ihracat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ihracat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İhracat İçin Vazgeçilmez Pazarlama Planı

21 Ocak 2008 Pazartesi

Aşağıdaki tüm başlıkları detaylı bir şekilde içerik bir plan hazırlanmalıdır:
Hedef Pazarın Tanımlanması:
> Ekonomik Çevre
> Ekonomik Sistem
> Pazarın Gelişmişlik Durumu (Gelir Düzeyi, Kişi Başı Gelir vs.)
> Önemli Ekonomik Göstergeler (Dış Ödemeler Dengesi, Dış Ticaret Dengesi ...)
Ticari Çevre:
> Ticari Yapı (Ülke ticaret ortakları ve ürünlerine göre ithalat ve ihracat)
> Türkiye ile olan Ticari Yapı
Bölgesel ve Öncelikli Ticari Anlaşmalar:
> Uluslararası Ticaret Örgütlerine Üyelik
> Öncelikli Ticaret Anlaşmalarına ve Bölgesel Ekonomik Entegrasyonlarına Üyelik-Üyeliğin ve ihraç edilecek ürüne olan uygulamalarının tanımlanması
> Varsa Türkiye ile olan Ticari Anlaşmalar ve İhraç Edilecek Ürüne olan Uygulamaları
Sosyal ve Kültürel Çevre:
> Tutum, İnanç, Değer, Estetik, Tat tercihleri, Dil ve İletişim (Yalnız ürünle ilgili olanlar)
> Toplumun Kültürel Yönelimi İhraç Edilecek olan Ürüne olan Uygulamaları
Politik, Yasal ve Kural Koyucu Çevre:> Politik Kültür ve Yapının Özet Tanımı
> Ülkenin Politik Riski
> İlgili Vergiler
> Ülke Yönetiminin Yabancı İşletme ve Yatırımlara Yaklaşımı
> Yasal Sistemin Genel Tanımı
> Anlaşmazlık Durumundaki Mevcut Alternatifler
> Kural Koyucu Çevrenin İhraç Ürününe olan Uygulamalarının Özet Olarak Tanımlanması
Pazar Araştırması:Pazar araştırması sonuçlarının değerlendirilmesi ve analizi.
Pazar Bölümlenmesi (Segmentasyonu):
> Önerilen Bölümlenme Stratejisi
> Önerilen Hedefleme Stratejisi
> Önerilen Konumlandırma (Pozisyonlama) Stratejisi
Kaynak (Sourcing) Stratejileri:
> Türkiye'deki İhracatı Destekleyen Yönetim Politikaları
> Türkiye'deki İthalatı Engelleyen Yönetim Politikaları ve Uygulamaları
> İhraç Edilen Ürüne Uygulanan Tarifeler
> İhraç Edilen Ürüne Uygulanan Gümrük ve Fiyatlandırmalar
> Ürünün İhracında Önerilen Anahtar İhraç İştirakçileri
> Önerilen İhraç Finansmanı ve Ödeme Yolları
Pazara Giriş Stratejisi:Önerilen Pazara Giriş Stratejisinin Tanımlanması, Sebebi ve Gelişimi.
Rekabetçi Avantaj Analizi:
> Ülke Pazarındaki Rekabeti Etkileyen Önemli Güçler
> İhraç Ürün için Önerilen Genel Stratejiler
Ürün ve Marka Stratejileri:> Ürünün Tanımlanması
> Ürün Tipi
> Sebebi ile birlikte Ürün İçin Önerilen Marka
> Ürüne Olan Genel Tutum
> Ürünün Aynen ya da Pazara Göre Adapte Edilip Edilmeyeceği ile ilgili
Önerilen Stratejik Alternatifler. Neden ve Nasıl?
> Önerilen Ürün Test Etme Metotları
Fiyatlama Stratejileri:
> Önerilen Fiyatlandırma Amacı ve Stratejisi
> Ürün için Önerilen Fiyat Eskalasyon Tablosu
> Önerilen Fiyata ve Etkilerine Olan Önemli Etmenler
> Fiyatlama Politikası
Dağıtım Stratejisi:
> Amaçlar ve Kısıtlamalar
> Dağıtım Kanalının Tanımlanması
> Perakende Satışta Kullanılabilecek Kategoriler
> Perakende Pazarına Giriş Stratejisi
> Ürünün Fiziksel Dağıtımı ve Lojistik Yönetimi
Reklam ve Halkla İlişkiler Stratejisi:
> Kültürel, Teknolojik vb. gibi Önemli Hususlar
> İçeriğin Aynen Kullanımı ya da Adaptasyonu
> Önemli Fikir ve Örnek Kopya
> Medya Kararı
> Halkla İlişkiler ve Tanıtma Aktiviteleri
Önerilen Satış Tutundurma Aktiviteleri
Potansiyel Müşteriler
Kaynak: www.ihracatdunyasi.com Özgür Çakır

İhracat, 3.5 milyar doları aştı

14 Ocak 2008 Pazartesi


2008 yılının ilk ayının ihracat rakamları gelmeye devam ediyor.
Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın web sitesinde (ihracat.dtm.gov.tr) açıkladığı kayıt rakamlarına göre 12 Ocak itibariyle yıllık ihracat 3 milyar 530 milyon 804 bin dolar olarak gerçekleştirildi. Geçen yılın aynı döneminde ihracat 1 milyar 375 milyon 952 bin dolar olmuştu. Böylece ihracatta geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 156.6 oranında bir artış yaşandı.
12 aylık dönem itibariyle bakıldığında ihracatın 108 milyar 80 milyon 338 bin dolar olduğu belirtildi.

Kaynak : Dünya Gazetesi

Fransa'da alkol ihracatında rekor

11 Ocak 2008 Cuma

Fransa'da, başta şarap olma üzere, şampanya ve konyak gibi alkollü içki ihracatının cirosu, 9 milyar Euro'yu geçerek, yeni bir rekora imza atıldı.
Fransa Alkollü İçki İhracatçıları Federasyonu Başkanı Philippe Casteja, basına yaptığı açıklamada, bir önceki yıla oranla, 2007’deki ihracat miktarının 9.2 ile 9.5 milyar Euro arasında olmasının beklendiğini söyledi.
Geçen yılki ihracat oranının 8.74 milyar avro olarak gerçekleştiğini hatırlatan Casteja, özellikle şampanya ve konyak ihracatından 2007 yılında önemli artış sağlandığını hatırlattı.
ABD, İngiltere ve Almanya, Fransa’nın en iyi müşterileri arasında ilk sırada yer alıyor. Alım gücü düşük Rusya ve Çin gibi ülkelerde de Fransız şarap ve diğer alkollü içkilerine olan talep giderek artıyor.
Fransız ihracatçılar, Amerikan dolarının, avro karşısında değer kaybetmesinin, özellikle bu ülkeye yaptıkları ihracatı olumsuz yönde etkilediğini düşünüyor.

Türk markaları, dünya tüketicilerinin tercih ettiği markalar haline geliyor.İşte o markalar.

Türk şirketleri Dünya pazarlarında büyümesini sürdürürken, Türk markaları da dünya tüketicilerinin tercih ettiği markalar haline geliyor. Üretiminin yüzde 90'ını ihraç eden Vestel, tüm kıtalarda toplam 106 ülkeye ürün satıyor. Vestel, ihracatının yüzde 80'ini AB üyesi ülkelere yapıyor. Yurt dışında yılda yaklaşık 20 milyon adet cihaz satışı yapan Vestel, son 12 yılda 106 ülkeye gerçekleştirilen ve 12,5 milyar doları aşan ihracatı ile dayanıklı tüketim malları sektöründe 7 yıldır üst üste ihracat birinciliğini koruyor.
Vestel Şirketler Grubu İcra Kurulu Başkan Vekili ve Dış Ticaret Başkanı Turan Erdoğan, bu yıl itibariyle yeni bölgelere odaklandıklarını, Hindistan'a ve Asya Ülkelerine ihracatı başlattıklarını bildirdi. Erdoğan, ''Bu bölgelerde büyük potansiyel görüyoruz. Avustralya, Orta Doğu ve Doğu Avrupa'da önemli artışlar bekliyor ve sonuçlarını da alıyoruz'' dedi.
Dünya elektronik eşya üretiminin yüzde 6'sının, Avrupa elektronik eşya üretiminin yüzde 28'inin, beyaz eşya tarafında ise başlıca ürün olan buzdolabında Avrupa üretiminin yüzde 11'inin Vestel tarafından gerçekleştirildiğini ifade eden Erdoğan, ''Dijital ürünlerde İngiltere'de yüzde 50, AB'de yüzde 20 pazar payına ulaştık. Avrupa TV pazarında yüzde 28 paya sahibiz. CRT TV'de yüzde 40 pazar payıyla Avrupa'da açık ara pazar lideri konumundayız. LCD TV'de ise Avrupa pazarında yüzde 12 payla 4. sıradayız, İngiltere pazarında ise yüzde 20 pazar payına sahibiz. Beyaz eşya tarafında başlıca ürünümüz olan buzdolabında Avrupa pazarındaki payımız yüzde 11'i buldu'' diye konuştu.
''VESTEL, AVRUPA'DA ELİNİ GÜÇLENDİRECEK''
Vestel'in özellikle flat paneller (LCD ve plazma) ve dijital dönüşümde liderliği yakalayarak Avrupa'ya dijital televizyon ihracatında Uzak Doğu üreticilerinin çok önüne geçtiğini söyleyen Erdoğan, ''Vestel, 2006 yılında ayrıca İskandinav ve Kuzey Avrupa ülkelerinde yüksek bilinirliğe sahip Finlux ve Luxor markalarını satın alarak bu markalar altında da üretim ve yurt dışı satışlarla pazar atağına geçti. Alman ekolünün hakim olduğu ülkelerde yaygın olan Graetz markasını da satın alan Vestel, böylelikle Avrupa'da elini güçlendirecek'' dedi.
Vestel'in 2008'de ihracat şampiyonluğunu korurken, Avrupa LCD TV pazarında 3. sıraya yükselmeyi, 2010 yılında da LCD pazarında 1 numara olmayı hedeflediğini ifade eden Erdoğan, Vestel'in 2007'de toplam 2,7 milyar dolar ihracat gerçekleştireceğini, 2008 yılı ihracat hedefinin ise 2,9 milyar dolar olduğunu, yeni yılda mevcut pazarlara ek olarak Rusya, Doğu Avrupa ve Hindistan ve Asya pazarlarına yönelik çalışmaların artarak devam edeceğini kaydetti.
ÜLKER
2007 yılında yurt dışı yatırımlara ağırlık veren Ülker Şirketler Topluluğu da, yılın son ayında Türkiye tarihinin ''en büyük'' yurt dışı satın almasını gerçekleştirdi. Yıldız Holding tarafından gerçekleştirilen satın alma ile Godiva, 850 milyon dolara topluluk bünyesine katıldı.
Yıldız Holding Üst Yöneticisi (CEO) Atilla Kurama, "Godiva, Ülker'in çikolata alanındaki başarısını pekiştirecek. Bu satın alma aynı zamanda bir Türk şirketinin dünya çapında sektöründe lider bir markayı satın alması ile de Türkiye'nin ve Türk şirketlerinin globalleşme anlamında katettikleri yol açısından da büyük önem taşıyor" dedi. Bölgesinde öncü ve lider bir gıda grubu olma vizyonu ile yurt dışı yatırımlarına başlayan Ülker Şirketler Topluluğu, bu vizyonla başladığı Mısır ve Pakistan yatırımlarını 2008 yılının ilk çeyreğinde üretime alınacak aşamaya getirdi.
Topluluk, bu iki ülkedeki tesislerin devreye girmesi ile yurt dışındaki operasyon sayısını 8 ülkeye yaymış olacak.
VİTRA
75'ten fazla ülkeye ihracat yapan Eczacıbaşı Yapı Grubu ise yurt dışında ürünlerini 150'den fazla mağazada ve 2 bini aşkın satış noktasında teşhir ediyor. İrlanda'nın Arklow şehrinde 1998 yılında kurulan ve bugün halen İrlanda'nın tek karo üreticisi konumunda bulunan VitrA Ireland Ltd'nin, pazar payının artmasıyla ortaya çıkan kapasite artırımı ve modernizasyon ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulan yeni tesisle birlikte, yatırım değeri 20 milyon dolara, üretim kapasitesi ise 1 milyon 750 bin metrekareye ulaştı.
Grup, 2005 yılı sonunda Alman seramik sektörünün merkezi konumundaki Rheinland Pfalz bölgesinde kurulu Engers Keramik'i satın aldı. 1911'den beri faaliyet gösteren tesis yıllık 2,3 milyon metrekare üretim kapasitesine sahip.
''KÖLN MAĞAZAMIZI 'AMİRAL MAĞAZA' OLARAK DÜZENLİYORUZ''
2007 yılı Mart ayında İstanbul'da imzalanan anlaşma ile birlikte, dünyanın en eski ve bilinen seramik markası Villeroy&Boch Karo Bölümünün tüm üretim ve pazarlama faaliyetleri Eczacıbaşı tarafından yürütülüyor. Villeroy&Boch'un Almanya'da iki ve Fransa'da bir fabrikası bulunuyor.
Eczacıbaşı Yapı Gereçleri sektöründeki toplam ihracatın yüzde 50'sinden fazlasını gerçekleştiriyor. VitrA Almanya'da yüzde 13, Avusturya'da yüzde 10, İngiltere'de yüzde 6, ABD'de ve Fransa'da yüzde 3, İtalya'da yüzde 2, İsrail'de ve İskandinavya'da yüzde 8 ve Yeni Zelanda'da yüzde 10 pazar payına sahip. Eczacıbaşı Yapı Gereçleri Genel Müdürü Haluk Bayraktar, Halen 5. sırada yer alan Vitra'nın, 2010 yılına kadar Avrupa'nın en büyük 3 seramik firmasından biri olmayı hedeflediğini bildirdi.
Yeni yılda, yurt dışındaki çalışmalarına Mayıs'ta açılacak Köln mağazası ve Moskova'da bu ay açılacak showroomla devam ettireceklerini söyleyen Bayraktar, ''Köln mağazamızı 'amiral mağaza' olarak düzenleniyoruz. Tüm modern tasarımlarımızı sergileyeceğimiz bu iki nokta, 2008'de Avrupa'daki yeni kapılarımız olacak'' dedi.
GOLDAŞ'IN GELECEK 3 YILDA BÜYÜME ALANI AVRUPA VE DOĞUSU
Beş kıtada 48 ülkeye ihracat yapan Goldaş ise gelecek üç yılda büyüme alanını Avrupa ve doğusu olarak belirledi. Goldaş Kuyumculuk Üst Yöneticisi (CEO) Sedat Yalınkaya, perakende sektöründe büyümenin grubun hedefleri arasında yer aldığını, hem yurt içi hem de yurt dışında yeni mağazalar açmayı sürdürdüklerini, Türkiye'nin yanı sıra Rusya, Çin, Almanya, Romanya, Ukrayna ve Çek Cumhuriyeti gibi potansiyeli yüksek pazarlarda bulunmaya özen gösterdiklerini belirtti.
Yalınkaya, "2008 yılında özellikle Çek Cumhuriyeti, Romanya, Almanya ve Ukrayna, büyümeyi hedeflediğimiz pazarlar arasında. Yeni pazarlarla büyümek her zaman gündemimizde ve iş hedeflerimiz arasında yer alıyor" dedi.
''MADENCİLİKLE İLGİLİ ÇALIŞMALARA ÇİN'DE BAŞLAMAYI PLANLIYORUZ''
Goldaş hisselerinin, İMKB'nin yanı sıra Frankfurt ve Berlin Borsaları ile ABD OTC piyasasında işlem gördüğünü söyleyen Yalınkaya, Goldaş'ın, Assortie ve diğer markalarının yurt içi ve yurt dışı operasyonlarına yenilerini ekleyerek, 2007'yi 150 civarında mağazayla kapatmayı hedeflediklerini, 2010 sonunda bin 450 mağazaya ulaşma hedefleri bulunduğunu bildirdi. Yalınkaya, ''Gelecek üç yılda büyüme alanımızı Avrupa ve doğusu olarak belirledik'' dedi.
Bu yıl ihracat yaptığı ülkeler arasına Endonezya, Vietnam ve Sri Lanka'yı da dahil ettiklerini belirten Yalınkaya, ''Grup olarak altının her aşamasında faaliyet gösteren şirketlerimizle üretimde, kıymetli maden ticaretinde ve perakendede önemli bir büyüklüğe ulaştık. Önümüzdeki dönemde Grup olarak, yurt dışında inşaat ve madencilik alanında da büyümeyi hedefliyoruz. Grup çatısı altında bulunan madencilik şirketlerimizin halen Türkiye, Mali ve Ghana'da altın sahaları bulunuyor. 2008'de ise madencilik ile ilgili çalışmalarımıza Çin'de de başlamayı planlıyoruz'' dedi.
MAVİ, 50'DEN FAZLA ÜLKEDE MÜŞTERİLERİYLE BULUŞUYOR
1991 yılında Sait Akarlılar tarafından kurulan ve dünyaya açılmaya blue jeansın anavatanı Amerika'dan başlayan Mavi Jeans de, bugün 50'den fazla ülkede 174'ü Mavi Shop olmak üzere 4 binin üzerinde satış noktasında müşterileriyle buluşuyor. Yurt dışında faaliyet gösteren 4 şirketi bulunan Mavi'nin en büyük pazarı, yüzde 60'lık payla Türkiye.
Yüzde 24'le ikinci büyük pazar olan Kuzey Amerika'yı, yüzde 14 ile Avrupa ve yüzde 2 ile Avustralya pazarı izliyor. Mavi'nin İstanbul, New York, Los Angeles, Vancouver, Montreal, Londra, Frankfurt, Berlin, Münih, Hamburg, Duesseldorf, Kopenhag, Brüksel, Sidney, Paris, Toronto, Milano, Amsterdam, Zürih ve Salzburg şehirlerinde showroomları yer alıyor. 2007 yılında tahminen 47 milyon dolarlık ihracat yapacak olan Mavi, 2008 yılında 58,4 milyon dolarlık ihracat hedefliyor. Mavi, 5 yıl içinde öncelikli pazarlarıyla birlikte Milano, Londra, Barselona gibi dünyanın moda merkezlerinde 40 mağaza açmayı planlıyor.
ARÇELİK, 106 ÜLKEYE İHRACAT YAPIYOR
Arçelik, 5 kıtada toplam 106 ülkeye ihracat yaparken, dünyada yaklaşık 75 milyon hanede ürün ve hizmetlerini tüketicilerle buluşturuyor. Arçelik A.Ş, uluslararası markası Beko ile İngiltere soğutucular pazarında liderliğini sürdürürken, Belçika ve Litvanya fırın pazarınında da birinci sırada yer alıyor.
Türkiye pazarında Arçelik markasının ardından ikinci sırada yer alan Beko, Azerbaycan, Gürcistan ve Irak dayanıklı tüketim sektörünün lider markası konumunda bulunuyor. Sadece Beko ürünlerinin satışa sunulduğu "Beko özel mağazacılık" sistemini, Doğu Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleri başta olmak üzere global pazarlara ihraç eden Arçelik, Türkiye sınırları dışında Sırbistan'dan Çin'e, Ukrayna'dan Lübnan'a uzanan bir coğrafyada 250'yi bulan Beko özel mağaza sayısını önümüzdeki 3 yıl içinde 30'u aşkın ülkede 500'e çıkarmayı hedefliyor.
Arçelik kendi markasının yanı sıra Beko, Blomberg, Elektra Bregenz, Arctic, Altus, Leisure, Flavel ve Arstil olmak üzere dokuz markasıyla 106 ülkede ürün ve hizmet sunuyor. Kendi alanında pazar liderliğini sürdürerek güçlü markaların üzerinde büyüme stratejisi izleyen Arçelik, uluslararası satış cirosunun yaklaşık yüzde 80'ini markalı satışlarla gerçekleştiriyor.
Uluslararası büyüme stratejisi doğrultusunda, Romanya'da Arctic'i satın alan ve yatırım yapan, Rusya'da buzdolabı, çamaşır makinesi ve televizyon üretim tesisleri bulunan Arçelik, Çin'i de yakından takip ediyor. Çin'de çamaşır makinesi üretim tesisine sahip olan ve ''Changzhou Casa-Shinco Electrical Appliances Co. Ltd'' şirketi hisselerinin yüzde 100'ünü 8 milyon dolar karşılığında satın alarak şirketin ismini ''Beko Electrical Appliances Co. Ltd.'' olarak tescil ettiren Arçelik, bu yatırım ile Çin piyasasında büyümenin yanı sıra Kuzey Amerika ve Asya-Pasifik bölgeleri için öngördüğü büyüme stratejisine bir ivme kazandırmayı hedefliyor.
Arçelik, 2002 yılında Almanya'daki Blomberg şirketini ve markasını satın aldıktan sonra, yine aynı yıl içinde İngiltere'deki Leisure ve Flavel ile Avusturya'daki Elektra Bregenz şirketini ve markasını bünyesine kattı. Son olarak Avrupa'nın en iyi tanınan köklü markalarından biri olan Grundig'i 2004 yılında İngiliz Alba şirketi ile ortak olarak satın alan Beko Elektronik A.Ş., 18 Aralık 2007'de yüzde 50 Alba hissesini de satın alarak Grundig Multimedia B.V.'nin ve Grundig tüketici elektroniği markasının tamamına sahip oldu. Ana ihracat hedefi konsolide net cirosunun en az yüzde 50'sini yurt dışı satışlardan elde etmek olan Arçelik'te, 2006 sonu itibarıyla yüzde 48 seviyesinde gerçekleşen bu oranın 2007 itibarıyla hedeflenenin üstünde gerçekleştirilmesi amaçlanıyor.
TOFAŞ'TAN 75 ÜLKEYE İHRACAT...
Tofaş'ın ihracat hacmi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15 artarak yılın ilk dokuz ayında 100 bin 170 adede ulaşırken, Tofaş tarafından üretilen araçlar 75 ülkeye ihraç ediliyor. Bursa'nın ''her santimetre karesi dolana kadar yeni projeler üretmeyi'' hedefleyen şirketin Türkiye'den ihraç ettiği Doblo, Fiat'ın en başarılı ürünleri arasında yer alıyor.
MiniCargo projesi Tofaş tarihinde kilometre taşı olurken, birden çok marka için üretilmesi bakımından Türk otomotiv sanayinde bir ilk olan MiniCargo'nun fikri mülkiyet hakları Tofaş'a ait. Yılda 165 bin adet üretilecek ve üretim hayatı boyunca 1 milyon adetten fazla üretilmesi planlanan MiniCargo'nun üretiminin yüzde 90'ı ihraç ediliyor. Özellikle 2006-2010 dönemi arasında değişim ve yatırım hamlesi içinde olmayı planlayan ve 2007-2009 arasında toplam yatırımını 870 milyon avro civarına çıkaracak olan, 2007'de de 340 milyon avroluk yatırımı söz konusu olan Tofaş, yeni üretimlerin devreye girmesiyle yüzde 70'den fazlasını ihracatın oluşturduğu, 360 bine çıkacak kapasitesinin tamamını kullanan bir şirket haline gelmeyi hedefliyor.
TEMSA...
Fransa, Avusturya, Almanya, Çek Cumhuriyeti, Romanya, İngiltere, İspanya, İtalya, Ürdün ve Dubai'de 11 temsilciliği ve toplam 40 ülkede 43 bayiden oluşan uluslararası bayi ağı bulunan Temsa'nın da, Mısır fabrikasının 2008 yılının ilk yarısında faaliyete başlaması hedefleniyor. Bu yıl Adana tesislerindeki üretiminden toplam bin adet otobüs ve midibüsü ihraç eden Temsa, Avrupa pazarında sahip olduğu pazar payını, yakın gelecekte yüzde 10'a çıkararak Avrupa'nın en büyük bağımsız otobüs ve midibüs üreticisi olmayı hedefliyor.
Otobüs üretiminin yüzde 75'inden fazlasını ihraç eden, ihracatının ise yüzde 85'i Avrupa ülkelerini kapsayan Temsa'nın Avrupa'ya ihracatının yüzde 50'sini Fransa, yüzde 25'ini Almanya ve yüzde 15'ini İtalya oluşturuyor. Temsa, Avrupa'da en güçlü olduğu pazar olan Fransa otobüs pazarında ikinci sırada yer alıyor. Diamond, Safari, Tourmalin, Metropol, Opalin ve Prestij adlı otobüs ve midibüslerini dünyanın 40'ı aşkın ülkesine ihraç eden Temsa'nın, Mısır'daki tesisin üretime başlamasıyla Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Körfez ülkelerinin de artan talebini karşılaması planlanıyor. Temsa, 2007 yılını 185 milyon dolar ihracat rakamı ile kapatmayı öngörürken, 2008 yılında 200 milyon dolar ihracat hedefliyor. -
ŞAHİNLER'İN ÜRÜNLERİNİ 50 MİLYONUN ÜZERİNDE İNSAN GİYİYOR
Yurt dışındaki tesislerinde Diesel, Zara, H & M, Mark's & Spencer, Nautica, Lee, Wrangler, Sara Lee, Disney, Tiffany, Puma, Fila, Tesco, WF Group, Brand Alliance, Express, GAP, Garry Weber, Marc'o Polo, More&More, Tommy Hilfiger, Macy's, Aeropostale gibi dünyaca ünlü yaklaşık 30 markanın üretimini gerçekleştiren Şahinler Holdingin Bulgaristan, Ürdün ve Mısır'da üretim tesisleri, aynı zamanda Çin, Hindistan ve Bangladeş'te de birer tedarik ofisi bulunuyor. Almanya, Avusturya, Slovenya, Hollanda, İsviçre, Fransa ve Amerika'da şirketleri olan Şahinler Holdingin ürünlerini, her yıl dünyada 50 milyonun üzerinde insan giyiyor.
Almanya, Avusturya, İsviçre, Slovenya ve Çek Cumhuriyetindeki 300 mağazasıyla müşterilerine ulaşan Adessa'nın, 2008 yılında mevcut ülkelerde yeni mağazalarının açılması planlanıyor. 2008 yılında Baltık Cumhuriyeti, Romanya, Bulgaristan, Polonya, Hırvatistan, Slovakya, Macaristan ve eski Doğu Bloğu ülkelerinde de yeni mağazalar açılması hedefleniyor. Şahinler Holding, Ürdün ve Mısır'da üretim yaparken Tayvan, Pakistan, Romanya ve Fransa'dan kumaş, Pakistan, Hindistan ve Mısır'dan iplik, İsrail'den paketleme ve aksesuar malzemeleri, Hindistan ve Kore'den boya, Çin'den kumaş, aksesuar ve tekstilde kullanılan muhtelif malzemeler satın alıyor.
Bu yıl sonu itibarıyla gerçekleştirdiği ihracat tutarı 250 milyon dolar olan Şahinler Holding, 2008 yılında 100 milyon dolar civarında yatırım gerçekleştirmeyi planlıyor.
TURKCELL GRUBUNUN 45 MİLYON ORANSAL ABONESİ BULUNUYOR
Türkiye dışında Ukrayna, KKTC, Kazakistan, Azerbaycan, Gürcistan ve Moldova olmak üzere toplam 6 ülkede faaliyet gösteren Turkcell ise, Kazakistan, Azerbaycan, Moldova ve Gürcistan'daki GSM faaliyetlerine Fintur aracılığı ile iştirak ediyor.
Ukrayna'da life markasıyla faaliyet gösteren Astelit, 30 Eylül 2007 itibarıyla 7,6 milyon abonesiyle yüzde 14 pazar payına sahip iken, Turkcell'in Fintur aracılığıyla sahip olduğu Kazakistan'daki iştiraki Kcell ve Azerbaycan'daki Azercell, pazarlarında lider operatörler olarak, Gürcistan'daki Geocell ve Moldova'daki Moldcell ise ikinci en yüksek pazar payına sahip operatörler olarak faaliyet gösteriyor.
Turkcell, 2008'de yeni yurt dışı yatırımlar yapmayı planlıyor. Ukrayna ve KKTC'de doğrudan, Kazakistan, Azerbaycan, Gürcistan ve Moldova'da Fintur aracılığıyla yatırımları bulunan Turkcell, Ukrayna'daki iştiraki Astelit'in yüzde 55'ine, Fintur'un ise yüzde 41,45'ine sahip.
AA
Morfikirler

İhracat 2007’de 100 milyar doları aştı

3 Ocak 2008 Perşembe



İhracat 2007 yılında yüzde 23.5 artışla 105.9 milyar dolara ulaşarak yeni bir rekor kırdı.
İSTANBUL - Türkiye ilk kez 100 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirdi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, ihracat 2007’nin tamamında yüzde 23.49 artışla 105.9 milyar dolar düzeyine yükseldi. Aralık ayında ihracat yüzde 7.6’lık artışla 9.4 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. İhracat rakamlarının açıklandığı toplantıda konuşan Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, bu yıl 125 milyar dolarlık ihracat hedeflediklerini söyledi.
2007’nin tamanında tarım sektörü ihracatı yüzde 16.32 oranında yükselirken, en çok ihraç edilen ürün, yaş meyve ve sebze oldu. Toplam ihracatın yüzde 87’sini gerçekleştiren sanayi sektörünün performansı ise, yüzde 24.24 oranında arttı. Sanayi içinde, makine ve makine aksamlarının ihracatı yüzde 43.22 oranında yükseldi. Madencilik sektörü ihracatı da, yüzde 30.52 oranında arttı.
Geçen yıl en fazla ihracat artışı olan sektörler arasında yüzde 31.85’lik artışla fındık ve mamulleri, yüzde 30.08 ile kimyevi maddeler ve mamulleri, yüzde 23.87 ile halı, yüzde 22.99 ile taşıt araçları ve yan sanayi dikkati çekti.
Aralık ayında miktar olarak en fazla ihracat ise 8 milyar 200 milyon 290 bin dolar ile sanayi sektöründe oldu. Sanayi sektöründe 12 aylık ihracat 92 milyar dolara yaklaştı.
Geçen ay, taşıt araçları ve yan sanayi sektörü 2 milyar 36 milyon 20 bin dolar, hazır giyim ve konfeksiyon sektörü 1 milyar 307 milyon 445 bin dolar ve kimyevi maddeler ve mamulleri sektörü ise 1 milyar 83 milyon 318 bin dolarlık ihracat yaptı. Aralık ayında en fazla ihracat düşüşü ise yüzde 34.61 ile deri ve deri mamullerinde yaşandı.
ALMANYA İLK SIRADA
Yılın 12 ayında Türkiye’nin ihracatında ilk 20 ülke ise Almanya, İngiltere, İtalya, Fransa, Rusya, İspanya, ABD, Romanya, Hollanda, BAE, Irak, Yunanistan, Bulgaristan, Belçika, İsrail, Ukrayna, Polonya, Suudi Arabistan, İran ve Cezayir olarak sıralandı.
TÜZMEN: DIŞ TİCARET GEMİSİNİ YÜZDÜRECEĞİZ
Devlet Bakanı Tüzmen, “2008, ticaretin siyasetin önüne geçtiği bir yıl olacak. 2007’de seçim geçimi geçti, şimdi geçim önümüzde. 2008, seçimler gibi hiçbir bahanemizin kalmadığı bir dönemdir” dedi. Yıl sonu için ihracatta konulan 100 milyar dolarlık hedefin 6 milyar dolar daha üstüne çıkıldığını belirten ve ihracatçıları tebrik eden Tüzmen, Türkiye’nin gerçekleştirdiği aylık ihracatının AB üyesi birçok ülkenin senelik ihracatından yüksek olduğuna dikkat çekti.
Dış ticaret gemisini yüzdürmek zorunda olduklarını ifade eden Tüzmen, şöyle devam etti: “Bu geminin motoru ihracat, biz bu gemiyi dalgalı fırtınalı denizde, dalgalı kura rağmen yüzdürüyoruz. 2008 yılı ihracat hedefini 125 milyar dolar olarak belirlemiş bulunuyoruz. Dış ticaret gemisini sizlerle beraber dalgalı kurda yüzdüreceğiz. Onun için bazı arkadaşlarımıza özel su altı eğitimleri de vereceğiz.
”SATICI: MB BAŞARISIZ, KİMSE ELEŞTİRMİYORTİM
Başkanı Oğuz Satıcı da kimseye haksızlık etmediklerini dile getirerek, “Son dört yıldır uğruna bedeller ödediğimiz enflasyon hedefi, bir türlü tutturulamıyor ve kimse de Merkez Bankamızı bu noktadan eleştirmiyor” şeklinde konuştu.
Satıcı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uğruna bedeller ödediğimiz enflasyonla mücadele meselesindeki hedefleri tutturmak konusunda, Merkez Bankamız da o denli başarısız kalmaktadır. Biz çok çalışacağız. İş bilmez ekonomistlerimiz ahkam kesecekler, Türkiye ihracatını bizden daha iyi bilecekler, biz daha az bileceğiz ama daha çok doğru yapacağız. Hükümetimizden beklentimiz; artık ekonominin aynı eko sistem içerisinde yaşayan tüm aparatlarına daha dengeli, daha ayarlı bir yaklaşım içinde olmasıdır.”
kaynak : ntvmsnbc

İhracat ; Pazara Giriş Çalışmaları

31 Aralık 2007 Pazartesi



Küreselleşmenin doğal bir sonucu olarak hızla zorlaşmakta olan rekabet koşulları altında, ihracatımızı arttırmak için klasik ihracat politikaları dışında yöntemler geliştirerek Türk ürünlerinin rekabet güçlerini arttırmak, Müsteşarlığımızın önde gelen hedefleri arasında yer almaktadır. Bu kapsamda, maliyet, fiyat, kalite, dağıtım kanalları gibi rekabet unsurlarının önüne geçen "Hedef Pazarlara İlişkin Bilgi” konusunda, ihracatçılarımızın detaylı bilgiye sahip olması ve bu bilgiyi en iyi şekilde kullanması için gerekli desteğin sağlanması önem arz etmektedir.
Bu itibarla, ülkemizin Avrupa Birliği'ne tam üyelik hedefi doğrultusunda, Avrupa Birliği tarafından yürütülmekte olan pazara giriş çalışmalarına paralel olarak ve Müsteşarlığımızca halen yürütülmekte olan Asya-Pasifik, Afrika, Kuzey ve Latin Amerika ülkeleri ile ekonomik ve ticari ilişkileri geliştirme stratejileri kapsamındaki faaliyetlere katkıda bulunmak üzere 2005 yılı Mart ayı içerisinde İhracat Genel Müdürlüğü bünyesinde Uluslararası İlişkiler Dairesi Başkanlığı yeniden yapılandırılarak, Pazara Giriş ve Uluslararası İlişkiler Dairesi Başkanlığı oluşturulmuştur.
Bu bağlamda Pazara Giriş ve Uluslararası İlişkiler Dairesi Başkanlığı tarafından
· Müsteşarlığımızca hazırlanan “İhracat Stratejik Planı” ve bölge stratejileri ile uyumlu olarak, hedef pazar ve sektör anlayışı çerçevesinde “Pazara Giriş Projeleri”nin hazırlanarak uygulamaya koyulması,
· Hedef ülke pazarlarında ülkemiz ihraç mallarının karşılaştığı teknik engeller, ihracatçılarımızın dış pazarlardaki ihraç paylarının artırılması, fırsat ve sorunlarının araştırılması konularında analizlerin yapılması,
· İhracatçılarımızın hedef pazarlara giriş imkanları konusunda bilgilendirilmesi ve söz konusu pazarlardaki performanslarının takibinin yapılması,
· Pazara giriş imkanlarını arttırmak için özellikle Dünya Ticaret Örgütü “Ticaret Politikası Gözden Geçirme Mekanizması-TPRM”, “DTÖ"ye Giriş Müzakereleri”, “DTÖ Tarım Dışı Ürünlerde Pazara Giriş Müzakereleri, Ticaretin Kolaylaştırılması, Ticaret-Çevre” konularında aktif katkının sağlanması,
· Başta ticaret politikası önlemleri (anti-damping önlemleri, telafi edici önlemler, korunma önlemleri) olmak üzere pazar engelleri üzerinde detaylı çalışmalar yapılması, ihracatçılarımızın ticaret politikası önlemleri soruşturmaları ile ilgili olarak uyarılması, bilgilendirilmesi ve destek sağlanması, ayrıca ülkemizin taraf olduğu soruşturmalarda, ilgili kamu kurumları ile koordineli olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına savunmalar hazırlanması,
· Pazar engellerinin ortadan kaldırılması ve ülkemiz ihraç mallarına pazar açılımı sağlamak amacıyla ikili ve çok taraflı Anlaşmalar kapsamında Serbest Ticaret Anlaşmaları ve Karma Ekonomik Komisyon Toplantılarına aktif katkının sağlanması,
· Ülkemizin AB’ye tam üyeliğinde mevzuat uyumuna ilişkin taramalarda dış ticaretimizi ilgilendiren fasıllarda tarama çalışmalarının yürütülmesi, AB mali imkanlarından yararlanmak üzere önemli sektörlerde yeniden yapılanmaya yol açarak ihracat avantajı yaratabilecek projelerin yürütülmesine yardımcı olunması,
· Ülkemiz ihracatına katkı sağlayabilecek off-set uygulamaları ile ilgili işlemlerin yürütülmesi
kapsamında faaliyetler yürütülmektedir.
Kaynak : Dış Ticaret Müsteşarlığı

