Müşteri memnuniyeti ve Satış Örneği

1 Mart 2008 Cumartesi


Çok katlı büyük bir mağazanın patronu, mağazayı gezerken işe yeni aldığı bir satıcının müşteriyle konuşmasını izler. Müşteri satıcıya sorar: "Sizde küçük boy bir olta var mı?" Satıcı: "Var. Efendim. Yalnız siz dağın eteğindeki göle gidecekseniz, hem küçük boy, hem de büyük boy olta almanız gerekir. Çünkü balıklar kuzey tarafında, bazen de güney tarafında yoğunlaşırlar. Eliniz boş dönmek istemiyorsanız, hem kuzey tarafı için hem de güney tarafı için olta takımı almanız gerekir." Müşteri: "ikisini de alayım o zaman" Satıcı: Efendim, sizin balıkçı çizmeniz var mı?
Eğer yoksa gölden eve eliniz boş dönersiniz. Çünkü balıklara yaklaşabilmek için suyun içine girmeniz gerekir. Özellikle güney tarafında sığ suya girmeden balık avlamak imkansızdır." Müşteri: "Peki bir çizme de alayım o zaman." Satıcı devam eder: Efendim, diyelim ki gölün güney kıyısında uğraştınız balık yok, kuzey kıyısında uğraştınız balık yok. Balıklar gölün ortasında ne yapacaksınız? Elinizde olta takımları eve boş mu döneceksiniz? Arkadaşlarınız gülerler size. Sizin bir tane de balıkçı sandalı almanız gerek." Müşteri düşünür, hakikaten semtine eli boş dönerse arkadaşları onunla alay eder. Müşteri: "Tamam, bir tane de balıkçı sandalı alayım." Satıcı: "Efendim, sandalı alıyorsunuz, peki römorkunuz var mı? Nasıl götüreceksiniz sandalı?" Bakın siz alacağınız sandal için uygun römork bu." Müşteri düşünür, römork olmadan sandal göle ulaşamaz: "Tamam bu römorku da alıyorum." Satıcı: "Efendim, arabanız bir cip mi yoksa klasik binek tiplerden mi?" Müşteri cevap verir: "Binek tip bir arabam var." Satıcı: "Efendim, bu sandal römorkunu çekmek için sizin bir cipe ihtiyacınız olacak. Bakın burada bu sandal römorkunu çekmek için özel aparatları olan bir cip var." "Müşteri peki o zaman onu da alayım" demiş. Mağazanın patronu büyük bir hayranlık içinde gizlice izlediği yerden çıkmış, satıcıya sarılmış: "Sen müthiş bir satıcısın. Müşterimiz sadece bir olta alacaktı, sen ona iki olta takımı, bir çift çizme, bir sandal, bir römork, bir cip sattın." Satıcı biraz yüzü asık şekilde: " Efendim, siz müdahale etmeseydiniz ona bir de göl kenarında bir ev satacaktım. Üstelik müşterimiz bir olta istemiyordu; eşinin baş ağrısı için bir hap arıyordu. Ben de ona güzel bir hafta sonu geçirmesi için balığa çıkmasını önerdim!"

Modern satış tekniği önemli ölçüde müşterinin bir ihtiyacını ortaya çıkarma, ona çözüm önerme ve bir teklif yapmadan oluşuyor. Bu tekniğin yukarıda yer alıyor. Ancak modern iş teknikleri abartıldığında olumsuz sonuçlarda olabiliyor. Aşağıdaki fıkra da buna bir örnek:


Adamın biri, yeni açılan lüks büyük mağazaya gitmiş, satıcı kıza yaklaşmış:"Bir kravat almak istiyorum, demiş. Satıcı kız: Beyefendi, bizde müşteriyi memnun etmek esastır. Kravat ipekli mi olacak yünlü mü?" " İpekli." "O zaman lütfen birkaç yukarı buyurun, ipekli kravatlar bir kat yukarıda." "Adam bir kat yukarı cıkmış, başka bir satıcı kız kıza: -Ben ipekli bir kravat almak istiyorum." "Beyefendi, kravat düz mü olacak, desenli mi?" "Desenli." "Bizde müşteriyi memnun etmek esastır, desenli kravatlar bir kat yukarıda, lütfen üst kata buyurun." Adam bir kat daha cıkmış. Yeni bir satıcı kıza: "Ben ipekli ve desenli bir kravat almak istiyorum." "Desenler çizgili mi, çiçekli mi olacak?" "Çizgili." "Bizde müşteriyi memnun etmek esastır, çizgili kravatlar bir kat yukarıda, lütfen bir kat yukarı buyurun." Adam bir kat daha cıkmış. "Çizgiler kalın mı, ince mi, bir kat yukarı." Zemin açık mı, koyu mu, bir kat yukarı derken 35. kata gelmiş. Öfke ile satıcı kızın yakasına yapışmış: "Ben ipekli, ince çizgili, zemini koyu, uç kısmı geniş, etiketi de ipek bir kravat istiyorum." "Kravatı bu elbiseyle mi kullanacaksınız?" "Hayır, evdeki elbisemle." "Beyefendi, bizde müşteriyi memnun etmek esastır, bir uyumsuzluk olursa firmamızın prensiplerine ters düşer, lütfen evden öbür elbisenizi alır gelir misiniz?" "Adam büyük bir öfkeyle asansöre yönelmiş. O sırada asansörün kapısı açılmış, içinden gene çok sinirli bir adam çıkmış. Bir elinde bir klozet kapağı bağırmış: "İşte evdeki tuvaletin klozet kapağı. Verecekseniz verin artik su tuvalet kâğıdını!"
Melih Arat

Yönetici Etkileşimi

Her insanın hayalleri arasında çekici ve güçlü bir insan olmak yatar. Çünkü bu özelliklere sahip olmak, hayat içinde daha rahat yol almak anlamına gelir. Özellikle iş hayatında sıklıkla şu cümlelerle karşılaşırız: “Öyle bir karizması var ki, her insan tabii ki onunla çalışmak ister”, “Konuşmaya başladığı zaman etrafına yaydığı elektrik o kadar güçlü ki, insanın dili tutuluyor”, “Konuşmasından oturmasına kadar her yönüyle farklı bir yönetici…” .
Peki, karizma sahibi nasıl olunur?
Sözlük anlamına göre karizma sahibi insan, kişisel büyüleyiciliğini her yönüyle hayatına, yönetim anlayışına yansıtan, insanların örnek aldığı ve etkilendiği insan demek. İlk başta zor gözükse de, karizma sahibi olmak düşünüldüğü kadar zor değil…
Kişisel çekiciliğin önemi
Karizmaya ulaşmanın yolu, kişinin çekiciliğini geliştirmesiyle alakalı. Çünkü karizmatik olabilmek ve anılmak her insanın içinde saklı, sadece ortaya çıkarılmayı bekliyor. Eğer insanların size saygıyla birlikte hayranlık duymasını istiyorsanız, içinizdeki cevheri her anlamıyla ortaya çıkarmalısınız. Eğer hayata pozitif, kararlı bir şekilde bakarsanız, emin olun karizmatik insanlara nasıl yaklaşıyorsa size de aynı şekilde yaklaşırlar.
Aura sahibi olmak şart
Bazı insanlar karizma kelimesini tanımlamaya çalışırken, “aura” kelimesini kullanırlar. Aura, diğer insanlar tarafından fark edilen kişisel ışık anlamına geliyor. Aura sahibi insanların çevrelerine ışık yaydıklarını ve ışığın insanların daha dikkat çekici tanımlamalarına yol açtıklarını söylenir. Eğer siz de bu etkiyi yaratmak istiyorsanız, öncelikle düşüncelerinizle, olumlu yaklaşımınızla etki yaratmanın öneminin farkına varmalısınız.
Etkinizin farkında olmak
Yaydığınız elektriğin negatif olabilme ihtimali de var. Düşünceleriniz etrafınıza saçtığınız ışığınıza da yansır. Bu ihtimalden yola çıkarak, nasıl bir insan olarak algılandığınızın bilgisine sahip olmanız gerekiyor. İnsanlar sizi nasıl tanımlıyor, hangi özelliklerinizi seviyor, ya da hangi davranışlarınıza olumlu/olumsuz karşılık veriyorlar? Yanıtlar, etkinizin sınırlarını belirlemekte çok yararlı olacak.
Özelliklerinizi belli edin
Karizmanız, çevrenize uyum sağlamanız ve insanlarla belirli bir denge içinde ilişki kurmanızı da sağlar. Bunun için hangi özelliklerinizin insanları daha çok etkileyeceği üzerine kafa yorun. Hangi özelliğiniz daha etkin ve önde olmanızı sağlar ve iş dünyasındaki duruşunuzu sağlama alır? Biliyorsunuz, duruş her şeyde olduğu iş dünyasının da sihirli bir kelimesi. Kendinizde altın değerinde gördüğünüz özellikleri seçmeniz tabii ki sizin elinizde. Bu nedenle, nasıl bir çerçeveden hayata baktığınız ve insanlara yansıtmak istedikleriniz başarı adımlarınızda önemli bir yere sahip.
Takım ruhu da karizmayı artırır
Bazı yöneticiler çalışanları ile ilişkileri ile anılırlar. İş dünyasındaysanız, üst yönetimle iyi ilişkileri güçlendirme adına çalışma arkadaşlarınızdan ve iş arkadaşlarınızdan uzak kalmayın. Onların en küçük yardımları bile en zor anlarınızda sizi zor bir durumdan kurtarabilir. Hep bu düşünceden hareketle ilerleyin. Bu ruh haliyle de karizmanız artar; insanlar sizin zor anlardaki yardımlarınızla anar ve saygı duyar.
İlişkilerinizi sıcak tutun
İnsanların çok etkilendiği karizmatik insanlar, soğuk ilişkide olan insanlar değillerdir. Aksine, sıcak ilişkilerini belirli bir seviyede tuttukları için sevilirler. Sıcak ve sempatik davranışlarla insanlara yaklaşmak, insanların çevrenize .ekmekte mıknatıs etkisi yaratır. Kendinizi hem daha iyi hissetmenizi, hem de ruh haliniz nedeniyle daha etkileyici olmanıza neden olur.
Kaynak: Brian Tracy
Yenibiriş

SATIŞ SORUMLUSU

Merhaba… Kazanmak herkesin elde etmek için can attığı bir konu. Kimse kaybetmek için masaya oturmaz ama genelde iki kişiden biri kaybeder. Çok az satış, iki tarafın da kazanması ile sonuçlanır. Kazanmak için karşı tarafın da kazanmasının doğru olacağını savunduğumu anlatacağım bu hafta… “Kazan kazan” ya da İngilizce adı ile “win win”… Bunun çok kolay olmadığını biliyorum. Ama siz kazanırken müşterinin kaybettiği durumlarda da pek keyifli bir ortamın olmayacağı da aşikar. Genelde müzakere becerileri konusunda bahsedilen, oyun teorisi olarak söylenen durumlardan bir tanesi de “kazan kazan” durumudur.
Burada kazancı sadece parasal olarak görmeyip bazen manevi kazançların da en az maddi kazançlar kadar önem kazandığını söylemek isterim. Oyun teorisine dönersek, satışçı ile müşteri arasında şu üç davranış olur. İlki her iki tarafın kazanmasıdır. İkicisi, satışçının kazanıp müşterinin kaybettiği, üçüncüsü de satışçının kaybedip, müşterinin kazandığı durum olarak açıklanabilir. Şimdi ise satışçının müşterisinden maddi ve manevi kazanacağı duruma açıklık getirmeye çalışacağım.
Satışçı bir satıştan neler kazanabilir?
1. Para kazanır: Her iş yapmanın mantığında olduğu gibi para kazanır. Bu para maaşını hak etmekten başlayıp, prim, bonus, hisse vb. şeklinde devam eder.
2. Müşterisini kazanır: Satışçının kazanması gereken diğer şey müşteridir. Çünkü satış bir seferlik mantık ile yapılmaz dostluk ve alış veriş sonsuza endekslenmelidir.
3. Müşterinin arkadaşını kazanır: Referans yolu ile satış en doğru ve güvenilir bir çalışmadır. İlkokul çağlarında öğrendiğimiz “bir turist bin turist” sözü aslında tamamen memnun satışa bir örnektir.
4. Müşterinin güvenini kazanır: Bu sadece referans olmak değildir. Birçok işte sana yardımcı olacak bir dostu kazanmaktır. Bu noktada iletişim biraz daha farklı boyutlara gider.
5. Müşterinin hayallerin kazanır: Ne satarsak satalım, ister somut ister soyut olsun, mutlaka ardında bir hayal vardır. Hayallerini kazandığımız bir müşterinin tüm gelecekle ilgili düşüncelerine ortak olabiliriz. (konut, otomobil, vb. satışlar gibi)
6. Müşterinin geleceğini kazanır: İyi bir satışçı müşterisinin gelecekteki tüm alımlarında da yanında olabilmelidir. Eğer bir müşteriniz sizinle hiç alakası olmadığı halde, alacağı bir otomobil ile ilgili “Sen anlar mısın?”, “Beraber bir göz atalım mı?” diyebiliyorsa, onun geleceğini de kazanmış olursunuz.
Müşteri bir satıştan neler kazanabilir, sorusunun cevabı genelde yukarıda sıralananların tersi şeklindedir. Bu kazanç durumuna bakarken, satışçının dikkat etmesi gereken konu; müşterinin beklentilerini olması gerekenden daha yukarı çıkmasını bir nevi engellemektir. Sonuç olarak, müşterinin istekleri sonsuz, ama işletmelerin, dolayısıyla satışçıların kaynakları sınırıdır. Bu sınırlı kaynaklar ile sonsuz ihtiyaçları karşılamak ise zordur!
Kazandırmadan kazanamazsınız Siz siz olun kazandırmadan kazanmayı düşünmeyin. Satış sırasındaki tüm sorunlara bahane bulabilirsiniz. Eğer sorunun sizin satışçılığınızdan kaynaklandığını kabul ederseniz, çözümü daha kolay bulabilirsiniz. Geçen haftalardaki yazımda, bazı yazıların çıkış kaynağının bir emlak danışmanlık firması olduğunu söylemiştim. Oradaki öğrencilerim hepsi de emlak danışmanı, biraz bozulmuşlar. Neden tam ismimizi söylemediniz, diye, haklılar… Çünkü belki de Türkiye’de bir ilki onlara yapıyoruz. Uzun dönemli bir kurs şeklinde haftada iki gün üçer saat eğitim ile hem bilgi hem de motivasyon çalışması yapıyoruz. Üstelik bu firma konusunun en iyilerinden ödüller almış bir yer. Ama onlar onunla yetinmeyip daha da iyi olmaya çalışıyorlar. Her iki taraf da kazanıyor. Onlar da ben de. Beyaz Gayrimenkul Danışmanlık’a hem güzel fikirler ürettikleri ve yazılarıma ilham verdikleri için, hem de keyifli ve hoş bir eğitim ortamını sağladıkları için teşekkür ederim.
Bu arada, yine bilgisayarımın azizliğine uğradım. Posta kutum balık hafızası gibi oldu. Bana mesaj gönderenlerin e-postaları uçtu gitti. Lütfen tekrar gönderin. Yoksa size yazamayacağım…
Bana her konuda yazabilirsiniz. Belki de bundan sonraki yazının konusu sizin istediğiniz bir konu olabilir. Tek yapmanız e-posta atmanız. Bu arada, eğitimlerim ve çalışmalarımla ilgili www.hakanomergider.com sitesine de göz atabilirsiniz.
Unutmayın, “Satış Kumar Değildir, Profesyonel Destek Gerekir!”
Hakan Ömer GİDER/yenibiriş