güncel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güncel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yeni Sosyal Güvenlik Reformu ile bir gecede çok şey değişecek.

22 Nisan 2008 Salı


Yeni Sosyal Güvenlik Reformu ile bir gecede çok şey değişecek. Bunlardan ikisi, yeni sigortalı olacakları ilgilendiriyor.
Örneğin 30 Nisan 2008 Çarşamba gecesi yatağa girenler, sabah uyandıklarında, kendilerini veya yakınlarını ilgilendiren, bir önemli olayla karşılaşacaklar.
EMEKLİ AYLIĞI YÜZDE 20 FARK EDECEK
1) 30 Nisan 2008 Çarşamba Günü Sigortalı Olanlar:
Yıllar sonra emekli olurken, yüzde 20 fazla emekli aylığı alacaklar.
Örneğin; 25 yıl prim ödemesi halinde, yüzde 60 oranında emekli aylığı bağlanacak.
2) 1 Mayıs 2008’de Sigortalı Olanlar:
Örneğin 25 yıl prim ödemişlerse, yüzde 50 oranında emekli aylığı bağlanacak.
Burada, yüzde 50 yerine yüzde 60 oranı üzerinden aylık bağlanması, 50’ye göre, yüzde 20 fazla aylık bağlanacağı anlamına geliyor.
EMEKLİ AYLIĞI KESİLECEK
30 Eylül 2008 gecesi yatağa girenler, sabah uyandıklarında kendilerini veya yakınlarını ilgilendiren bir başka önemli olayla karşılaşacaklar.
1) 30 Eylül 2008 Günü Sigortalı Olanlar:
Yıllar sonra emekli olduklarında, başka bir işte çalıştıkları zaman, emekli aylıkları kesilmeyecek. Emekli aylıklarının yüzde 15’i oranında "Sosyal Güvenlik Destek Primi" ödeyecek.
2) 1 Ekim 2008’de Sigortalı Olanlar:
Yıllar sonra emekli olduklarında, tekrar herhangi bir işte çalışırlarsa (milletvekilleri hariç), emekli aylıkları kesilecek.
Milletvekillerinin emekli aylığı, Anayasa’da bu konuda yer alan "özel bir hüküm" nedeniyle kesilemiyor (Bkz. Anayasa Md. 86/2).
Askerlik borçlanması için acele edin
YENİ yasa, askerlik borçlanması nedeniyle yapılacak ödemeyi artırıyor. Yeni yasa yürürlüğe girince, askerlik borçlanması; günlük asgari ücret ile günlük asgari ücretin 6,5 katı arasında olmak üzere, sigortalının kendisinin belirleyeceği günlük kazancın yüzde 32’sinin, borçlanılacak gün sayısı ile çarpılması suretiyle hesaplanacak.
Yeni yasa yürürlüğe girmeden askerlik borçlanması yapılması halinde, mevcut asgari ücretin günlük brüt tutarının (20.28 YTL’nin) yüzde 20’si esas alınıp, borçlanma gün sayısı ile çarpılmak suretiyle, ödenecek tutar hesaplanıyor.
Buna göre; 540 gün borçlanacak birisi;
- Yasa yürürlüğe girmeden önce, 2 bin 190 YTL
- Yasa yürürlüğe girince 3 bin 504 YTL ödeyecek.
Bordrodaki ücret emeklilikte önemli
YENİ sistemde, emekli aylığı; üzerinden prim ödenen kazanç tutarı ne kadar yüksek ise, o kadar yüksek olacak. Yeni sistem yüksek emekli aylığı için; uzun süre prim ödemeyi ve yüksek kazanç bildirmeyi teşvik ediyor.
Bu aşamada, özellikle işçi statüsünde çalışanların, yeni dönemde kendilerine yapılan tüm ödemelerin ücret bordrosunda gösterilip gösterilmediğini kontrol etmelerinde yarar var.
Yeni düzenlemenin, asgari ücret üzerinden bildirimde bulunup, daha yüksek ücret ödenmesini, bir ölçüde engellemesi bekleniyor.
ÜCRETLER BANKAYA
Yeni yasanın yürürlüğe girmesi ile birlikte, işçilere yapılan tüm ödemelerin, banka hesaplarına yatırılması zorunluluğu getirmeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı’ndan sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken yetkili olacak.
Bu düzenleme ile işverenlerin düşük ücret bildirimi ve kayıtdışı istihdamın önlenmesi amaçlanıyor. Ancak yasa dışında önlem alınmazsa sözgelimi etkin bir denetim yapılmazsa, kayıtdışı ödemelerin yine nakit olarak yapılmasının, kısa dönemde önlenmesi çok zor olacak.
GERÇEK DIŞI BORDROYA 3 YILA KADAR HAPİS
İşverenlerin, işçilere yaptıkları ücret ödemesini, bordroda gerçek tutarın altında göstermeleri "muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlenmesi" olarak kabul edilecek. Bu durumda;
1- Gerçek ücret ile bildirilen ücret arasındaki farkın; gelir vergisi, damga vergisi ve sigorta primi işverenden, cezası ile birlikte istenecek.
2- İşveren hakkında, "1 yıldan 3 yıla kadar hapis" cezası uygulanacak (Bkz. VUK Md. 359).
Kız çocuklarına sağlık hizmeti 18’inde kesiliyor
YASAYA göre evlenmemiş ve çalışmayan kız çocukları 18 yaşından sonra prim ödemek zorundalar. Kızlar okula gitmiyorsa herhangi bir işleri de yoksa sağlık yardımından yararlanabilmek için 18 yaşından itibaren prim ödemek zorunda olacaklar.
Mevcut sistemde kız çocukları, evlenmediği ya da sigortalı olarak bir işte çalışmadığı sürece, anne-babası üzerinden, "yaşam boyu" sağlık hizmetinden yararlanabiliyordu.
Yeni sistemde; ilköğretimden sonra 18 yaşına, lisede 20, üniversiteye giderse 25 yaşına kadar anne-babası üzerinden, sağlık hizmetlerinden yararlanabilecek.
Kızlar bu yaştan sonra, "sağlık primi" ödemek suretiyle sağlık hizmetlerinden yararlanabilecek.
Maaş almak için boşanana ceza
YILLARDIR sürdürülen ilginç bir uygulama var. Daha önce Hürriyet’te de yazdığımız gibi, evli karı-koca var. Kadın, kocasından muvazaalı (danışıklı) şekilde boşanıp, ölen babasından emekli aylığı alıyor. Ancak kocası ile birlikte yaşamaya da devam ediyor.
Yaşam koşullarının ağırlaşması ve ikinci bir gelire ihtiyaç, çok kişiyi bu yola zorluyor.
Bu durumda olan onbinlerce, hatta yüzbinlerce kadın var.
Yeni yasa ile ölüm geliri ve aylık bağlanması için eşinden danışıklı olarak boşanma olayı önleniyor. Buna göre, eşinden boşandığı halde boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilecek. Ayrıca, geriye doğru on yıllık sürede ödenmiş olan tüm paralar, kanuni faiziyle geri alınacak.

hürriyet

Türkiye ’genç işsiz’likte dünya 10’uncusu oldu

24 Mart 2008 Pazartesi


Gençler arasında hızla artan işsizlik, Türkiye’yi hızla dünya rekoruna doğru yaklaştırıyor.Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın 2008 İnsani Gelişme Raporu’na göre Türkiye 177 ülke arasında genç işsiz oranı en yüksek 10’uncu ülke oldu. Türkiye insani gelişme sıralamasında ise 84/üncü durumda.

BİRLEŞMİŞ Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) "Türkiye 2008 - İnsani Gelişme Raporu"na göre, Türkiye, genç işsiz oranında 177 ülke arasında 10’uncu sırada, eğitim endeksinde ise 104’üncü sırada bulunuyor. UNDP’un Türkiye’ye ilişkin İnsani Gelişme Raporunda, sağlık, eğitim, bilgi ve düzgün bir yaşam standardı konularındaki ortalama başarının ölçüldüğü insani gelişim endeksine de yer verildi. Değişik alanlarda bir ülkenin elde ettiği ilerlemenin küresel düzeyde değerlendirilmesini sağlayan insani gelişme endeksinde, Türkiye’nin 177 ülke arasındaki durumu da irdelendi. Buna göre, Türkiye, sağlık alanındaki kamu harcamalarının gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYH) oranı bakımından 41’inci, insani gelişme endeksinde 84’üncü, bilim, mühendislik, üretim ve inşaat dallarında okuyan yüksekokul öğrencilerinin toplam öğrencilere oranında 54’üncü sırada yer alıyor.

EĞİTİM KALİTESİ: Raporda, eğitimdeki kalite de ele alınıyor. Türkiye’de zorunlu eğitimin süresi uzamış bile olsa, bu durumun modern temel becerilerin kazanılmasını güvence altına almadığı vurgulanan raporda, 2001 yılında yapılan bir araştırmada, Türkiye’de 4. sınıf öğrencilerinin yüzde 42’sinin okur yazarlık derecesinin en alt seviyede olduğunun tespit edildiğine işaret ediliyor. Çok fazla sayıda öğrencinin bazı asgari becerileri iyice öğrenemeden okullardan mezun olduğu kaydedilen raporda, şu görüşlere yer veriliyor:

77’NCİ SIRADAYIZ: "Eğitimin ne ölçüde kişisel, sosyal ve gelişimsel yararlar sağladığı hayati önem taşıyor. Ancak birçok ülkede tüm çocuklara eğitim sağlayabilme çabası, eğitime ulaşma üzerinde odaklanırken, genellikle eğitimin kalitesine verilen önem göz ardı ediliyor. Türkiye, bu ülkelerden birisi.

UNESCO’nun hazırladığı Herkes İçin Eğitim Gelişme Endeksi Türkiye’yi 125 ülke arasında 77’inci sırada gösteriyor. Öğrencilerin hayat sorunlarıyla ilgili problemleri çözme başarılarına göre yapılan sıralamada da Türkiye, 40 ülke arasından sondan 5’inci geldi. Bu da Türkiye’deki öğrencilerin çoğunluğunun değişik kaynaklardan edindikleri bilgileri sentez yaparak, birleştiremediklerini ortaya koyuyor."

SEKTÖR İÇİNDE SEKTÖR: Raporda, Türkiye’deki özel dershanelerle ilgili bir değerlendirme de yapılıyor. Ülkemizdeki dershaneleri "sektör içinde sektör" olarak niteleyen rapora göre, Türkiye’deki dershane sayısı son 23 yılda 23 kat artış gösterdi.
Hürriyet

İşsiz Gençler

19 Mart 2008 Çarşamba


Üniversite mezunu işsizlerin hayalini, ''yabancı veya yabancı ortaklı şirketlerde'' işe girmek süslüyor. Prometheus Danışmanlık şirketi tarafından özel, devlet ve yurt dışında üniversitelerden 2007 yılında mezun olan ve İstanbul'da iş arayan gençler arasında ''Gençler ve İşsizlik'' konulu bir araştırma yapıldı.
Kasım-Aralık 2007 ile Ocak-Şubat 2008 dönemini kapsayan araştırma ile lisans mezunu, 27 yaşın altında olan, aktif iş arayan ve okul sonrası hiç deneyimi olmayan 300 kız ve 300 erkekle görüşülerek, iş arama profilleri ve beklentileri belirlendi.Prometheus Danışmanlık Genel Müdürü Yücel Atış'ın, açıkladığı araştırma sonuçlarına göre, gençlerin yüzde 37'si iş dünyası ile okuldayken tanışıyor. Bu gruptaki gençler, daha hızlı iş buluyor. İş dünyası ile tanışmayı okulun bitişine bırakanların ise iş dünyasına uyum sağlama, görüşme alma ve iş bulma hızı çok daha düşük gözüküyor.


''İŞSİZLİK PSİKOLOJİSİ MUTSUZ YAPIYOR''
Gençlerin iş aramaya başlama kararında aile baskısının yüksek olduğu dikkat çekiyor. ''İş aramaya başlama kararınızı kim verdirdi?'' sorusuna, katılımcıların yüzde 9'u öğretmenlerinin, yüzde 18'i kendisinin, yüzde 26'sı arkadaşlarının ve yüzde 47'si ailesinin karar verdiğini belirtiyor.Özellikle iş aranması konusunda aile baskısının yüksek olmasının, gençleri aile ortamı dışında zaman geçirmeye zorladığı vurgulanıyor.İş arama sürecinde gençlerin yüzde 78'i hazırlık desteği almıyor.
Gençlerin iş arama sürecinde kendilerini yalnız hissettikleri, danışıp destek alabilecek yeterlilikte kaynaklara sahip olmadıkları görülüyor. Bunun da gençleri daha hızlı işsizlik psikolojisine soktuğu, uyumsuz ve mutsuz yaptığı belirtiliyor.Gençler iş arama sürecinde en fazla interneti kullanıyor.


''NE İŞ OLSA YAPARIM''
Araştırmada ''Ne kadar süredir aktif iş arıyorsunuz?'' sorusuna; gençlerin yüzde 10'unun ''12 aydan fazla'', yüzde 18'inin ''8-12 ay arası'', yüzde 25'inin ''6-8 ay arası'', yüzde 26'sının ''4-6 ay'', yüzde 15'inin ''2-4 ay'' ve yüzde 6'sının ''0-2 ay'' yanıtı verdi.Gençlerin yüzde 53'ü 6 aydan fazla süredir aktif iş arayışında. Bu da özellikle 2007 yılının ikinci altı ayında şirketlerin eleman almak konusunda muhafazakar olduklarını gösteriyor. İş bulma süreci uzadıkça aktif iş arayan sayısının artması, gençleri daha çetin bir rekabetin beklediğini gösteriyor.Gençler iş arayışında ''ne iş olsa yaparım'' veya ''işsiz kalmaktansa bir işe gireyim'' yaklaşımını taşımıyorlar.


''İMAJ ODAKLI YENİ KUŞAK''
Birden fazla seçenekli ''İş arayışında şirketlerde aradıklarınız neler?'' sorusuna gençlerin yüzde 62'sinin ''imaj'' yanıtı verdiği dikkat çekerken, ''ücret paketi'' diyenlerin yüzde 55, ''kariyer ve gelişim olanakları'' diyenlerin yüzde 37, ''çalışma ortamı'' diyenlerin yüzde 28 olduğu görülüyor.
Gençlerin imaj, ücret ve kariyer odaklı hayata bakışının yeni bir iş arayan kuşak ile karşı karşıya olunduğunu gösteriyor. Gençler iş ararken öncelikle teknoloji, finans, medya&iletişim, otomotiv şirketlerini tercih ediyor. En az tercih edilen sektörler ise perakende, tekstil, sigorta, lojistik, turizm olarak sıralanıyor. En çok çalışmak istedikleri alanlar da insan kaynakları, finansman, pazarlama, ihracat, üretim; en az çalışmak istenilen alanlar ise satış, muhasebe, personel, lojistik olarak belirtiliyor.
Gençlerin yabancı şirkette çalışma isteği öne çıkıyor. Bu kuşakta imaj ve isim önceliğinin payı net olarak görünüyor. Özellikle geçmişte holdinglerde çalışmak yönünde olan tercihin gittikçe azaldığı gözleniyor. Araştırmaya katılanların ''İş arayışında yerli yabancı şirket tercihiniz nedir?'' sorusuna yüzde 46'sı ''yabancı veya yabancı ortaklı şirket'', yüzde 30'u ''yerli şirket'', yüzde 24'ü ''fark etmez'' yanıtı verdi.Gençlerin yüzde 70'i İstanbul'da çalışmayı tercih ediyor. Bu durum, Anadolu'daki şirketlerin nitelikli eleman çekmekte zorlandığını ortaya koyuyor.
Gençlerin iş arama sürecinde teklif alma oranları yüksek. Ancak, teklif alanların yarıdan fazlasının ilk teklifi ''isim, alan, ücret nedeniyle'' beğenmeyerek kabul etmediği dikkat çekiyor. İstanbullu gençlerin çoğunluğunun işe girmek konusunda acele etmediği, ''seçici işsiz veya tembel işsizliği'' olarak tanımlanan grupta yer aldığı belirtiliyor.


''BEYİN GÖÇÜ SÜRÜYOR''
İş bulamamaları durumunda gençlerin yüzde 32'si yüksek lisans yapmayı, yüzde 30'u yurt dışına gitmeyi, yüzde 17'si kendi işini kurmayı düşünürken yüzde 21'inin henüz bir planı bulunmuyor. Özellikle erkekler arasında yüksek lisansın ağırlıklı seçenek olması aynı zamanda askerlik tecili için bir seçenek olarak görülmesinden kaynaklanıyor.
''Hayatta kaybetmekten en çok korktuğunuz şey nedir?'' sorusuna verilen yanıtlar da gençlerin önceliklerinin değiştiğini çarpıcı şekilde ortaya koyuyor. Birden fazla seçenek belirtebilen gençlerin yüzde 90'ı cep telefonunu, yüzde 68'i bilgisayarını, yüzde 53'ü arkadaşlarını, yüzde 51'i ailesini kaybetmekten korktuğunu belirtti.
2001 krizi sonrası yapılan çalışmalarda ''aile'' ilk sırada çıkarken bugünün gençlerinin vazgeçilmezlerinin kendi konfor ve özgürlük alanları, cep telefonu, bilgisayar ve bunlara bağlı çevreleri olduğu görülüyor. Araştırma kapsamındaki gençlerin yüzde 86'sı aileleri ile yaşadığını belirtmiş.

sabah

En İyi Reklam Kitabı

12 Mart 2008 Çarşamba


Effie 2007’de ödül alan reklam kampanyaları bir kitapta toplandı. Reklamcılar Derneği ve Reklamverenler Derneği tarafından bu yıl ikincisi gerçekleştirilen “Effie 2007 Reklam Etkinliği Ödülleri” yarışmasında kazanan kampanyaların yer aldığı “Effie 2007 Kazananlar” kitabı yayımlandı.

Reklamcılar Derneği Başkanı Cem Topçuoğlu, yarışmanın 24 ülkede gerçekleştirildiğini ve etkili reklam yönetimi için referans niteliği taşıdığını söyledi. Topçuoğlu, yarışmada sadece yaratıcı reklamların değil, hedefine ulaşmış ve sonuç almış reklamların ödüllendirildiğini söyledi. Topçuoğlu Effie kelimesinin “verimlilik” (efficiency) ve “etkinlik” (effectiveness) kelimeleri kısaltılarak oluşturulduğunu da sözlerine ekledi.

Yarışmada 34 kampanya ödül almış, 5 kampanyaya da Altın Effie verilmişti. 1.500 adet basılan “Effie 2007 Kazananlar” adlı kitap, 45 YTL’den satışa sunuldu.

Kitap, öğrencilere yüzde 30 indirimli satılacak.Reklamcılar Derneği ile Reklamcılık Vakfı’nın Genel Müdürü Ayşegül Molu da reklam pazarının gelişmesi için KOBİ’lerin marka yaratma potansiyelini artırmak gerektiğini kaydetti. Bu nedenle Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret Merkezi’yle “KOBİ Okulu” adı verilen bir proje geliştirildiğini söyleyen Molu, bu kapsamda her yıl 1-2 KOBİ’nin markalaşacağını kaydetti.

Prison Break

14 Şubat 2008 Perşembe

Prison Break
Aylar sonra 3. sezon bölümleriyle CNBCE ekranlarında 21.00 de başlıyor. Normal zamanlarda hiçbir dizinin takipçisi değilim ancak bu dizi başka.Çok keyif ve heyecan verici. Birçoğunuz zaten haberdarsınız ve takipçisisiniz diye düşünüyorum. Sadece paylaşmak istedim heyecanı.
Prison Break 2005 yılında başlayan başrollerinde Wentworth Miller,Dominic Purcell,Sarah Wayne Callies,Amaury Nolasco olan yaklaşık 42 ülkede yayınlanan ABD yapımı dram ve macera dizisi. Fox kanalında yayınlanmaktadır, Türkiye'de ise gösterimi CNBC-e kanalı tarafından gerçekleştirilmektedir. İlk sezonunun gösterimi 2006 sonlarında biten dizinin ikinci sezonu, 1 Mart 2007 tarihinden itibaren CNBC-e ekranlarına geri dönmüştür.26 Temmuz 2007 tarihinde 2.sezon Sona bölümü ile sona ermiştir.

Dizi 2006 Emmy ödüllerine en iyi dizi olarak aday gösterilmiştir.

Genç kızların üçte ikisi ’ev kızı’

6 Şubat 2008 Çarşamba

TÜRKİYE’de 25-29 yaşlarındaki genç kızların üçte ikisinin "ev kızı" olduğu ortaya çıktı.TİSK araştırmasına göre 15-29 yaş grubu genç kızların yaklaşık yüzde 60’ı okumuyor, Türkiye’de 5.5 milyon genç kız "ev hanımlığı yapıyor. TİSK tarafından yapılan araştırmaya göre Türkiye’de 25-29 yaş grubundaki genç kızlardan yüz de 66’sı öğrenim görmüyor ve çalışmıyor. TİSK’ten yapılan açıklamada, "Çağdışı nitelikteki bu durum alarm zili olarak kabul edilmeli, genç kızların eğitimden ve istihdamdan dışlanmasına son verecek bir seferberlik başlatılarak ’Kadının yeri evidir’ yaklaşımı terk edilmelidir" denildi. Araştırmayla ilgili açıklamada, 15-29 yaş grubundaki genç kızların yaklaşık yüzde 60’ının, 25-29 yaş grubunda ise yüzde 66’sının hem eğitimden, hem de istihdamdan dışlandığının ortaya konduğu belirtildi.

22 bin ’süper zengin’in 100 milyar doları var

5 Şubat 2008 Salı

Akbank’ın Private Banking’den (özel bankacılık) sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Fikret Önder, ünlü İngiliz finans dergisi Euromoney’den aldığı ödül sonrası yaptığı değerlendirmede, "Araştırmalara göre Türkiye’de servetleri toplamı 100 milyar doları aşan 22 bin ’süper zengin’ aile var. Bunların 3 bininin 8 milyar dolarlık servetini biz yönetiyoruz" dedi.
AKBANK’ın Private Banking’den (özel bankacılık) sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Fikret Önder, "Yapılan araştırmalara göre Türkiye’de ’süper zengin’ diye tanımlanabilecek 22 bin aile var. Bunların servetleri 100 milyar doları aşıyor. Türkiye’deki ’özel bankacılık’ birimleri bu paranın 15 milyar dolarını yönetiyor. Bu rakamın 8 milyar dolarlık bölümü Akbank Private Banking tarafından yönlendiriliyor" dedi.
EN AZ 500 BİN DOLAR: İngiliz finans dergisi Euromoney’den "Türkiye’nin En İyi Private Banking Ödülü"nü alan Akbank’ın Genel Müdür Yardımcıları Fikret Önder ile Hayri Çulhacı (Strateji ve Kurumsal İletişimden Sorumlu), bir sohbet toplantısı düzenledi. Fikret Önder, Akbank’tan "özel bankacılık" hizmeti alma alt sınırının 500 bin dolar olduğunu vurguladı. Önder, Akbank’ın Private Banking bölümünü Türkiye’de "ekonomik kıyametin koptuğu" 2001 yılı mart ayında oluşturduklarını hatırlatarak, şunları söyledi: "2007 yılı sonu itibariyle 3 bin Private Banking müşterimiz var. Bunlar arasında kamu kurumları da, vakıflar da yer alıyor. Söz konusu kurum ve kişilerin 8 milyar dolarlık nakit varlığını yönetiyoruz. Bu paranın yarısı kurumsal yatırımcılarımıza ait."
NAPOLYON’UN SÖZÜYLE: Fikret Önder, Akbank Private Banking’le ilgili sunumuna başlarken Napolyon Bonapart’ın, "Olağanüstü durumlar, olağanüstü çözümler bulmamızı gerektirir" sözünü kullandı. Önder, ’süper zengin’lerin parasını yönetirken, doktor titizliğiyle çalıştıklarını vurgulayarak, "Nasıl ki bir doktor hastasına ilaç verirken veya bir tedavi yöntemi uygularken karaciğerinin durumunu sorarsa, biz de miktarını bilmesek de müşterimizin diğer yatırımlarını nerelere yönlendirdiğine bakarız."
2 MİLYON DOLARLIK EV YETMEZ: Dünyada 10 milyon ’süper zengin’ ailenin 37.2 trilyon dolar serveti bulunduğuna dikkat çeken Önder, şöyle konuştu: "Bu servetin yüzde 50’si Private Banking hizmeti alır. Bu servetin yüzde 64’ü ABD, Japonya, Almanya, İngiltere ve Fransa kaynaklıdır. Son yıllarda Çinli zengin sayısının arttığı gözleniyor. Biz Türkiye’de 500 bin dolar tasarrufa yönlendirebileceği varlığı olanı potansiyel müşteri görürüz. Örneğin, 2 milyon dolarlık kendi evinde oturan birisi tek başına bu varlığı ile bizim müşterimiz olamaz. Ama oturduğu eve ek olarak 500 bin dolarlık bir evi daha varsa o zaman müşterilerimiz arasına girebilir."
60 MÜŞTERİYE 1 YÖNETİCİ: Fikret Önder, İstanbul’da merkez, Suadiye, Nişantaşı, Ankara, İzmir, Adana ve Bursa’da Private Banking şubeleri olduğuna dikkat çekerek, şunları dile getirdi: "Özel müşteri yöneticisi başına 60 müşteriye hizmet veririz. Müşteri gizliliği ve buna bağlı karşılıklı güvene özen gösteririz. İsteyene Güney Afrika Borsası’nda bile hisse senedi alım satımı hizmeti veririz."
’Her ihtimale karşı’ dışarda 70 milyar dolar tutuyorlar
FİKRET Önder, Türkiye’deki 22 bin "süper zengin" ailenin 100 milyar doları aşan servetinin 60-70 milyar dolarını "her ihtimale karşı" yurtdışında tuttuğunu belirterek, "Private Banking hizmetlerinin önünün daha da açılmasıyla Türkiye’ye bir miktar da olsa dönüş yapabileceğini söyledi.
5 milyon dolarla giden kendini Erol Sabancı gibi hissedebilir
AKBANK Private Banking’den sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Fikret Önder, 5 milyon dolar veya 5 milyon YTL ile kendilerine başvuran müşterilerine "Servet Danışmanlığı" hizmeti de verdiklerini ifade ederek, "Bu müşterilerimiz isterlerse kendilerine özel servet danışmanlığı hizmeti de veriyoruz. Bu müşterilerimiz ayrıca Sabancı Holding’in vergi danışmanıyla birebir görüşüp hizmet alabilir. Akbank’ın ekonomisti ile birebir görüşebilir. Aile servetinin korunması ve gelecek nesillere en uygun şekilde aktarılması misyonu konusunda yardım alabilir. Bu müşterilerimiz için 20 müşteri başına bir müşteri ilişkileri yönetmeni düşer" dedi. Önder, "5 milyon dolarla size gelen Erol Sabancı’nın danıştığı vergi uzmanı ile ekonomiste ulaşabiliyor mu, bu konuda onunla aynı şansı yakalayabiliyor mu?" sorusuna "Evet" yanıtı verdi.
Parasını Türkiye’ye getiren yabancı yatırımcı kendini ihbar etmek zorunda
FİKRET Önder, AB’de örneğin parasını İngiltere’de değerlendiren bir Alman’ın durumunun ülkesine raporla bildirilmesi uygulamasına geçildiğini ifade ederek, şöyle konuştu: "Bizde de bu yönde uygulamaya geçildi. ’Paramı sizde değerlendirmen istiyorum’ diye gelen bir Alman’a, ’Kendi ülkenden bir mukimlik belgesi getir’ diyoruz. Yani, kendisini ülkesinde ihbar etmesini istiyoruz, parasını Türkiye’ye getirdiği konusunda. Böyle yapmasak daha fazla Avrupalının parasını çekme şansımız olabilir. Maliye bu önlemi ’bıyıklı yabancı’ dediğimiz Türkler’in dışardaki paralarını içerde değerlendirmeye getirmelerine dönük attı ama yabancılar için caydırırcı yönü var."
Dünyada kriz derinleşirse Türkiye de zarar görebilir
AKBANK Strateji ve Kurumsal İletişimden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hayri Çulhacı, bir soru üzerine global dalgalanmanın Türkiye’ye etkilerini şöyle değerlendirdi: " Türkiye, geçmişte global dalgaların olumsuz etkilerine daha açıktı. Bu kez öyle değil. Bazı gelişmekte olan ülkelerle birlikte Türkiye de global dalgadan daha az etkileniyor görüntüsü veriyor. Eğer dünyada kriz daha da derinleşirse Türkiye’nin de bundan etkilenmemesi mümkün değil. Türkiye’nin, ’kriz bize dokunmuyor’ havasında hareket etmeyip önündeki reformları gerçekleştirmesi, mali disiplini elden bırakmaması gerekiyor."
1 milyar dolara yakın servetini yönettiğimiz müşterimiz de var
AKBANK Private Banking’ten sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Fikret Önder, "Sabancı Ailesinin fertleri kişisel nakit varlıklarını sizin aracılığınızla mı değerlendiriyor?" sorusuna, "Müşteri sırrına özen göstermek zorundayız" yanıtı verdi. Önder, "Yönettiğiniz en büyük kişisel servet nedir?" sorusunu ise, "1 milyar dolara yakın" diye yanıtladı.
Türkiye’nin en iyi ’Private Banking’ ödülü Akbank’a
ÜNLÜ İngiliz finans dergisi Euromoney, Akbank Private Banking’e "Türkiye’nin En İyisi" ödülü verdi. Londra’da Christ Church Spitalfields Venue’de düzenlenen törende ödülü Akbank Private Banking’ten sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Fikret Önder aldı. Akbank Strateji ve Kurumsal İletişimden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hayri Çulhacı da törende Önder’e eşlik etti.

Cep telefonu tüketimi hızlanıyor

29 Ocak 2008 Salı

Kimilerine göre doyma noktasına gelen cep telefonu pazarı, üretici firmaların açıkladığı istatistiklerle yalanlanıyor. 2007 yılına dair global satış bilgilerini açıklayan Sony Ericsson, önceki yıla göre yüzde 18 artışla 100 milyon cep telefonu sattığını duyurdu.

Cep telefonu üreticilerinin ortalama yüzde 9 artış kaydettiğini açıklayan Sony Ericsson, satışların yarıdan fazlasının müzik çalabilen telefonlara ait olduğunu ilân etti. Sadece Sony Ericsson markasının geçen yıl 15 milyar dolar ciro yaptığı dikkate alındığında, gelişmekte olan ülkelerin cari açık hesabına ne kadar büyük bir katkı yaptığı ise gözlerden kaçmıyor. Gıda ve tekstil gibi temel ihtiyaçların üretimine yoğunlaşan birçok ülke, daha çok özenti ile beslenen cep telefonu tüketim hızı nedeniyle giderek fakirleşiyor…

Türkiye Haluk ULUSOY Federasyonu

18 Ocak 2008 Cuma

Reklamın genel amacı; hedef tüketicilere bir ürün veya bir hizmeti duyurmak, ürüne, markaya, işletmeye karşı tüketicilerde olumlu bir eğilim oluşturmayı sağlamaktır. Diğer bir deyişle reklam, doğrudan satış ya da kar sağlamayı kolaylaştırmaya yönelik iletişim kurmaktır. Buna göre reklam; hedef tüketiciyi, reklamı yapılan ürünün ya da hizmete ilişkin farkında olmamaktan olmaya, reklam mesajını anlamaya, önerilen satış vaadini kabul ile satın alma arzusu yaratarak hedef tüketicileri satın alma davranışına yöneltmeyi amaçlar.
Reklamın, ister uzun vadede isterse kısa vadede satış amacını taşısın şu ortak amaçları içerir;
Tüketiciyi ya da aracıya bilgi vermek, ürün ya da hizmeti hatırlatmak ve satışa ikna etmek, Mal ya da hizmetin satışını sağlamak, Mal ya da hizmete karşı talebi artırmak,

Sanırım hepimiz reklam ve ana amaçlarını kısaca anlamış bulunuyoruz. Son dönemde görsel ve yazılı medyada bir FUTBOL FEDERASYONU reklamı almış başını gidiyor. Reklamın ana teması tek yürek olmaya davet etmek ve hepimiz biliyoruzki Türkiye Futbol Federasyonu tüzel ve özerk bir yapıya sahip. Yani hiç bir kişiye,isme mal edilemez.Peki, son dönemde yayımlanan TFF reklamında bir isim öne çıkmıyormu. Haluk Ulusoy. Başlı başına bir Haluk Ulusoy reklamını TFF adına halka sunmak ve halktan toplanan parayla bunu yapmak nasıl bir curettir merak ediyorum. İlginç olan o kadar medya ordusundan ve köşe yazarlarından buna tek bir eleştİri dahi gelmemesi.Türkiye Futbol Takımı deyince zaten tüm Türkiye tek bir heyecan ve yürekle takımımızı destekliyoruz. Bunun için ayrıca bir reklama ve Haluk Ulusoy adını lanse ederek yapılmasına ne gerek var.

Ataşehir'e Merkez Bankası piyangosu

14 Ocak 2008 Pazartesi

Ataşehir'e Merkez Bankası piyangosu
Merkez Bankası'nın İstanbul'daki adresi netlik kazanır kazanmaz, emlak piyasası hareketlendi. Haftasonu emlak ofislerini telefon yağmuruna tutarak 'satalım mı bekleyelim mi?' diye soran mal sahipleri fiyatları da artırdı.
Referans Gazetesi'nde Neşe Karanfil'in haberine göre, Ataşehir'e "finans merkezi" piyangosu vurdu. Ziraat, Halk ve Vakıfbank'ın ardından Merkez Bankası'nın da Ataşehir'e taşınacağının açıklanması bölgedeki gayrimenkul piyasasında ciddi bir hareketlilik yaşanmasına neden oldu. Bugüne kadar bu duyumu alan yatırımcıların gittiği emlakçıların kapısını kararın kamuoyuna açıklanmasından sonra vatandaşlar da çalmaya başladı. Haftasonu emlak ofislerini telefon yağmuruna tutan mal sahipleri "satalım mı bekleyelim mi?" diye sorarken, bölgenin değerleneceğini düşünerek yatırım amaçlı gayrimenkul almak isteyenler ise "Alalım mı, fiyatlar çok artar mı?" diye soruyor. Çünkü Halk Bankası'nın bin 200, Vakıfbank'ın bin, Ziraat Bankası'nın bin 500, Merkez Bankası'nın ise 2 bin 565 çalışanı var. Bu kuruluşların taşınması halinde aileleri ile birlikte Ataşehir'e gelecek olan çalışanlar, bölgede büyük bir hareketlilik yaratacak.
Metrekare fiyatları 2500 YTL'den başlıyor
Bölgede şu anda yeni bitmiş ya da inşaatı devam eden sosyal tesisli komplekslerin metrekare satış fiyatları 2500-3500 YTL, 8-10 yıllık site nitelikli yerlerin metrekare satış fiyatları 1750-2500 YTL, site özelliği taşımayan konutların metrekare satış fiyatları 1200-1500 YTL arasında değişiyor. Kiraların ise site nitelikli konutlarda metrekaresi 10-15 YTL, diğer binalarda 7-10 YTL civarında. Bu kurumların Ataşehir'e taşınacağının açıklanması ile birlikte ilk etapta satış fiyatlarında yüzde 15-30 arasında yaşanacağı ifade ediliyor. Hatta emlak ofislerinin verdiği bilgilere göre bazı mal sahipleri zam yapmaya başladı bile.
Yüzde 100 artış bekliyoruz
Yatırım fikri olanların Merkez Bankası'nın Ataşehir'e taşınacağı duyumunu birkaç ay öncesinden aldıklarını belirten Turyap Yönetim Kurulu Üyesi Başak Soner, "O bölgedeki ofislerimiz zaten bir süredir yatırım amaçlı gelenlerin bu yöndeki soruları ile karşılaşıyordu. Yani 'Merkez Bankası'nın geleceği söyleniyor, gelecek mi, ne dersiniz yatırım yapalım mı' şeklinde çok soran oluyordu. Bu sayı kararın resmen açıklanmasından sonra daha da arttı" diye konuştu.
Ataşehir'de konutların ticari binalara göre daha değerli olduğunu anlatan Soner, "Ancak bu karardan sonra ticari bina konusunda uzun zaman önce yatırım yapmış kişiler bunun ödülünü alacak. Çünkü konutlarda da değerlenme bekliyoruz ama özellikle ticari bina ve arsalarda daha ciddi bir değer olacak. Ayrıca Ataşehir'de modern sitelerin olduğu bölgenin dışında da değer kazanacak. Benim tahminim Merkez Bankası'na çok yakın taşınmazlarda değer artışı yüzde 100'ü bulacak" dedi.
Ataşehir bölgesinde gayrimenkul fiyatlarının 2006'dan bu yana yüzde 20 oranında gerilediğini anlatan Ataşehir Emlak Limited Şirketi Sahibi Hakan Aydın, Merkez Bankası'nın Ataşehir'e taşınacağı haberiyle bu gerilemenin durması ve yükselişe geçmesini beklediklerini söyledi. Aydın, "Merkez'in buraya taşınacağını açıklanmasından sonra arayıp 'İyi bir yatırım olur mu?' diye soran çok oldu. Bu nedenle talepte bir artış bekliyoruz. Özellikle Merkez Bankası ile ilgili proje açıklanıp, inşaatta başlarsa minimum yüzde 30 artış olacağını öngörüyoruz" diye konuştu.
Yakın bölgelerde de fiyatlar aratacak
Merkez Bankası, Ziraat Bankası, Halk Bankası ve Vakıfbank genel müdürlüklerinin Ataşehir'e gelmesi ile bu bankaların genel müdürlüklerinde çalışanların konut ihtiyaçlarından ötürü, bölgede konut piyasasının hareketleneceği ifade eden Reha Medin Emlak Hizmetleri Genel Müdürü Nabi Cücük, özellikle kiraların artacağını düşündüğünü söyledi. Cücük, "Ataşehir'deki projelerin yanı sıra bölgeye yakın olan semtlerde de (Kozyatağı, Libadiye, Bulgurlu, Şerifali) konut piyasaları hareketlenecek, fiyatlar artacaktır" dedi. Bölgede yeni proje yapabiliriz
Merkez Bankası'nın taşınacağı bölgenin karşısındaki Uphill Court projesinin ortaklarından Süleyman Varlıbaşlar da finans merkezi Ataşehir projesinin bölgede ciddi bir hareketlilik yarattığını söyledi. Ataşehir'in zaten satışların iyi olduğu bir bölge olduğunu vurgulayan Varlıbaşlar şunları söyledi: "Birkaç aydır Merkez Bankası'nın buraya geleceği ve Ataşehir'in finans merkezi olacağı söyleniyordu. Bunu bilenler ve duyanlarda bizim kapımızı çalarak, ne yapalım diye soruyorlardı. Bunun resmi olarak açıklanmasından sonra arayıp soran daha da arttı. Bölgede uzun süredir fiyatlar çok artmamıştı. Bu açıklama ile ilk etapta yüzde 15'lik bir artış bekliyorum." Varlıbaşlar, arsa bulmaları halinde bölgede yeni projeler de yapabileceklerini söyledi.
Müşteri kararı duyunca fiyatı yükseltti
Batı Ataşehir'deki mal sahiplerinin fiyatlarını şimdiden artırmaya başladığını ifade eden Ataşehir Turyap Yetkilisi Kemal Aslan, "Geçen hafta konutu için 350 bin YTL isteyen bir müşterimiz kararın açıklanmasından hemen sonra bunu 380 bin YTL'ye çıkardı. Bunun gibi birkaç müşterimize daha rastladık. Çünkü yatırım amaçlı gelip soran sayısı çok arttı"dedi.
Mal sahibi strateji belirlemek için arıyor
Ataşehir'deki mal sahiplerinin bilgi almak için telefonlara sarıldığıın belirten Akademi Emlak Yöneticisi Sema Babalık Erdoğan, "Satalım mı satmayalım mı diye bize fikir soruyorlar. Çünkü Merkez Bankası'nın çalışanlarının aileleri ile birlikte buraya geleceğini düşünürsek ciddi bir hareketlilik olması kaçınılmaz. Bu da mutlaka fiyatlara yansıyacaktır" dedi.
Kaynak : Hürriyet

Asgari Geçim İndiriminden Kim Ne Kadar Faydalanacak‏

31 Aralık 2007 Pazartesi

Asgari geçim indiriminde açıklanan yeni asgari Vergi iadesinin yerine getirilen asgari geçim indirimi, 1 Ocak'ta devreye giriyor.
Ocak 2008 tarihinden itibaren uygulanacak asgari geçim indiriminden, ücretleri gerçek usulde vergilendirilen gerçek kişiler yararlanacak. Ücretleri diğer ücret kapsamında vergilendirilen hizmet erbabı, ücret geliri elde etmeyen diğer gerçek kişiler ile Serbest Bölgeler ve Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu gibi düzenlemeler uyarınca ücretlerinden gelir vergisi tevkifatı yapılmayanlar ve dar mükellefiyet kapsamında ücret geliri elde edenler, kapsam dışı kalacak. Asgari geçim indirimi, takvim yılı başında geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgari ücret üzerinden hesaplanacak.Hesaplamada, mükellefin kendisi için asgari ücretin yüzde 50'si, çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eş için yüzde 10'u, çocukların her biri için ayrı ayrı olmak üzere, ilk 2 çocuk için yüzde 7.5'i, diğer çocuklar için de yüzde 5'i dikkate alınacak. Bu şekilde belirlenen tutar, gelir vergisinin ilk dilimine uygulanan yüzde 15 oranı ile çarpılacak. Bulunan tutar da, her ay ödenecek gelir vergisinden mahsup edilecek. ücret geçerli olacak.
YENİ ASGARİ ÜCRETLE YENİ İNDİRİM
Bu arada dün açıklanan ve 1 Ocakta yürürlüğe girecek brüt 608 YTL'lik asgari ücret, asgari geçim indirimi yoluyla bekar bir işçi ya da memura aylık 45,6 YTL getiri sağlayacak. Bu rakam evli, eşi çalışmayan 2 çocuklu bir ücretli için 68,4 YTL, 4 çocuklu bir ücretli için de 77,52 YTL olacak. Asgari ücretin Temmuzda 638,7 YTL'ye yükselmesi, asgari geçim indiriminde takvim yılı başındaki tutar esas alındığı için indirim miktarlarını değiştirmeyecek.
VERGİ İADESİNE GÖRE DURUM
Maliye Bakanlığı Gelir Politikaları Genel Müdürlüğü'nün yaptığı hesaplamalara göre, yeni sistem, asgari ücretle çalışan bekar bir işçi ya da memura, vergi iadesine kıyasla yıllık 115,8 YTL daha fazla kazandıracak. Yeni sistemin, vergi iadesine göre evli ve eşi çalışmayan bir ücretliye sağlayacağı yıllık avantaj ise 228 YTL olacak. Söz konusu rakam, 2 çocuklu bir asgari ücretli için 452 YTL'ye, 4 çocuklu bir asgari ücretli için 508 YTL'ye çıkacak. Ancak ücret yükseldikçe, vergi iadesine göre asgari geçim indiriminin getirisi azalacak. Yüksek gelir grupları, vergi iadesine kıyasla yeni sistemde daha az para alacak.
EMEKLİLER DE ÇALIŞMAYAN EŞ KATEGORİSİNDE
Asgari geçim indiriminde, emekli maaşı alanlar çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eş olarak kabul edilecek. Eşlerin her ikisinin de ücretli olması halinde, çocuklar yalnızca sosyal güvenlik yönünden tabi oldukları eşin bildirimine dahil edilecek. Boşananlar için indirim tutarının hesabında, nafakası sağlanan çocuk sayısına bakılacak. Sakatlık indirimi bulunan ücretlinin gelir vergisi matrahı belirlenirken, sakatlık indiriminin mahsubundan sonra kalan gelir vergisi matrahı üzerinden hesaplanan vergi tutarından yıllık asgari geçim indiriminin 12'de 1'i mahsup edilecek. Mahsup edilecek tutar, kalan gelir vergisi tutarını aşamayacak ve asgari geçim indirimi farkı, diğer dönemlerde de değerlendirilmeyecek. Yıl içinde iş yeri ve işvereni değişen ücretliler, yeni iş yerlerinde ya da işverenleri nezdinde çalışmaya başladıkları aydan itibaren asgari geçim indiriminden yararlanmaya devam edecekler.Gelir Vergisi Kanunu gereği, ücretlerinden vergi tevkifatı yapılmayan ve bu nedenle ücretlerini yıllık beyanname ile beyan etmek zorunda olan ücretlilerde asgari geçim indirimi, yıllık beyannamede hesaplanan gelir vergisinin ücret gelirlerine isabet eden tutarından mahsup edilmesi suretiyle gerçekleştirilecek. Ücretliler, medeni durumları ve çocuk sayıları ile eşinin iş ve gelir durumu hakkında "Aile Durumu Bildirimi" ile işverenlerine bildirimde bulunacak. Durumlarında herhangi bir değişiklik olması halinde bu değişiklikler işverene 1 ay içinde bildirilecek. Asgari geçim indirimi oranını etkileyen değişiklikler de, söz konusu değişikliğin işverene bildirildiği tarih itibariyle uygulanacak.
Cihat ERTÜRK
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir