Beden Dilinin Çalışanlar Üzerindeki Etkisi : Motivasyon

5 Nisan 2008 Cumartesi


Beden dilinin yani sözsüz iletişimin iş dünyasındaki rolü büyük. Özellikle bir yönetici ya da politikacının beden dilini nasıl kullandığı çok önemli. Eğer sözleriniz beden dilinizle çelişiyorsa anlattıklarınızın da bir önemi yok. Beden dili uzmanı Ercan Kaşıkçı’ya politika ve iş dünyasının liderleri beden dillerini nasıl kullanıyorlar diye sorduk. Ona göre Atatürk beden dilini en iyi kullanan siyasi liderdi. Turgut Özal her ortamın adamı olmayı başarabilen, Recep Tayyip Erdoğan sözsüz iletişimin önemini bilen, Deniz Baykal sert ve öfkeli, Devlet Bahçeli gergin ve sıkıntılı, Bülent Arınç ise çelişkili mimiklere sahip politikacılar. Rahmi Koç, Güler Sabancı, Cem Boyner ve Ferit Şahenk kıyafet ve aksesuar kullanımları, karizmaları ile beden dilini en başarılı kullanan yöneticilerden.

Bir iş görüşmesinin ilk 10 saniyesinde iş yapacağınız kişi ya da müşteriniz sizin hakkınızda bir fikir oluşturmaya başlıyor bile. Sadece sizi dinleyerek değil, her detayınızı izleyerek. Beden dilinin iş dünyasındaki gücü kuşkusuz çok büyük. Kaliforniya Üniversitesi’nden Prof. Dr Albert Mehrabian’a göre sözlerin iletişime etkisi yüzde 7, ses tonunun yüzde 38, beden dilinin ise yüzde 55. Eğer sözleriniz beden dilinize uymuyorsa anlattıklarınızın da önemi yok. Göz hareketleriniz, konuşurken ellerinizi, kollarınızı oynatmanız sizi dinletiyor, size güven duyulmasını sağlıyor ya da tam tersi söylediklerinizin doğru olmadığını düşündürüyor. Örneğin bir toplantı sırasında ellerinizi koltuk altından birbirine bağlamanız iletişime kapalı olduğunuzu, yarı kapanma (tek el koltuk altında iken diğer el serbest) iletişime geçmeye hazır, ikna edilmeyi bekliyor olduğunuzu, bacak bacak üstüne atma kapandığınızı, parmakları kenetleme sıkıntılı, gergin durumda olduğunuzu, parmağı ya da bir objeyi ağıza götürme (gözlük sapı, kalem vb) güvene ihtiyaç duyduğunuzu, çeneyi alttan destekleme konudan kopmamayı engellemek için fiziksel destek almaya uğraştığınızı, çeneyi kaşıma ise karar verme sürecinde olduğunuzu gösterir. Doğru göz temasını yakalamak, özellikle iş dünyasında ellerinizi gösterebilmek de çok önemli. Diğer kültürlerden insanlarla iş yapıyorsanız, ellerinizin gözükmesine, cebinizde, masanın altında ya da arkanızda olmamasına dikkat etmeniz gerek. Yine ellerinizle yüzünüzle veya saçlarınızla oynamanız profesyonelce karşılanmayacaktır. Sözleri ve davranışları çelişmeyen kişiler her zaman daha fazla güven veriyorlar. Ama beden dilini iyi kullanmak demek sadece kendini ve düşüncelerini iyi aktarıyor olmak değil, karşı tarafın düşüncelerini, duygularını da iyi anlıyor, empati kurabiliyor olmak demek. Beden dilini iyi kullanan ve empati kurabilen bir yönetici çalışanlarının da güvenini kazanıp, onların motive olmalarını sağlıyor. Beden dili uzmanı Ercan Kaşıkçı, "Kendilerini dinleyen, empati köprüsü kuran bir yönetici, idareci mantığından kurtulmuş yönetici statüsüne ulaşmış bir kişidir" diyor ve ekliyor: "Köleler dahi idare edilmeyi sevmezler, çalışanlar niçin idareci kılıklı bir amiri sevsin ki? Performans geliştirme etkinlikleri içinde motivasyon faktörleri önemli bir yer tutar. Bir yönetici motivasyonu personeline empati yaparak, dinleyerek, onu anlayarak verebilir. Ama beden dilini kullanıyor demek ezberlenmiş bazı hareketlerin anlamsızca ortaya konulması anlamına gelmez. Sözlü ve sözsüz iletişim bir bütündür." Ercan Kaşıkçı’dan politikacıların ve iş dünyasının patronlarının beden dillerini yorumlamasını istedik.
RENKLERİN ÖNEMİ
Mimik ve jestler kadar kullanılan kılık kıyafetin ve aksesuarların da karşı tarafa verdiğiniz mesajlarda çok etkisi var. Örneğin beyaz hijyeni çağrıştırır, titiz ve bakımlı, dürüst bir kişilik olduğunuz mesajını verir; siyahın iş hayatındaki algısı çok ciddidir. Kırmızı yüksek özgüven, neşe ve saldırganlık mesajı verir, gergin olduğunuz anlarda giymeyin, ama örneğin bir fikri ısrarla savunmak niyetindeyseniz kırmızı giymenizde yarar var, sizi enerjik ve ısrarlı gösterecektir. Sarı neşeli, ilgili, yaratıcı mizaca yönelik mesajlar verir. Rahatlatıcı etkisi nedeniyle mavi, satış ve pazarlama dünyasında ikna edici özellik olarak kaşımıza çıkıyor. Fakat rahatlama sağlarken yaratıcılık yönü de etkinliğini kaybeder. Yaratıcı işlere imza atacak kişilerin çok tercih etmemesi gereken bir renktir ama iş dünyasında da bir çok kurum, logosunda güç, derinlik ve köklülük maksadıyla maviyi kullanır. Yeşil bereketin, huzurun ve doğanın rengidir. Uyum ve güven verici bir etkisi olduğundan birçok banka bu rengi tercih etmiştir. Turuncu canlılık, yeniden doğum, enerji ve sevecenliği çağrıştırır. Bu tarz giyinen kişilerin dışa dönük, eğlence düşkünü ve konuşkan oldukları düşünülür. Mor ise psikolojik olarak intihar, hezeyan, mutsuzluk duyguları verse de asil ve görkemli bir renk olarak da algılanır.
ATATÜRK Beden dilini en başarılı kullanan siyasi lider Atatürk. Sadece beden dili değil, sözsüz iletişim unsurları da en iddialı olan lider. Son derece şık, bakışları kararlı, duruşu karizmatik, yürüyüşü özgüven dolu. Kılık kıyafetleri üzerine tam oturmuş, aksesuarları, şapkası, köstekli saati, sigaralığı, bastonu son derece doğru ve birbiriyle uyumlu seçilmiş.
TURGUT ÖZAL Her ortamın adamı olabiliyordu. Şortuyla vatandaş, takım elbisesiyle lider olabilen ender bir politikacıydı. Aksesuar olarak kalemi adeta bir orkestra şefi gibi kullanıyordu. İki elini havada birleştirerek verdiği kendine has selamı ise partinin ve vatandaşların sembolü oldu.
SÜLEYMAN DEMİREL Mimik ve jestlerini başarıyla kullanan bir diğer lider politikacı da Süleyman Demirel. İlerlemiş yaşına rağmen hala mimik ve jestlerini başarıyla kullanıyor. Aksesuar olarak şapkası ve selamlaması çok etkili ve akılda kalıcı. Diğer taraftan gözlüğünü de aksesuar olarak başarıyla kullanıyor.
RECEP TAYYİP ERDOĞAN Belediye başkanı olduğu dönemde ve siyasi yaşamının ilk dönemlerinde beden dilini çok etkin kullanamıyordu. Zamanla kendini çok geliştirdi. Mimik ve jestlerinin önemini bilerek hareket ediyor. Sözsüz iletişimin önemini biliyor. Seçim dönemlerinde meydanlarda beden dili şovu vardı. Kendine özgü bir selamlaması var. Sağ elini yüreğine götürerek selamı karşılıyor. Elleri hep kucaklar tarzda açık. Yüzünde gerginlik çok fazla görülmüyor ama yorgunluk görülüyor. Buna karşın duygularını kontrol edemeyişi, duygusal tepkiler verişi Recep Tayyip Erdoğan’ın eksi tarafı. Aksesuar olarak yurt dışı gezilerinde kırmızı kravat, beyaz gömlek ve ceketindeki bayrak rozeti bulundurması da çok uyumlu. İletişim sırasında dokunmayı da sıklıkla ve başarıyla kullanıyor.
DENİZ BAYKAL Gülmenin en fazla yakışacağı siyasi lider olmasına karşın, en sert mimik ve jestleri olan lider de yine kendisi. Jestlerinde ve mimiklerinde hep bir kızgınlık, öfke var. Kimi zaman ellerini kemer hizasında vücudunun yanlarında birleştirip saldırıya hazır hale geliyor. Kimi zaman sağ eliyle tehditkar bir işaret kullanıyor (İşaret parmağı ileri doğru uzanmış, baş parmağı kalkmış, diğer parmakları kapalı. Tıpkı silah işareti gibi). Bazen sağ elinin işaret parmağını sağ şakağına dayayarak, "akıl var mantık var" der gibi ders verir tarza giriyor. Bütün bunları yaparken halka empati yapmayı aradan kaçırıyor. Halk kızgın, tepkili bir lider değil, onları çözümleriyle beraber kucaklayacak, güven verecek bir lider ister. Oysa sözlü ve sözsüz iletişime bunlar hiç yansımıyor.
DEVLET BAHÇELİ Mimik ve jestleri en durgun olan siyasi liderlerden biri. Açık bir iletişim kurmuyor. Genelde bir eli masaya, platforma dayalı olarak konuşuyor, en hareketli anında sağ elini açarak konuşuyor. Masa düzeninde konuşurken genelde parmakları iç içe geçmiş sıkıntılı, gergin bekleyiş halini ortaya koyuyor. Bir çok konuşmada ise avuçlarıyla başını, çenesini destekleyerek konudan uzaklaşmak istememecesine, ilgisini toparlamaya, ayık tutmaya çalışıyor. Gülmesi güven verecek ama bir türlü gülmeyen bir lider.
BÜLENT ARINÇ Mimik ve jestleri genelde çok çelişkili. Yüzü gülerken, içi kızgınlık içinde gibi bir hali var. Yüzünde gülümseme, parmaklarında, ellerinde hep gerginlik var.
SAKIP SABANCI Gerek mimik ve gerek jestleriyle son derece uyumlu, sempatik bir beden dili kullanımı vardı. Ortamın gereği gibi davranma konusunda bir uzmandı. Vatandaş patrondu. Konuşması mutlaka izleyicileri çeker ve kendisini ilgiyle dinletecek kadar etkiliydi. Ellerini açık kullanır, duygularını mutlaka yüzüne yansıtırdı. Kendiyle barışık bir yönetici, bir işadamıydı.
RAHMİ KOÇ Kıyafet ve aksesuar kullanımı konusunda başarılı bir işadamı. Hatta bir ekol demek daha doğru olur. Şapkaları, atkıları, saati, cep mendilleri, yakasına taktığı çiçek figürleri, kaliteli ayakkabıları ile örnek bir işadamı. Mimiklerini jestlerine oranla daha fazla kullanıyor. Karizmatik bir duruşu var.
GÜLER SABANCI Karizmatik bir lider. Sakıp Sabancı’nın genlerindeki mirası almış. Katılımcı ve takım lideri görüntüsünü hep veriyor. Mimiklerini ve jestlerini başarıyla kullanıyor. Konuşma yaptığı platformu dolduran bir stilde konuşuyor. Mimik ve jest olarak sözlü iletişimle uyum içinde konuşuyor. Deneyimi, entelektüel donanımını rahatlıkla görebiliyorsunuz. Gücünün farkında olan ve bundan da gurur duyduğu belli olan bir yönetici.
Sunum yaparken neyi anlattığınız değil, nasıl anlattığınızla önemlidir. Konuyu anlatan kişi olarak sizin animasyon yeteneğiniz ve anlatış tarzınız konuyu zevkli ve ilginç kılar. Özellikle sunum uzun ve konu da sıkıcıysa konuşmacıya çok iş düşer. Sunumdaki başarı her şeyden önce o sunuma çok iyi hazırlanmaktan geçer. Konunuzu iyi çalışın, sunum öncesinde ayna karşısında sunumuzu yapın; sunumunuzu konunuzdan hiç anlamayan birine yapın. Eğer o alakasız kişi sunumunuzu anlarsa herkes anlayacaktır. Sunuma katılacakların beklentilerini önceden öğrenmeye çalışın, bu sizin karşınızdaki insanların havasını yakalamanızı sağlar. Sunum alanınızı önceden görün ve katılımcılar oturur şekilde sizi dinleyeceklerse masa düzeni olarak U düzenini tercih edin. Bu masa düzeni tüm katılımcılarla eşit kontak kurmanıza imkan verir. Katılımcıların sandalyelerinin kollarının olmasına özen gösterin, aksi halde ellerini birbirine dolayan katılımcılar bir süre sonra beyinlerinden aldığı "hadi bakalım uyku vakti" mesajıyla uykuya dalacaktır. Sunumunuza sempatik sözlerle ve hatta espri ile başlayın ama abartmayın. Söyleyeceğiniz her şey aslında savunacağınız yani arkasında durmanız gereken sözler olacağından aklınıza gelen her şeyi söylemeyin. İki düşünün bir söyleyin. Planlanmış bir sunumun başlangıç ve bitişi arasında espri bağı kurmak her zaman size puan kazandırır. Konuya başlarken soru dengesini önceden vurgulayın aksi taktirde sorular karşısında asıl anlatmanız gerekeni anlatamayabilirsiniz. Konuyu anlatırken asla bir noktaya çivilenmişsiniz gibi durmayın. Adeta dans eder gibi ritmik bir şekilde bir iki adım ileri ve sağa sola yürüyün. Anlatımınız sırasında herkesin gözüne eşit bakın, tam tersini yaparsanız adeta sunumu bir kişiye ya da hiç kimseye yapıyor mesajı verirsiniz. Anlatım sırasında bir yerlere dayanmamanız tavsiye edilir. Çünkü bu şekilde davranmanız sizin konuya hakim olmayan, bir dayanağa ihtiyacı olan insan görüntüsü çizmenizi sağlar. Elinizi kendini toptan sakınan futbolcular gibi kemer hizanızda düğüm yapmayınız, bu gelecek sorulara ve tavırlara karşı engel oluşturduğunuz mesajını verir. Konuyu anlatırken parmaklarını tehdit eder şekilde kullanmayın, bilinçaltına yanlış mesajlar gönderirsiniz. Anlatımlarınız sırasında istatistik verilerden veya uzman görüşlerinden yararlanın bu konunuzu güçlü kılar. İtirazları azaltır.
yenibiris.com

0 yorum: