere, her konuda hem destek vermeli hem de akılcı bir kontrolle yönlendirebilmelidir.

kaynak ( http://www.ekonomi.name/)