Alkol unutturmuyor derdi depreştiriyor

1 Mart 2008 Cumartesi


Özellikle son dönemlerde şirket sahiplerinden tutunda yöneticilerde dahi sıkıntılı günler yaşanıyor. Ekonomik anlamda tıkanmaya doğru giden piyasalarda yaşanan likidite sorunu şirket sahiplerini derinden etkiliyor. Kimi iş kapatıyor, kimileri işçi çıkartıyor. Hal böyleyken patronlarda bu gri günleri atlatmak için çözümler üretmekte tıkanınca ,sıkıntılarını unutmak için alkole yönelenler oluyor..
Tam bu zamanda yapılan araştırmnayı sizinle paylaşmak istedim.
Japonya’da yapılan bir araştırmada, alkolün dertlerin unutulmasına yardımcı olmadığı belirlendi.
Tokyo Üniversitesi’nden araştırmacılar, sanılanın aksine alkolde bulunan "etanol"ün unutmaya yardımcı olmadığını, aksine anıları zihinde koruduğunu belirttiler.
JAPONYA’da Tokyo Üniversitesi’nde deney fareleri üzerinde yapılan araştırmada, kafeslerine geri konmadan önce birkaç gün süreyle hafif oranda elektrik şoku verilen farelerin, kafesleri her açıldığında ürktükleri tespit edildi. Araştırmacılar, bu farelerin tepkilerini incelemek amacıyla bir kısmına alkol verirken, diğer kısmına serum verdi.
Alkol verilen farelerdeki bu korkunun, diğer farelere göre ortalama iki hafta olmak üzere daha fazla sürdüğü ortaya çıktı. Söz konusu araştırmayı yapanlar, insanlar açısından ele alındığında bu durumun, alkol alındığında kurtulmak istenilen kötü anıların daha fazla zihinde kalacağını gösterdiği yorumunda bulundu.

İş Fikri ; ( küresel ısınmaya karşı )

Geçenlerde bir haber okurken dikkatimi çekti. Bir grup San Francisco'lu arkadaş bir akşam yemeğinde çevre sorunlarını, küresel ısınmayı vs. konuşurken akıllarına bir fikir gelmiş. Aslında çok parlak bir fikir de değil ama yine de uygulamaya koymuşlar, kendilerine bir isim edinmişler ve fikirleriyle uygulamalarını internet üzerinde bir grup oluşturarak oraya da yazmışlar.
Fikir basit: Yiyecek içecek ve kişisel şeyler (iç çamaşırı, çorap vs.) dışında hiçbir yeni eşya satın almamak, her şeyi ikinci el veya kullanılmış almak. Kendilerine 'Compact' adını veren grubun üyeleri, böylece küresel ısınmaya bireysel düzeyde katkı vermekten uzaklaşacaklarını düşünmüşler. Arkadaş arasında olumlu bir çaba ama grup kısa sürede yayılmış, en son ABD'nin ünlü TV programı 'Today Show'a da çıkınca onbinlerce insan gruba katılmış, iş en sonunda The New York Times'a haber olmaya kadar varmış. Küresel ısınma, hepimizi düşündürmesi gereken bir konu. Üstelik, hepimizin küresel ısınmaya katkımız var, bunu da unutmayın.
Geçen gün evimin doğalgaz faturasına baktığımda, 5 bin kilovat/saate yakın enerjiyi bir ayda ısınmak için tükettiğimizi gördüm. Küresel ısınmaya çok ciddi bir katkı. Kullandığımız otomobil, evimizde yaktığımız elektrik, satın aldığımız eşyaların üretiminde harcanan enerji vs. deyince kişisel katkımızın devasa boyutlara ulaşabildiğini görmek şaşırtıcı.
Yakın gelecekte, kişilere, üretilmesine katkıda bulunacakları karbondioksit kotası verilmeye başlanırsa şaşırmayalım.
Kota demişken, bazı ülkelerde sanayi kuruluşları için kota uygulaması başladı. Tabii onunla birlikte yeni bir 'iş fikri' de hayata geçti: Kota ticareti. Bir fabrika kotasını yıl ortasında erkenden doldurmuş, bir başkası daha üçte birini bile harcayamamışsa, aradaki tacir şirket o kotayı ihtiyacı olana satıyormuş.
İnsanoğlu her kötülükten bir 'iş' ve kazanç kapısı çıkarmayı başarıyor demek. Böyle gördüğüm bir başka 'iş fikri' de şu: Diyelim bir havayolu şirketi, beni İstanbul'dan Ankara'ya götürmek için doğaya beş ağacın bir yılda temizleyebileceği kadar karbondioksit salıyor. 'Yeşil şirket' burada devreye giriyor, havayolu şirketine 'Sattığın her bilet başına dünyanın bir yerine beş ağaç dikilmesini temin edeyim, bana para ver' diyor.
Böylece havayolu şirketi birdenbire 'çevreci şirket' oluveriyor. Bu sadece havayolları için değil, doğayı kirleten veya bir biçimde dünyaya kötü etkisi olan her iş kolunda uygulanabilir bir 'fikir.' Aslında fena fikir de değil hani. Küresel ısınma için kafa yormak hepimizin işi, unutmayın.
İsmet Berkan/Radikal

Kadın Yöneticiler İstenmiyor


Türkiye’de yapılan bir araştırmada, kadınların çalışma arkadaşı olarak benimsendiği, ancak yönetici olarak çok fazla kabul görmediği belirlendi. Ernst And Young’ın İnsan Kaynakları Yönetici Seçme ve Değerlendirme Bölümü, internet ortamında yaklaşık 5 bin kişi üzerinde “Çalışanlar Kadın Yöneticiyi Nasıl Görüyor” konulu bir araştırma gerçekleştirdi. Yapılan ankette soruların yüzde 44’ünü erkekler, yüzde 56’sını ise bayanlar cevaplarken, bu kişilerin yüzde 76’sı çalışan kişilerden oluştu. Ankete katılanlardan, iş yerinde çalışma arkadaşlarının kadın olmasını isteyenlerin oranının yüzde 66’sı “fark etmez” cevabını verirken, yüzde 21’i ise seçimini kadınlardan yana yaptı. “İş yerinde yöneticimin kadın olmasını isterim” diyenlerin oranı yüzde 20 olurken, erkeklerin yöneticilik konusunda kadınların önünde yer aldığı görüldü. Araştırmanın bu verisi, kadınların artık iş hayatında çalışma arkadaşı olarak benimsendiği, ancak yönetici olarak henüz kabul görmediği şeklinde yorumlandı. Araştırmada kadınların yüzde 46’sının da hem cinslerini yönetici olarak görmek istememesi dikkati çekerken, erkeklerin yüzde 49.30’u kadın ya da erkek yöneticinin kendileri için fark etmeyeceğini ifade etti. Yapılan anketin başka bir bölümünde de “kadın ve erkek yöneticilerin özellikleri” üzerinde duruldu. Buna göre bu bölümde, yöneticilerin liderlik, otoriterlik, kriz anında soğukkanlı olabilme, analitik düşünme, hızlı karar verme, duygusallık, inatçılık, detaylara önem verme, başarı hırsı, mükemmeliyetçilik, empati sahibi olma, iş yaşam dengesi kurabilme gibikişisel özellikler değerlendirildi.


KADINLAR İNATÇI VE DUYGUSAL

Bu bölümde ankete katılanların yüzde 52’si, liderlik açısından erkeklerin kadınlara göre daha başarılı olduğunu belirtirken, kadınların bu özelliğinin ön planda olduğunu belirtenlerin oranı ise yüzde 15’te kaldı.

Aynı şekilde otoriterlik açısından bakıldığında da erkeklerin daha otoriter olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 54 olurken, kriz anında soğukkanlı davranma, analitik düşünme ve hızlı karar verme gibi konularda ankete katılanların büyük bölümü erkek yöneticilerin kadın yöneticilere göre daha başarılı olduklarını ifade etti.

Bu sonuçların yanı sıra “duygusallık” değerlendirmesinde ise ankete katılanların yüzde 80’i kadınların daha duygusal olduğunu düşünürken, “inatçılık” konusunda da yine yüzde 63’lük bir bölüm, kadınların daha inatçı olduğunu ifade etti.

“Detaylara önem verme” konusunda ise ankete katılanların yüzde 81’i kadınları işaret ederken, yüzde 9’luk bir bölüm de erkeklerin daha detaycı olduğunu kaydetti.. Anket sonuçlarında, kadınların erkeklere göre daha çok hırslı olduğu düşünülürken, mükemmeliyetçilik ve empati sahibi olma konusunda yine kadınların öne çıktığı görüldü.


KADIN, KADINDAN DAHA ÇOK OLUMSUZ ETKİLENİYOR

“İş-yaşam dengesi kurma” konusunda ise ankete katılanların yüzde 45’i, bunu erkeklerin daha iyi başarabildiğini düşünürken, yüzde 32’lik bir bölüm de bu dengeyi kadınların daha iyi kurduğunu ifade etti.

Anket sorularını yanıtlayanların yüzde 38’i erkeklerin olaylara geniş açıdan bakabildiğini, yüzde 43’lik bir bölüm de yine erkeklerin kendine olan güveninin daha çok olduğunu bildirdi. “Yaratıcılık” konusunda ise katılımcıların yüzde 39’u kadın yöneticilerin daha yaratıcı olduğunu düşünüyor.

Anket sonuçları, “çalışanlarla iletişim kurabilme” açısından kadın yöneticilerin erkek yöneticilerden daha başarılı olduğu görüşünü ortaya koydu.

Ankete katılanların yüzde 36’sı yöneticilerinin kadın olmasının çalışma şeklini olumlu etkilediğini, yüzde 32’si olumsuz etkilediğini ve yüzde 32’lik bir bölümün de kadın yöneticilerin kendileri için olumlu ya da olumsuz bir etki yaratmadığını belirtti.

Ankete katılan kadınların yüzde 35’i, kadın yöneticiden olumsuz etkilenirken, erkeklerin ise sadece yüzde 26’sı bundan olumsuz etkilendiği görüşünü bildirdi.
NTVMSNBC