Rekor kırdık ama kâr yok

29 Aralık 2007 Cumartesi

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı, geride bırakmaya hazırlandığımız 2007 yılını değerlendirdi.
Satıcı, Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve genel seçimler nedeniyle üretim ve ihracatın siyasetin gölgesinde kaldığı 2007'nin, ekonomi için “kayıp bir yıl” olduğunu söyledi. Bunun ağır bedelini ödemenin üretici kesime düştüğünü, sıkıntıların üzerinin örtüldüğünü, görmezlikten gelindiğini ya da görülemediğini ifade eden Satıcı, şöyle konuştu:
“Sonuçta 2007 üreticilerimiz, ihracatçılarımız için rekorlarla dolu bir yıl olmasına rağmen karlılık açısından çok zor, sıkıntılı bir yıl oldu. Biz maalesef 2007 yılında da 2006, 2005, 2004 ve 2003'te olduğu gibi rekorlarımızla övünebildik, ancak karlılığımızla övünemedik. İsterdik ki 2007 yılında sadece rekorlarımızla değil 3, 6 aylık ya da 1 yıllık açıkladığımız bilançolarda yüksek kar rakamlarını kamuoyuna duyuralım. Çünkü gerçek zenginleşmenin, güçlenmenin, büyümenin ana yolu üretim ve ihracat. Buna olan inancımızla bu işleri zaten sürükleyip götürüyoruz. Biz er ya da geç Türkiye'nin aklını başına alacağını üretimle, ihracatla, sürdürülebilir büyümeyi gerçekleştirip Türk milletini zenginleştirme yolunda adımlarını bir üretici rasyonelliğiyle vizyongerçekleştireceğini düşünüyorum.”
“YILI 107 MİLYAR DOLAR İHRACATLA KAPATACAĞIZ
Satıcı, Türkiye'nin ihracatta yine rekorlarla dolu bir yılı geride bıraktığını, hatta hedeflerin aşıldığını vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Biz, sene başında 100 milyar dolarlık bir ihracat taahhüdüyle yola çıktık. Yılı, hedefin üzerinde 107 milyar dolar civarında ihracatla kapatacağız. Biz her zaman olduğu gibi koyduğumuz hedefi, yukarıya doğru yüzde 3, 5, 7 civarında artırarak pozitif yönde tamamlıyoruz. Herkesin de koyduğu hedefleri tutturulabilir biçimde koyması, koyduğu hedeflerle üreticilere artık bedel ödetmemesini tavsiye ediyoruz. Önümüzdeki günlerde bunu daha sık konuşacağız, ama enflasyonla ilgili sonuçlar da açıklandığında yine biz Merkez Bankası'ndan (MB) herhalde yüzde 4-5'lik bir alacaklı duruma geçeceğiz.
NAPOLYON ÖRNEĞİ VERDİ
Satıcı, özellikle yüksek faizin, yeni yatırımların önünü kapattığını, düşük kur politikasının da Türk üreticilerini uluslararası piyasalarda rekabetçilikten kopardığını, uzaklaştırdığını ısrarla anons ettiklerini ifade ederek, şunları kaydetti:
“Bunları bazıları görmezden ve duymazdan geliyor. Bu, son derece yanlış. Bundan ne kadar kaçarsanız kaçın, bu sizi eninde sonunda gelip yakalayacak. Bu, şöyle bir noktaya getirdi bizi; artık, kavgada yumruk sayılmaz durumunda. Öyle sıkıntılı durumlar ki Napolyon Vaterloo Savaşı sırasında bakmış cephe zorlanıyor, cepheden iyi sesler gelmiyor. Atlamış atına gitmiş cepheye, çağırmış komutanları 'Ne oluyor' demiş. Demişler ki “Efendim 3 tane büyük problemimiz var. Birincisi barutumuz bitti. Gerisini saymaya gerek yok'.
Bu kadar yüksek faizin olduğu bir ortamda bu düşük kur politikasıyla zaten üretici, ihracatçı o kadar büyük zamlar ödedi ki... Eğer bundan 5 yıl önce dolar 1,70 civarındaysa bugün 1,15 civarındaysa Türk üreticileri dolar bazında yüzde 80 zam ödemiş durumdalar ve bu uluslararası rekabetçiliği hiç tanımayan, görmeyen bir aklın göremeyeceği bir durum.”

İhracatçı: Şevkimiz kırıldı

26 Aralık 2007 Çarşamba

Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Başkanlar Kurulu Başkanı Mustafa Türkmenoğlu, ihracat camiasının son 5 yıldır düşük kur, yüksek faiz politikasıyla birikimlerini tükettiğini belirtti. Türkmenoğlu, ihracatçılar olarak hükümetten maliyetlerinin aşağı çekilmesi için bir iyileştirme bekledikleri bir ortamda gelen elektrik zammıyla 2008'e ilişkin bütün şevklerinin kırıldığını söyledi.

kaynak : milliyet

İhracatçı firma sayısı 45 bini aştı

24 Aralık 2007 Pazartesi



Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, ihracatçı firma sayısının 45 bini aştığını belirterek, ilk hedeflerinin bu sayıyı 100 bine çıkarmak olduğunu söyledi.Eskiden belli illerin ihracatla uğraştığını, ancak şimdi Türkiye'nin bütün illerinin ihracat yaptığını kaydeden Bakan Tüzmen şöyle devam etti:"2002 yılında 31 bin ihracatçı firmamız varken, bugün ihracatçı firma sayımız 45 bin 300 oldu. Bugün dünyada, havada uçan her uçakta bir Türk ihracatçısı bulmak mümkün. Türk ihracatçısı dünyanın her köşesini keşfetmekte ve oralara ihracat yapmaya çalışmaktadır. Bu çok sevindirici bir durum. Bizim ilk hedefimiz 100 bin ihracatçı firmaya ulaşmak. Buna da önümüzdeki 8-10 yıl içinde ulaşabileceğimizi sanıyorum."
ANKARA AA

Hangi Ülkeye Ne Satarsınız?

5 Aralık 2007 Çarşamba

İhracat yapan veya başlamayı düşünen KOBİ’ler için özel bir araştırma! Hangi ülkede nasıl bir tüketici ile karşı karşıyasınız? Onlara neler satabilirsiniz? İhracatçılar ve uzmanlar hangi önerilerde bulunuyor? Çok özel bilgilerle hazırlanan dosya, KOBİ’lere yol haritası sunuyor.Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜIK) verilerine göre KOBİ’ler toplam yatırımların yüzde 26,5’ini, katma değerin yüzde 38’ini, istihdamın yüzde 76,7’sini oluşturuyor. Bu oranlar karşısında, toplam ihracattan aldıkları pay ise yalnızca yüzde 10! Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen’in 2023 yılı için ortaya koyduğu ihracat hedefi 500 milyar Dolar! 2007 içinse 100 milyar Dolar’lık bir rakam belirlendi Türkiye’nin bu sonuca ulaşması için çok çalışacaklarının altını çizen Tüzmen, Türkiye’deki işletmelerin yüzde 99,5’ini oluşturan KOBI’lerin bu hedefte önemli bir rolü olacağını söylüyor… Türkiye, sahip olduğu coğrafi konum ile büyük bir avantaja sahip olan sayılı ülkelerden biri. Örneğin Uzakdoğu ülkelerine verilen bir siparişin 6 aydan önce ulaşması zorken, Türkiye’den aynı ürün 21 gün içerisinde teslim edilebiliyor. Yalnızca bu özellik bile, Türk KOBİ’lerinin ihracatla büyümesi için yeterli bir neden.Farklı ülkelere ihracat yaparak büyüyen çok sayıda başarılı KOBİ örneği var. Fakat iç piyasaya dönük çalışan, ihracat yapmak için yeterli altyapı ve güce sahip olmadığını düşünen KOBİ’lerin oranı diğerlerinden fazla… Ancak değişen ve zorlaşan rekabet ortamında artık farklı düşünmek gerekiyor. Ülkelerin ihracat ve tüketim kriterlerine, demografik dönüşümlerine, tüketiciye odaklanarak, “farklılaşan” ürün ve hizmetlerle rakipleri aşmanın yolları var. Bu yollar için strateji geliştiren Türk KOBİ’leri dünya pazarına girerek önemli bir katma değer yaratabilir. Uzmanlar, ihracat yapan büyük ya da küçük ölçekli firmaların yetkilileri, danışmanlar, işadamları bu paydada birleşerek ortak mesaj veriyor. Anahtar kelime ise şu: Pazar araştırması yapmak! KobiFinans olarak, Türk KOBI’leri için, önemli pazarlara odaklanmış bir “tecrübe ve deneyim haritası” hazırladık. Kuzey Amerika’da Standartlara DikkatDosyamıza öncelikle, Kuzey Amerika’dan başlıyoruz. ABD ve Kanada’daki yüksek ihracat potansiyelinden yararlanabilirsiniz. Bu bölgeye ihracat yaparken, öncelikle “dünyanın en büyük ve en rekabetçi pazarı” ile karşı karşıya olduğunuzu unutmamak gerek. Ürün ya da hizmetinizi, fiyatlandırmanızı, rekabet ortamı ve servis kalitesine göre belirlemelisiniz. Bunun yanında, hangi sektörde, hangi ürünü ihraç ederseniz edin, tüketici güvenliği ile ilgili, çok kapsamlı hazırlanmış standart ve kurallar için de hazırlıklı olmalısınız… Pazarın avantajlarını ve dinamiklerini çok iyi tespit ederek, mevzuatı iyi anlayarak hareket etmelisiniz. Beklenen standartları öğrenebileceğiniz ve pazarı tanıyabileceğiniz en iyi ortamlardan biri ise ülkede düzenlenen ticaret fuarları. Türk-Amerikan İş Konseyi (TAIK) Başkanı Dr.Yılmaz Argüden, Kuzey Amerika’da pazara ilk girişte maliyetlerin yüksek, ancak büyüme imkânlarının da bir o kadar fazla olduğuna dikkat çekiyor; “Türk şirketlerinin ABD’deki yatırım ve ihracatlarının oranı her geçen yıl artıyor. Örneğin; New York’da Kiska Inşaat’ın ofisi, Gilan Kuyumculuk’un ve Mavi Jeans’in mağazaları var. Ayrıca Bayraktar Inşaat’ın da Florida’da faaliyet gösterdiği biliniyor. Kanada’daki Türk yatırımları ise daha sınırlı seviyede, teknoloji ve gıda sektörlerine odaklanma söz konusu. Dolayısıyla pazara ilk adımı atanlar, doğru stratejiyi bulduklarında büyüyorlar. Ancak bu noktada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir kriter var: Pazarda başarılı olduğunuzda “hızla büyüyebilecek bir üretim kapasitesini” de planlamanız gerekiyor. Türkiye’deki üretim kapasiteleri, çoğunlukla, bu pazara göre küçük ölçeklerde kalıyor ve bir engel olarak karşımıza çıkabiliyor. Dolayısıyla, pazara girecek olan KOBİ’lerimizin işbirliklerine ve ortaklıklara da açık olmasını öneriyoruz.” Bölgede, tüketici hakları konusunda, hukuk sisteminin çok güçlü olduğunun da altını çizmek gerek. Örneğin ABD’ye ihraç edilen tekstil ürünlerinde “X-Ray Raporu” istiyor. Bu rapor, ürünün içerisinde tüketiciye zarar verecek, bir yerini kesmesine neden olacak herhangi bir maddenin ya da parçanın unutulmadığını/ bulunmadığını gösteriyor. Amaç, tüketicinin aldığı ürünün içerisinde kalma olasılığı bulunan herhangi bir zararlı maddeden zarar görmesini engellemek. Amerika’dan bir başka örnek ise poşet içerisinde satılan ürünler için geçerli. Ürünün muhafaza edildiği poşette mutlaka bir delik olması gerekiyor. Bunun nedeni, küçük bir çocuğun, poşeti kafasına geçirip boğulma riski. Eğer poşette delik olursa, çocuk nefes alabilir ve kurtulur… Kısacası ABD, tüm bu detayları “titizlikle” düşünüyor ve önlemini alıyor. Avrupa’da Yaşlanan Tüketiciyi HedefleyinYönümüzü Avrupa’ya çeviriyoruz. Bu pazarda dikkat edilmesi gereken 2 temel özellik var: Yaşlanan toplum ve doymuş pazar! Eğitim Reformu Girişimi tarafından, Dr. Can Fuat Gürlesel’e hazırlatılan “Türkiye’nin Kapısındaki Fırsat” konulu rapora göre AB ülkeleri demografik dönüşümde son aşamada. Bunun anlamı ise şu: Avrupa’nın nüfusu artmıyor. Nüfusun net yenilenme oranı yüzde 2,5–2,10 aralığına indi ve kıtada nüfus artış hızı durdu, gerileme trendine girildi. Bu trendin, en az 100–200 yıl daha süreceği düşünülüyor. Genç ve dinamik nüfusun oranı azalırken, yaşlı nüfusun oranı giderek yükseliyor. 2002 yılında 453,4 milyon olan AB nüfusu, 2025 yılında 456 milyon olduktan sonra, 2050 yılında 399,7 milyona inecek. Avrupa, nüfusunda mutlak azalma ve yaşlanma sürecini önümüzdeki 50 yılda yaşayacak.Yaşlanan nüfus, tüketim ihtiyaçlarının da değişmesi anlamına geliyor. Böyle bir toplum, standartlara göre tüketmiyor! Beğeniler, tarzlar, tercihler değişiyor, zorlaşıyor. Ancak bardağa bir de dolu tarafından bakarsak, Avrupa’da şu an 50 yaşın üzerinde, oldukça zenginleşmiş, şimdi ise farklı ihtiyaç ve zevkleri olan bir tüketici kitlesi olduğunu görebiliriz.Özellikle Hollanda ve Fransa’da entegrasyon danışmanı olarak uzun dönem çalışan ve 16 yıl sonra Türkiye’ye dönerek tecrübesini Türk iş dünyasına aktarmaya başlayan, Türk-Amerikan Işadamları Derneği (TABA) Koordinatörü Nilgün Güresin, Avrupa’daki tüketim alışkanlıkları ve değişim hakkında önemli bilgiler veriyor; “Türkiye’nin Avrupa’ya ihracatta büyük bir potansiyeli var. Bu noktada başarılı olmak ve katma değer yaratmak isteyen KOBI’ler için pazar araştırması en önemli kriterlerinden biri olmalı. Ancak; tekstil, otomotiv, yedek parça gibi sektörlerde artık tükenme noktasına geldiğimizi düşünüyorum. Kaldı ki, Türkiye bu alanlarda konumunu oluşturdu. Gelir düzeyi yüksek olan insanların yaş düzeyi 50–55 üstü! Bu kişilerin ihtiyaçları ne olabilir? Örneğin sağlık… Çünkü bakıma ihtiyaçları var. Başka bir örnek: Hollandalılar herşeyin ‘doğalını’ severler. Hatta içinde kimyasal madde olmayan doğal ve tıbbi ürünler, bir tedavi türüdür. Üniversitelere ‘alternatif tıp’ girmiştir. Ben Hollanda’da yaşarken hep zeytinyağını düşünmüşümdür. Ya da Ayvalık zeytini… Bunlar çok rahat satılabilir.” Pazar Araştırması Yapmak GerekiyorGüresin, bu noktada pazar araştırmasının kritik önemine örnek üzerinden dikkat çekiyor; “Türk üreticisinin şunu unutmaması gerek: Orada zaman paradır. Bizde ne yazık ki hâlâ böyle bir kavram yok. Önceliklerimiz yok. Bu tıpkı, zemin araştırması yapmadan apartman dikmeye benziyor. Örneğin Hollanda’nın kuzeyi ve güneyi arasında bile demografik açıdan ciddi farklılıklar vardır. Bazı ürünleri belki de hiç satamayacaksınız, izin alamayacaksınız… Dolayısıyla sağlam verilerle ilerlemelisiniz.”Güresin’e göre Türk ihracatçıların, ihracatın süreçlerinde duygusal davranabilmesi de bir risk unsuru. Kısacası, biz ihracat yapacağımız ülkeye bazı beklentilerle gidiyor ve bunların karşılığını alamadığımızda önyargılı davranabiliyoruz. Diğer önemli nokta, sunduğumuz ürünün yalnızca kalitesine güvenerek, satılacağına “garanti” olarak bakmak. Avrupa’nın kaliteli ürünlerle dolmuş olduğuna dikkat çeken Güresin, yapılması gereken tek şeyin, hedef kitleyi ve ona yönelik ürünü çok iyi belirlemek olduğuna dikkat çekiyor. Bunu nasıl yapabiliriz? Örneğin, hedef bölgedeki ticaret odaları ile anlaşarak, araştırmalar hazırlatabilirsiniz. O bölgeye daha önce ihracat yapmış firmalarla bağlantı kurup bilgi alabilirsiniz. Internet de önemli kaynaklardan biri olabilir. Türkiye’nin ihracat şampiyonu Vestel’in de bu yöndeki stratejisi dikkat çekici…. “Farklılık” stratejisine göre hareket eden Vestel, tüketiciyi yakından izleyerek, değişen ihtiyaçları takip ederek, her türlü talebi karşılayacak sayıda model oluşturarak, geniş bir portföy üzerinden hizmet vererek ihracatta başarılı oluyor. Pazar avantajı bu şekilde yaratılmış. Oluşturulan veri ağ sayesinde, her tüketici profili çok iyi tanıyor ve beklentilerine göre tasarım yapılıyor. Müşterinin istediği zamanda, istediği şekilde üretim gerçekleştiriliyor, özel “ürün sepetleri” oluşturuluyor. Vestel Şirketler Grubu İcra Kurulu Üyesi Cengiz Ultav, yaptığı açıklamalarda Çin’in “farklılaşma stratejilerine” çok fazla önem vermediği için, özellikle Avrupa pazarında elektronik sektöründe geride kaldığına dikkat çekiyor. Çin için “büyük hacimli siparişler” ön planda. Onların 200–300 farklı modeline karşı Vestel yılda 3000 çeşit farklı televizyon üretebiliyor. Esnek üretim modeli sayesinde, bu modelleri dünyadaki tüm markalar için yapabiliyorlar.Her Tüketiciye Özel ÜrünUltav, üretim ve teslimatta her geçen gün karmaşık hale gelen bürokrasiyi, müşteri adına aşmak zorunda olduklarının da altını çiziyor. Farklılaşma stratejilerini ortaya koyduktan sonra, üretimde ve siparişlerin teslimatında esnek davranarak rakiplerinin önüne geçiyorlar. Vestel, alıcı küçük bir siparişle gelse dahi, bunu karşılayabilecek güce ve dağıtım sistemine sahip. Her türlü siparişe önem veriyor. Bunun yanında, üretim hizmetleri de kritik bir önem taşıyor. Fabrikadan çıkan ürün, doğrudan, müşterinin çıkış noktalarına teslim ediliyor. Müşterinin 200–300 dağıtım noktasının olması bile sorun yaratmıyor. Ultav, Çin’e karşı bu özellikleri ile de fark yarattıklarını söylüyor.
Peki, böyle bir noktada, özellikle KOBI’ler düşünüldüğünde, dağıtım maliyetleri nasıl aşılabilir? Ultav, Türkiye’deki lojistik şirketlerinin profesyonelliğine, maliyetlerin düşüklüğüne ve çoğunun “noktasal teslimat yapmasına” dikkat çekiyor. Bunun yanında Avrupa’da her ülkede bulunan distribütörleri ile bürokrasi riskini aştıklarını da söylüyor ve ekliyor; “Artık orada bizden büyük üretici yok!”. Vestel, bu güçle yarattığı katma değere bağlı olarak büyüyor. Ultav, bu noktada, KOBİ’lere ihracatta başarılı olmanın yollarını şöyle anlatıyor; “Ürün ya da hizmetinizi talep eden tüketici ya da müşteriler kimler? Onların gücü ne? Mal verenler ve rakipler kimler? Pazara yeni girenlerin fırsatları avantajları neler? Girmek istediğim endüstrinin alternatif ürünleri var mı? Yapmak istediğiniz işi doğru anladığınız zaman doğru segmentasyonu da oluşturabiliyor musunuz? Aslında bir KOBI’nin büyüme stratejileri içerisinde, kendi iç organizasyonunun modern bir yapıya kavuşmuş olması da önemlidir. Belirlediğiniz hedeflere ulaşmak için strateji ve taktik geliştirmelisiniz. Ardından kaynaklarınızın bunun için yeterli olup olmadığına bakmalısınız. Yeterli değilse yeni bir senaryo geliştirmelisiniz.” Çek Cumhuriyeti’nde FırsatlarÖte yandan, Avrupa’daki gelişmekte olan ülkelere bakıldığında, farklı stratejilerle hareket etmek gerekiyor. Örneğin Çek Cumhuriyeti’nde, henüz doymamış bir pazar var. Çek Cumhuriyeti Ticari Konsolosu Otakar Kuçera, ülkenin Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) deneyimi nedeniyle, ağırlıklı bir tüketici grubundan söz etmenin pek mümkün olmadığına dikkat çekiyor. Bu nedenle, kadın-erkek, genç-yaşlı ayrımı olmaksızın, neredeyse her kesime hitap edecek ürün ihraç edilebilir. Ülke ile Türkiye arasında birçok alanda ticari iş birlikleri söz konusu. Türkiye’nin Çek Cumhuriyeti’ne en çok ihracat yaptığı sektörler ise, kadın, erkek ve çocuk tekstili. Özellikle Çek kadınları renkli bir giyim tarzına sahip. Çek Cumhuriyeti ile ticari ilişki içerisinde olan işadamlarının üzerinde durduğu nokta, özellikle kadın giyiminde moda ve tasarım açısından önemli bir “boşluk” olduğu. Tekstilin ardından otomobil, elektronik ürünleri, beyaz eşya, deri ve kuyum ürünleri geliyor. Kuçera, Çek Cumhuriyeti ile ticari ilişki içerisine girmeyi planlayan Türk KOBI’lerine öncelikle kalite unsuruna dikkat etmelerini öneriyor; “Ürünün kalitesi büyük önem taşıyor. Bunun yanında ürünleri kaliteli olduğu halde zamanlama konusunda gerektiği kadar hassas olmayan işadamlarının iş kaybettiklerine şahit olduk.” Arnavutluk pazarı da Çek Cumhuriyeti gibi doymamış bir pazara sahip. Ülkede ticaret yapmak için en iyi yol, yerel bir distribütör ya da yatırım ortağı bulmak. Özelleştirmeye açılan ilk sektör olan telekomünikasyon alanında, büyük mobil firmaları pazara girmiş olsa da yan sanayide ciddi bir boşluk var. Diğer yandan, inşaat malzemelerinde uzun yıllardır süren modernleşme ihtiyacı, siyasi birtakım olaylar nedeniyle bir türlü tamamlanabilmiş değil. Bu nedenle, sektördeki ihtiyaçlar artıyor. Arnavutluk’ta Türk girişimcilerin gerçekleştirdikleri yatırımlara ise ayakkabı fabrikası, salyangoz işleme tesisi, restoran gibi örnekler verilebilir. Ülkedeki yatırımcıların birçok alanda ortak arayışı içerisinde bulunduğunu belirten uzmanlar, bu yönde telekomünikasyon, gıda işleme, ambalaj ve çimento sanayiinde fırsatlar olduğuna dikkat çekiyorlar. Yeni AzerilerAvrupa’dan Asya’ya geçiyoruz. Azerbaycan tüketici profilinde sürekli olarak genişleyen ve büyüyen orta sınıfın yanı sıra gelir düzeyi yüksek ve lüks tüketim sahibi “yeni Azeriler” dikkat çekiyor. Orta sınıf tüketiciler ağırlıklı olarak semt pazarlarından alışveriş yaparken, yeni Azeriler alışveriş merkezlerini ve süpermarketleri tercih ediyor. Bu grup için fiyatın yanı sıra markanın da büyük önemi var. Azerbaycan’da gelecek vaat eden yatırım alanları arasında konut ve sanayiye yönelik cam üretimi ve hediyelik cam eşya gösterilebilir. Kişi başına ekmek tüketiminin oldukça yüksek olduğu Azerbaycan’da makarna tüketiminin de giderek arttığı görülüyor. Azerbaycan makarna pazarının büyüklüğü 30.000 ton iken, ülkedeki yıllık üretim yalnızca 1.000 ton. Ihtiyacın geri kalanı ithal ediliyor. Pazardaki en ucuz makarnalar ise Iran’dan geliyor, ancak kalite olarak sorunları olduğu biliniyor. Bütün Kafkas ülkelerinde olduğu gibi Azerbaycan’da da yakın tarihe kadar şeker üretimi yapılmıyordu. Şu anda ise yalnızca 1 fabrika bulunuyor. Bu nedenle ülkedeki bütün şeker ve şekerli mamul ürünler ithal ediliyor. Ayrıca, ülkede ihtiyacı karşılayacak derecede tavuk ve yumurta üretimi de yapılmıyor. Buradaki ihtiyaç da yine ithal ürünlerle karşılanıyor.Suriye’nin dış ticaret yapısı, özellikle geçen 10 yıllık süreç içerisinde önemli değişimlere sahne oldu. Ekonomik faaliyetlerin yoğunlaştığı Şam ve Halep şehirleri, yeni güçlenmeye başlayan imalat sanayiinin kalbi durumunda. Tekstil, gıda, deri, kâğıt ve kimyasal sanayi, genellikle özel sektörün elinde bulunan ülke ekonomisi, yüzde 3,3’lük büyüme hızıyla kat ettiği mesafeye rağmen hâlâ yoğun biçimde devletin kontrolü altında. Suriye’nin dış alımları katı bir devlet denetimi altında. Makine teçhizat ve yedek parça gibi yatırım araçları önceliğe sahip olduğu için ithalatına daha kolay izin verilen ürün grupları arasında yer alıyor. AB ile imzaladığı anlaşmalar sonucunda sanayisini modernleştirme hareketi içerisine giren Suriye, Türkiye’den de daha çok ara mal satın alıyor. Bütün bu zorluklar düşünüldüğünde, ülkeyle ticaretin geliştirilebilmesi ve özellikle kamunun açtığı ihalelere katılmak için bir acente ya da temsilcilik açmak ya da yerel aracılarla işbirliğine gitmek iyi bir yol. Coğrafi yakınlığı nedeniyle nakliye bedelinin düşük olması gibi Türkiye için önemli bir avantaja sahip olan ülke, uzun vadede cazip bir pazar.Mısır Dış Ticaret Açığı VeriyorMısır izlediği ekonomik politikalar nedeniyle sürekli dış ticaret açığı veriyor. Bu nedenle yoğun bir reform programı uygulamaya çabalıyor. Yatırımlara ağırlık veren ülke, ithalatının büyük kısmını yatırım mallarına ayırıyor. Ithalat kalemlerinin başında ise makineler ve mekanik cihazlar yeralıyor. Türkiye’nin Mısır’a yönelik ihracatında en önemli mal grubunu ise gıda ürün ve makineleri, klima, tekstil ürün ve makineleri gibi kalemler oluşturuyor. Mısır’ın Türkiye açısından belki de en büyük gücü, sahip olduğu bölgesel nüfuz nedeniyle Afrika gibi diğer pazarlara açılmak için bir kapı olma özelliği. Uzmanlar, Afrika’ya giden yolun Mısır’ın kalbinden geçtiğini söylüyor. Madagaskar, Cibuti, Kenya, Sudan, Malavi, Mauritius, Zambiya, Zimbabwe ile serbest ticaret anlaşmaları bulunan ülke, 19 Afrika ülkesine gümrüksüz ihracat yapıyor. Son olarak, Afrika’ya geçiyoruz. Cezayir, bir petrol ve doğalgaz ülkesi olmasına rağmen, son yıllarda, serbest piyasa düzenine geçmenin sıkıntılarını yaşıyor. Uzun yıllardır ihmal ettiği madencilik sektörünü canlandırmaya çalışan Cezayir, imalat sanayiini de geliştirerek endüstriyel üretimini artırmaya çabalıyor. Hemen tüm ihtiyaçlarını dışardan karşılayan Cezayir’in ithalatında makine ve aksam, en önemli kalemler arasında. Cezayir’in Türkiye ile ticareti de istikrarlı biçimde artıyor; ithalatın yüzde 25’ini makine alımı oluşturuyor. Gıda işleme makineleri de pazarda etkin olduğumuz 2. ürün grubu olarak değerlendirilebilir. Ispanya, Fransa, Italya ve diğer Mağrip ülkeleri üzerinden 300–350 milyon dolar civarında ihracat yapan Türk üreticiler için önemli bir pazar oluşturan Cezayir’le ilişkilerin geliştirilmesi gerekiyor.Değerlendirilmemiş Bir Pazar: FasYürüttüğü sınaî modernizasyon programı çerçevesinde yerli firmaların üretimlerini artırmayı amaçlayan Fas, yabancı yatırımcıların ülkeye çekilmesi için de bir program oluşturdu. Modernizasyon projesi çerçevesinde firmaların yeniden yapılanma planını onaylayan Fas, makine ve teçhizat yenilenmesine de önem vermeye başladı. Bütün bunların sonucunda da Fas’ın ithalatında ilk sırayı tarım ve sanayiye yönelik yatırım malları aldı. Makine sektörünün pek çok kaleminde ithalatını önemli ölçüde artıran Fas, Türkiye’nin henüz hiç değerlendirmediği bir pazar durumunda. Türkiye’nin Fas’a ihracatı içinde, bütün bu pazar ihtiyacına rağmen, sanayi makinelerinin payı yalnızca yüzde 3,7. Ülkeye yönelik ihracatımızda rekabet gücümüzün yüksek olduğu ürün grupları sırasıyla inşaat ve madencilik makineleri, ev tipi ve endüstriyel tip klimalar ile takım tezgâhları. Azami gümrük oranı yüzde 35 olan Fas’la ticaret yapmaksa, pek çok ülkeye göre çok daha kolay. Türk firmaları, sınaî işbirliğinin uzun vadede çok yararlı olacağı Fas’ta yerel firmalarla kuracakları ortaklıklar sayesinde hem ülke içinde hem de bölgede pek çok imkândan yararlanabilir.Ortadoğu, Uzakdoğu ve BDT (Azerbaycan, Gürcistan, Moldova, Özbekistan ve Rusya Federasyonu gibi ülkelerin de aralarında bulunduğu Bağımsız Devletler Topluluğu) ülkeleri ise, özellikle coğrafi konum nedeniyle tercihini Türkiye’den yana kullanıyor. Bölgeye önemli bir ihracat yapan Goldaş Kuyumculuk’un Yönetim Kurulu Üyesi Çetin Binatlı, bu ülkelerin coğrafi yakınlığın yanı sıra hizmet ve gümrük kolaylığı nedeniyle Türkiye’yi tercih ettiklerini belirtiyor. Ülke ayrımı olmaksızın, ürün kalitesine, model güncelliğine, hafifliğine ve servis kalitesine önem verildiğini belirten Binatlı, Türkiye’nin bu özelliklere sahip olan ürünlerle bölgede önemli bir güç haline geleceğine dikkat çekiyor.Avustralya ise Türkiye ile ticaretinde “dalgalanma” özelliği ile dikkat çekiyor. Bu noktada, ülkede yaşayan ve ticaretle ilgisi azımsanmayacak olan Türk nüfusu önemli bir avantaj olarak görülebilir. Uzmanlar, Avustralya pazarına ihraç edilebilecek ürünler arasında kültürel ve hediyelik eşyalar, cam ürünleri, mobilya, başta ev tekstili olmak üzere her çeşit tekstil ve özellikle organik gıda ürünlerini işaret ediyor. Ayrıca, Avustralya’da devletin KOBI’lere önemli bir destek verdiği düşünülürse, Türk KOBİ’leriyle olumlu ve verimli çalışmalar yapılacağı düşünülebilir. ABD’ye ihraç edilen ürünlerde muhafaza poşetinde mutlaka delik olması gerekiyor. Bunun nedeni, küçük bir çocuğun, poşeti kafasına geçirip boğulma riski.Avrupa, önümüzdeki 50 yılda yaşlanacak. Yaşlanan nüfus, tüketim ihtiyaçlarının da değişmesi anlamına geliyor. Çek kadınları renkli bir giyim tarzına sahip. Özellikle kadın giyiminde moda ve tasarım açısından önemli bir “boşluk” var. Azerbaycan’da makarna tüketiminin giderek arttığı görülüyor. Azerbaycan makarna pazarının büyüklüğü 30.000 ton iken, yıllık üretim yalnızca 1.000 ton. Makine sektörünün pek çok kaleminde ithalatını önemli ölçüde artıran Fas, Türkiye’nin henüz hiç değerlendirmediği bir pazar durumunda.

Kaynak: KobiFinans Dergisi 14. Sayı

Nasıl İhracatçı Olunur?

İhracatçı ihraç edeceği mala göre ilgili ihracatçı birliğine üye olan, gerçek usulde vergiye tabi (tek vergi numarası sahibi) gerçek ve tüzel kişi tacirler, esnaf ve sanatkâr odalarına kayıtlı olup, üretim faaliyeti ile iştigal eden esnaf ve sanatkârlar ile Joint-venture ve konsorsiyumlar İhracat Yönetmeliği’nde tanımlanmıştır.
İhracatçı olmak için herhangi bir belge veya izin sertifikası sahibi olmak gerekmemektedir. Ancak ihracat işlemlerinin yerine getirilebilmesi için ilgili kuruluşların,
>>Ticaret ve sanayi odalarına veya esnaf ve sanatkâr odalarına,
>>İhraç edilecek ürünle ilgili ihracatçı birliğine üye olmaları gerekmektedir.
Ayrıca, Türk Ticaret Kanunu’nun gereği olarak, gerçek veya tüzel kişi tacirlerin faaliyet alanları ana sözleşmeleri ve Ticaret Sicili Gazetesi’nde tescil ve ilan edilenlerle sınırlı olduğundan, ticaret sicilinde belirtilen alanları dışında kalan bir ürünü ihraç etmek isteyen kuruluşlar, faaliyet alanları ile ilgili gerekli düzeltmeyi yaptırmalıdırlar.
Kaynak: Yaratım İçerik İletişim(Bu yazı, İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi (İGEME) yayını “İhracat Prosedürlerini Biliyor musunuz?” dan derlenmiştir.)

İhracatta Rekor Artış

İhracat rekora doymuyor
Türkiye’nin Kasım ayı ihracatı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 29,09 artarak 11 milyar 111 milyon 226 bin dolara yükseldi. Yılın 11 ayında ise ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25,32 oranında artarak 96,5 milyar dolar oldu.

ANKARA - Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, yılın on birinci ayında geçen yılın aynı dönemine göre en fazla ihracat artışı olan sektörler arasında yüzde 45,92’lik artışla fındık ve mamulleri, yüzde 44,25 ile çimento ve toprak ürünleri dikkati çekti.

Kasım ayında miktar olarak en fazla ihracat ise 9 milyar 471 milyon 171 bin dolar ile sanayi sektöründe oldu. Sanayi sektöründe 11 aylık ihracat 83 milyar doları aştı. Geçen ay taşıt araçları ve yan sanayi sektörü 2 milyar 241 milyon 245 bin dolar, hazır giyim ve konfeksiyon sektörü 1 milyar 594 milyon 599 bin dolar ve kimyevi maddeler ve mamulleri 1 milyar 104 milyon 653 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi.

Kasım ayında en fazla ihracat düşüşü yüzde 27,96 ile sadece tütün ürünlerinde oldu.Ocak-Kasım 2007 döneminde (kümülatif) Türkiye ihracatında ilk sırayı Almanya alırken, Irak, 2,6 milyar dolarlık ihracatla yüzde 2,68 pay aldı ve 10. sırada yer aldı. Yılın 11 ayında Türkiye’nin ihracatında ilk 20 ülke ise Almanya, İngiltere, İtalya, Fransa, Rusya, İspanya, Romanya, ABD, Hollanda, Irak, BAE, Yunanistan, Bulgaristan, İran, Ukrayna, Belçika, İsrail, Polonya, Suudi Arabistan ve Cezayir olarak sıralandı.İhracatın, ihracatçı birliklerine göre dağılımında ise ilk sırada, 3 milyar 575 milyon 928 bin dolarlık ihracatla İstanbul Maden ve Metaller İhracatçı Birlikleri yer aldı. Bunu 2,3 milyar dolar ile Uludağ İhracatçı Birlikleri, 1,8 milyar dolar ile İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri takip etti.BİR AYLIK İHRACAT 1987 YILINA BEDELTürkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Oğuz Satıcı, 1987 yılının tamamında 10 milyar 190 milyon dolarlık ihracat yapan Türkiye’nin 20 yıl sonra bir aylık ihracatta bu rakamı aştığına dikkat çekti.Avrupa Birliği sürecine de değinen TİM Başkanı, “Elimizi taşın altına koymaktan imtina etmiyoruz, ama tünelin ucunu da görmek istiyoruz” diyerek, Türkiye için üyelik tarihi belirlenmemesini eleştirdi.Hükümetin Nisan ayında açıkladığı 7 yıllık birliğe uyum programının, özel sektöre ciddi maliyet getireceğini savunan Satıcı, “Özel sektöre danışılmadan hazırlanan bu takvimin hayata geçirilmesi halinde sadece iş dünyası açısından değil, ekonomik ve sosyal dengeler açısından da ciddi riskler ortaya çıkabilir” dedi.