GİRİŞİMCİLİK VE REKLAM,TANITIM

28 Ocak 2008 Pazartesi

2006 yılında Amerika pazarına Cocaine’i süren Jamey Kirby, ürünün tartışmalı ismine gösterilen tepkilerle marka bilinirliğini arttırarak, ürünün pazarda en çok sözü edilen içeceklerinden biri olmasını sağladı.
Bu oldukça başarılı bir pazarlama stratejisiydi. Fakat kısa süre sonra Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), bu pazarlama stratejisi hakkında bazı konuları gündeme getirince Redux, tüm içecekleri piyasadan çekti ve Cocaine ismini kaldırıp yerine NoName (isimsiz) adıyla beyaz kutulu içecekler koydu. Jamey Kirby "İsmi kaldırınca, FDA içecekle, içeceğin etiketi ya da pazarlamasıyla ilgili bir sorun bulamadı. Şimdi Ocak’ta Cocaine ismini tekrar koyacağız ve ABD pazarına döneceğiz." Redux bu süreci de başarılı bir şekilde değerlendirmesini bildi. Cocaine artık bilinirliğini daha da arttırmıştı. Redux’un kurucusu ve ana hissedarı Jamey Kirby (43), Cocaine isminin tamamen bir marka stratejisi olduğunu ve medyanın ilgisini çekmek için bu ismi bulduklarını kabul ediyor: "Enerji içeceğinin geleneksel lansmanını yapacak paramız yoktu. Cocaine ismini kullanarak medya ilgisini garantiledik."
Redux fimasının kuruluşu hakkında bilgi verir misiniz?
- Redux 2006 Haziran’ında kuruldu. Ocak 2006’da bir enerji içeceği üretmek istediğime karar verdim. İlk sermayeyi oluşturmak için birkaç arkadaşımla görüştüm. Şirketi kurduğumuzda eşim ve ben çoğunluk hissedarlarıydık. Şu an iki markamız var; Cocaine Energy Drink ve Brawndo: Susuzluk Gidericisi. İlk 6 ayda şirketin cirosu 4 milyon dolar civarıydı.
Enerji içeceğine Cocaine ismini vermek kimin fikriydi?
- Ocak 2006’da enerji içeceği konsepti üzerine çalışmaya başladım. Reboot gibi birçok fikir geldi aklıma. Bir gece ofisimde geç saatlere kadar çalışıyordum, birdenbire aklıma Cocaine ismi geldi. O anda, ismin bu olacağını ve çok da başarılı olacağını anladım. Sonra, Cocaine gibi bir isim taşıyan içeceği yapacak bir kimyacı bulmam gerekti. Sürecin ilk 5 ayında, tüm işleri ben yaptım. Teneke yapımcısını buldum, kimyacıyı buldum, paket tasarımlarını buldum, ilgili yasaları ve etiket şartlarını okudum ve çalıştım. Teneke üstündeki resmi ben tasarladım ve ürettim. Tasarımı yapmak için 3 hafta günde 18 saat çalıştım.
Enerji içeceğine böyle bir isim vermek bir pazarlama stratejisi miydi? Markanın bilinirliğini sağlamaya nasıl katkısı oldu?
- Enerji içeceğinin geleneksel lansmanını yapacak paramız yoktu. Cocaine ismini kullanarak medya ilgisini garantiledik. Enerji içeceklerinin temel hedef kitlesi 15-25 yaş arası gençlerdir. Onlar tartışmalı konuları ve tasvip edilmeyen ürünleri sever. 15-25 yaş arasındaki insanlar ürünümüzü sevdiği sürece diğer insanların ne düşündüğüne önem vermedik.
Bu isim gençlere ne ifade ediyor?
- Marka, temel olarak 15-20 yaş arası gençlere hitap ediyor. Ama tüm dünya, Cocaine’le bir aşk/nefret ilişkisi içinde. Markanın başarılı olması için bu duygusal yönü ön plana çıkardık.
İSMİNİ DEĞİŞTİRİNCE FDA PEŞİMİZİ BIRAKTI
Cocaine ismi yasaklandığında nasıl atlattınız bu süreci? - İsim, resmi olarak yasaklanmadı. Hükümet bize ismi hiçbir zaman değiştirtmedi. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), teneke kutumuz ve pazarlama stratejimiz hakkında birkaç konu gündeme getirdi. Bu sorunları düzelttik, tüm içecekleri piyasadan çektik ve Cocaine ismini kaldırıp yerine beyaz kutulu içecekler koyduk. Stratejimiz, içeceğin isimsiz satılması ve Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’nin üründe yine de sorun bulup bulmayacağına bakmaktı. Altı ay sonra, FDA içecekle, içeceğin etiketi ya da pazarlamasıyla ilgili bir sorun bulamadı. Şimdi Ocak’ta Cocaine ismini tekrar koyacağız ve ABD pazarına döneceğiz. Eğer FDA yine peşimize düşerse, onları ifade özgürlüğümüzü ihlal ettikleri için mahkemeye vereceğiz. İsimsiz haliyle içecekte bir sorun bulamadılar, demek ki sorun sadece isimde.
No Name ne kadar başarılı oldu?
- No Name fazla başarılı değildi, zaten amacı da o değildi.
Yasaklamadan sonra ürünün bilirliği daha mı artmış oldu?- Cocaine’in marka bilinirliği arttı. Bizim amacımız zaten ABD pazarına Cocaine’le dönmek. Süreç şu an başlamış durumda.
İSMİ İNSANLARI ONU DENEMEYE TEŞVİK EDİYOR
Pazara yeni giren bir ürün için marka bilinirliği nasıl sağlanır? Markaya verilen ismin önemi nedir?
- Cocaine ismini verirken politikacıların, toplum aktivistlerinin ve iyilik meleklerinin bunu bir sorun haline getireceğini biliyorduk. Bu durum karşılığında medya ilgisini getirdi. İlk 8 haftada, medyada 100 milyon dolar değerinde, ücretsiz bir şekilde yer aldık. Bunun yüzde 80’i, ürünün satışa çıkmasından sonra 2 hafta içinde oldu. Satışa çıkmamızın ve çıktığımızı duyurmamızın ardından, dünyanın her yerinden binlerce medya talebi ve e-mailler aldık. Talebi karşılamak için yeterli paramız ve ürünümüz bile yoktu. Sanırım, Cocaine enerji içeceğinin, tarihte en hızlı markalaşan ve dünya çapına ulaşan ürün olduğunu söylemek yanlış olmaz. Diğer taraftan ürünün ismi, insanları, ürünü denemeye teşvik ediyor. Ürünün kalitesi de insanları onu tekrar almaya yönlendiriyor, aynı gerçek kokain gibi.
Web sitemiz ve MySpace profilimiz aracılığıyla da internet pazarlamacılığını kullandık. Çok başarılı bir kampanya oldu. MySpace sayfasında, "İlki bedava" sloganını kullanarak, isteyenlere ücretsiz deneme ürünleri yolladık. Hayranlarımız YouTube’da ve MySpace’te hakkımızda yüzlerce video hazırladı. Ürün lansmanımız bir fenomen oldu. Böyle bir şey kolay kolay gerçekleşmez.
19. yy’da kokain içeren Mariani şarapları da çok tartışılmıştı
Kokain, koka yaprağından elde edilen bir alkaloiddir. Alışkanlık yapan bir uyarıcıdır. Satışı ve tüketimi yasaktır. Güney Amerika yerlilerinin tıpta kullandığı kokaini batı dünyasına tanıtan Sigmund Freud olmuştur. Freud, alkol ve uyuşturucu bağımlısı hastalarına kokain kullanımını tavsiye etmiş, zamanın ünlü doktorlarından, dostu morfinman Ernst von Fleischl’in morfin ve kokain kullanımından ölümüne sebep olmuştu. Bu arada, 1880’li yıllarda kokain çok moda olmuş, kokainli purolar, sigaralar, içkiler hatta çikletler piyasaya çıkmıştı. En meşhur kokainli ürün 1863’te Korsika’da Bordo şarabına koka katılarak hazırlanan Mariani şarabıydı. Thomas Edison, Jules Verne, Emile Zola, Galler Prensi, hatta Papa 13.Leo bu şarabın tiryakisi ve savunucusu olmuşlardı. Alkol ve koka içeren bu şarap çok tutulup fakat muhafazakár çevrelerin tepkisini çekince, kimi girişimcilerin alkolsüz bir koka içeceği fikrini geliştirdiği rivayet edilir.
kaynak:morfikirler

KOBİLERDE TEŞVİK VE BÜYÜMEYE ETKİSİ

Teşvikli iller arasına alınmasının ardından mevcut Organize Sanayi Bölgesi (OSB) tamamen dolarak 3 bin 500 kişiye istihdam sağlanan Bartın’da, genişletilen sanayi bölgesiyle 4 bin kişiye daha iş imkanı sağlanması planlanıyor. Yaklaşık 15 kilometrelik bölümü Bartın kent merkezinden geçerek Karadeniz’e dökülen Bartın ırmağına ’yük boşaltma iskeleleri’ kurulması projesiyle, kente gelen yük gemisi sayısının iki katına çıkması hedefleniyor.
2003 sonunda 5084 sayılı kanun kapsamına alınan Bartın’da, işçi sigorta primleri, işveren payı ve gelir vergisi stopajının Hazine tarafından karşılanması, enerji desteği ve ücretsiz arazi tahsisi temin edilmesiyle özellikle OSB’ye yatırımcıların ilgisi arttı. OSB’nin mevcut 748 bin 947 metre kare alanının ağaç, plastik, tekstil, metal ve inşaat sektörüne yönelik 26 fabrikayla yüzde 100 doluluk oranına ulaşmasıyla 3 bin 500 kişiye iş sağlanan kentte, yatırımcıların bölgeye ilgisinin devam etmesi üzerine sanayi bölgesinin genişletilmesi kararlaştırıldı.
Gümrük limanının bölgede bulunması, Karadeniz’e açılan en yakın limana sahip olunması dolayısıyla pazara ve ham maddeye ulaşım kolaylığı, Ankara’ya 2,5 ve İstanbul’a 4,5 saat mesafede yer alması da Bartın’ın yatırımcılar için cazibe merkezi haline gelmesini sağladı. Sanayi bölgesine eklenen 450 bin metre karelik ek alanın da kamulaştırılmasının tamamlanmasıyla fazla sayıda istihdam sağlayacak ve ihracata yönelik firmalara tahsisler yapılarak, 4 bin kişiye daha iş imkanı oluşturulması hedefleniyor.
Yaklaşık 15 kilometrelik bölümü kent merkezinden geçerek Karadeniz’e dökülen Bartın Irmağı’na, yük boşaltma iskeleleri kurulması projesiyle de gelen yük gemisi sayısının iki katına çıkması amaçlanıyor.
OSB İŞSİZİN YÜZÜNÜ GÜLDÜRDÜ
Bartın Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Başkanı Mehmet Kemik konuyla ilgili yaptığı açıklamada, genişletilen OSB alanında öncelikle 2 haddehanenin inşasına başlandığını, çok sayıda talep karşısında seçici davrandıklarını söyledi. Özellikle demir-çelik sektörüne yönelik firmalara öncelik vereceklerini, emek yoğun sektörlerin yatırımını sağlayacaklarına dikkati çeken Kemik, şöyle konuştu: "Demir-çelik sektörünü OSB’nin genişlemesiyle bölgemize getirmeye çalışıyoruz. Yeni haddehanelerden biri 6 ay içinde faaliyetine başlayacak ve ihracata yönelik çalışacak. Böylece, kentimizin sanayi çeşitliliği ve katma değeri artacak, istihdam sorununa da önemli katkı sağlanacaktır. Şu anda ilde sanayi bölgesinin dışındaki fabrikalarla tekstilde 4 bin 500 kişi çalışıyor. Yeni sanayi alanımıza olan tekstil fabrikası taleplerini ise ilçe ve beldelere yönlendiriyoruz. 2003’ten günümüze kadar ticari ve istihdam anlamında önemli gelişmeler oldu. Ancak, kentimiz için bu yeterli değil. Halen göç durmadı. İlimizin 1991’de 215 bin olan nüfusu şimdi 170 binlerdedir. Yörenin sorunlarını çözmek için çabalıyoruz."
DENİZ AŞIRI TİCARET
Kentin, teşvik kapsamında ve kalkınmada öncelikli yöre olması, gümrük limanı bulunması, ucuz iş gücünün yanı sıra enerji, sosyal, kültürel ve turistik altyapı gibi özelikleriyle yatırımcıların son dönemlerde ilgisini çektiğine işaret eden Kemik, şöyle devam etti: "OSB’ye 2008’de doğal gazın gelmesini bekliyoruz. Böylece, daha fazla müteşebbis şehrimize akın edecektir. İhracat rakamlarının artmasına da önemli katkı sağlıyoruz. Bartın Limanı, Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarının yanı sıra İç Anadolu Bölgesi’ndeki bazı kentlerin ihraç limanı haline geldi. Rusya ve Ukrayna’ya çimento ve alçı gibi ürünler gönderiliyor. ABD, İngiltere ve Fransa’ya da profil ve çeliğin yanı sıra bazı Avrupa ülkelerine konfeksiyon ihracatı yapılıyor. Kentimizdeki mobilya fabrikalarından Yunanistan’a her hafta 2 konteyner mobilya gidiyor. İhracat rakamları da artıyor. Bizim gibi illerin deniz aşırı ülkelerle liman önceliğinin ortaya konulması gerekiyor. Bartın’da önceliğimiz limanla entegre yatırımların artırılmasıyla teşviğin verdiği imkanları da geliştirmek."
IRMAĞA İSKELE YAPILABİLİR
Kemik, hazırladıkları projeyle limanın yanı sıra Bartın Irmağını da harekete geçirmeye hedeflediklerini belirtirek şunları kaydetti: "Irmağın bir bölümüne kadar olan alanda, iskeleler oluşturulabilir. Karadeniz’de yükleme boşaltma yapan Romanya, Ukrayna, Rusya ve Gürcistan gibi ülkelerden gelen gemilerin alt kısımları düzdür. Bunlar genellikle kanal gemileri ve ırmağımızda da yükleme boşaltma yapmaya uygunlar. Irmağa yapılacak 2-3 iskeleyle limanın yükleme oranını yüzde 35-40 artırabiliriz. Bununla ilgili projeyi geliştirdik. Ulaştırma Bakanlığı ve ilgili yerlere sunduk. Proje hayata geçirilirse yıllık 600-700 gemiyi geçen liman trafiği bin 200-bin 400’ü bulur."
Bartın’ın cazibe merkezi olması için demir yolu, bölünmüş yollar, doğalgaz ve enerji yatırımları gibi eksiklerinin tamamlanması gerektiğini ifade eden Kemik, "Kente özellikle dışarıdan gelen yatırımcıya ihtiyaç var. Zonguldak’ın Çaycuma ilçesindeki Filyos Projesinin hayata geçmesi bölgeye katkı sağlayacaktır" dedi.
Kentlerin sosyal ve ekonomik gelişiminde üniversitelerin katkısının yadsınamayacağını ifade eden Kemik, şunları söyledi: "Bartın’a üniversite kurulması için girişimlerimiz sürüyor. Ticari entegrasyon için üniversitenin kurulması gerektiği düşüncesiyle Başbakan’dan büyükelçilere kadar 5 bin 500 kişiye mektup gönderdim. Mektuplar sayesinde kamuoyu oluşturmayı da başardım. İlimizde üniversite kurulması sosyal hayatın yanı sıra yeni iş yerlerinin açılması ve ticari faaliyetlerin gelişimini sağlayacaktır. Bölgemizi her açıdan cazibe merkezi haline getirmeliyiz. Üniversite kurulması konusunda milletvekilleri, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlarımızdan destek bekliyoruz."

Performans Kriteri ; İNSAN YÜZÜ

Diyelim ki şirketinize genel müdür arıyorsunuz... Patron da olsanız çalışan da, herkes gibi sizin de hayaliniz ve beklentiniz işi geleceğe taşıyacak, şirketi başarıdan başarıya koşturacak, bilançonun kâr hanesini çok haneli rakamlarla dolduracak, 'en başarılı' sıralamalarını alt üst edecek birini bulup genel müdür koltuğuna oturtmak İş bu kadar zorlu, beklenti de bu kadar yüksek olunca bu seçimi kime yaptırırdınız? Dirseklerini mülâkat teknikleri, işe alım yöntemleri üzerine çürütmüş bir insan kaynakları uzmanını mı kullanırdınız yoksa bizzat kendiniz mi yapardınız bu hassas seçimi? Peki her iki ihtimalin de yanlış seçim olduğunu söylesem!
Şirketin en tepe yöneticisini seçmede sokaktan geçen herhangi birinin, sizden ya da işe alım konusunda tecrübeli bir insan kaynakları uzmanından çok daha başarılı olabileceğini söylesem Hatta bu iddiamı yeni açıklanan bir araştırmaya dayandırsam... Haklısınız, kulağa pek bir gerçek dışı geliyor ve farkındayım ki, pazar pazar sinirlenmeye de başladınız ama önce izin verin anlatayım İngiliz The Economist dergisinde yeni yayınlanan bir araştırmaya göre "şirketin tepe yöneticisinin dış görünüşü (daha net olarak yüzü ve kafatası yapısı), iş performansı hakkında da en doğru bilgiyi veriyor". Amerika'daki Trufts Üniversitesi psikologları tarafından gerçekleştirilen araştırma, basit bir fotoğrafın bile yöneticinin becerisiyle ilgili pek çok bilgi içerdiğini ortaya koyuyor.
Nalini Ambady ve Nicholas Rule isimli iki akademisyenin yaptıkları deney kısaca şöyle:
Amerika'da, toplam bin şirketin başarı oranlarına göre sıralandığı Fortune dergisi listesinin en tepesindeki ve en altındaki 25'er şirketin genel müdürlerinin fotoğrafları 100 öğrenciye gösteriliyor. 100 öğrencinin 50'sinden, fotoğrafına baktıkları "yöneticinin şirket yönetmekte ne kadar başarılı olacağını tahmin etmeleri" isteniyor. Geri kalan 50 öğrencinin ise fotoğraftaki yöneticileri dört açıdan (beceri, baskın kişilik, sevilebilirlik, yüz olgunluğu- yani yetişkin görünüşlü mü yoksa bebek yüzlü mü oldukları) notlaması isteniyor. Tesadüf eseri, Amerika'nın en önemli 1000 şirketi sıralamasının en tepe ve en alt noktasında bulunan 25'er şirketin yöneticilerinin tümünün beyaz erkekler olması, cinsiyet, deri rengi vb. önyargı yaratması muhtemel faktörleri araştırmadan otomatikman elemiş. Fotoğraflardaki yöneticilerin yaş farklılıkları ve kiminin fiziksel olarak daha çekici olması yüzünden oluşabilecek önyargıları elemek içinse başka bir grup öğrenci kullanılmış. Bu öğrencilerden elde edilen yaş ve çekicilik verileri, birtakım istatistik teknikler kullanılarak araştırma sonuçlarından çıkarılmış. Böylece ortaya oldukça ilginç bir araştırma sonucu çıkmış: Yüz ve kafatası yapısı, insanların kişiliğiyle ve iş performansıyla ilgili doğru bilgi taşır! İş dünyasını hiç tanımayan insanlar (öğrencilerin hiçbiri dünyanın en meşhur işadamlarından Warren Buffet'ı bile tanımayacak kadar konuya uzak) bile (makul bir isabet oranıyla) sadece fotoğrafını gördükleri birinin bile iş yaşamındaki başarısı hakkında doğru bir değerlendirme yapabilmiş. Çok yakında Psychological Science adlı bilim dergisinde yayınlanacak olan bu araştırma sonuçları net biçimde şunu gösteriyor: Öğrencilerin, bir yöneticinin liderlik potansiyeli hakkındaki hükümleriyle beceri, baskın kişilik, sevilebilirlik ve yüz olgunluğu konularındaki değerlendirmeleri, o şirketin kârlılığıyla doğrudan orantılı. Başka bir ifadeyle karlılık oranı yüksek şirketlerin yöneticilerinin fotoğrafları, öğrenciler tarafından "liderlik potansiyeli yüksek" olarak değerlendirilmiş. Aynı yöneticiler ayrıca "beceri, baskın kişilik, yüz olgunluğu" alanlarında da yüksek puan almış. Ancak sevilebilirlik ve güvenilir olmakla, başarı arasında hiçbir bağlantı bulunamamış. Yani tatlı bir yönetici olmanın kâr üzerinde hiç etkisi yok! Algılanan liderlik potansiyeliyle şirket kârlılığı arasında net bir bağlantı bulan bu araştırmanın sonuçları, insan kaynakları alanında çalışmayan (hatta konuya tamamen yabancı insanların) anlık değerlendirmelerinin, işin uzmanlarına (performans değerlendirmesi yapan kişinin yöneticiyi daha önceden tanıması, tarafsızlığını kaybetmesine neden oluyormuş) göre daha isabetli olabileceğini göstermesi bakımından önemli. O zaman bu bilgiler ışığında tekrar soruyorum: Şirketinize genel müdür seçerken kimin yargısına daha çok güvenirsiniz? Kendinizinkine mi, işin uzmanına mı yoksa sokaktaki adama mı?
Sabah / işte insan