Günü Değil, Yarını Yakala

6 Mart 2008 Perşembe

Yaratıcılık herkesin işidir. Yeni yol ve yöntemlerle çalışmayan kurumlar yok olmaya doğru gitmektedir.
1970 yılında İngiltere’de Southampton Limanı’na yanaşan bir gemi 205 işçi tarafından 5 günde boşaltılırken, bugün aynı iş 2 kişi tarafından 8 saatte yapılmaktadır. 21. yüzyıl değişimin en hızlı yaşandığı yüzyıldır. Bu yüzyılda sadece manevi değerler değil aynı zamanda maddi değerler de değişmektedir. Bilginin yarattığı katma değer hiçbir şeyle kıyaslanamayacak ölçüde artmaktadır. “Billy Eliot” filminde çarpıcı bir şekilde anlatıldığı gibi, 1970 ve 80’li yıllar mavi yakalıların işlerini ve güçlerini kaybettikleri acılı bir dönemdi. 2000’li yıllar ise bütün dünyada beyaz yakalıları tehdit etmektedir.
Her şeyin hızla değiştiği bir dünyada yaşanan sorunlar, geçmişin yaklaşımlarıyla çözülemez. Bugün geçerli olan yarın geçersiz, bugün verimsiz olan yarın değerli, bugün imkânsız olan yarın olağan, bugün vazgeçilmez olan yarın tükenmiş, bugün yeni olan yarın yıpranmış olmaktadır.
Perde Açılırken Senaryo Değişebilir
Silikon Vadisi’nde bir özdeyiş vardır: “Hız tanrıdır, zaman ise şeytan”. Bu bize olayları beklemeye alan ve sürüncemede bırakan “Dur bakalım, acele etme!” anlayışının bittiğini gösteriyor. Kendi işinin yöneticisi olan hızlı davranır. Hızlı hareket edilen ortamlarda sorunlar anında çözülür. Her türlü değişikliğe hemen ayak uydurulur. Bu nedenle tam perde açılırken senaryo değiştirmeye hazır olacak esnekliği göstermek gerekir. Değişen koşullara uyum gösterecek kararları vermek ve değişime yönelmek zayıflık değil, esneklik ve güç işaretidir.
Bill Gates, “Önümüzdeki 3 yıl içinde ürettiklerimizin hepsi kullanılmaz hale gelecektir. Önemli olan ise şudur: Onları biz mi kullanılmaz hale getireceğiz, başkaları mı?” demiştir. Dün yaptıklarımızı tekrarlayarak başarılı olamayacağımız bir dünyada yaşıyoruz. Insan her türlü koşula ayak uydurabilir ve her türlü stresin üstesinden gelebilir. Insanın uyum sağlamakta en çok zorlanacağı tek stres, belirsizliktir. Günümüzde yaşadıklarımız ise belirsizliğin bütünüyle kendisidir. Çünkü böyle akışkan ve değişken bir dünyada nereye tutunacağını bilmemek büyük bir stres kaynağıdır.
Darvin “Güçlü olan yaşar” şeklindeki görüşünü, yaşamının son yıllarında “Uyum sağlayan yaşar” olarak değiştirmiştir. Dinozorların tarih sahnesinden silinmesi gibi, öğrenmekte ve değişmekte zorlananlar günümüz iş dünyasının dışında kalacaktır.
Okul hayatında aldığımız eğitimlerin ve elimizdeki diplomaların da tıpkı süpermarketlerin raflarındaki ürünler gibi son kullanma tarihi vardır. Bu tarih, 2 yıldır. 2 yıl içinde eski eğitimini yeni eğitimlerle desteklemeyenler için kokuşmak kaçınılmazdır. En kolay alışkanlık, burnumuzdaki koku hücrelerinin oluşturduğu koku duyusudur. O nedenle genel tuvaletlere girerken kokudan rahatsız olur, çıkarken aynı rahatsızlığı hissetmeyiz. Sık yıkanmayan insanların kendi kokularını duymamaları gibi, bilgi ve birikimi kokuşan insanlar da kendileri rahat eder; ancak çevrelerini ve kurumlarını rahatsız ederler.
Geçmişte mavi yakalıları, günümüzde de beyaz yakalıları tehdit eden; değişim yasasıdır. Deming’e göre değişimin 2 yasası vardır: “Değişim kaçınılmazdır ve herkes değişime direnir.” Gelecekteki dünya, altın yakalıların dünyası olacaktır. Kişiyi altın yakalı yapacak olan ise eğitimini günümüz koşullarına uydurmak ve sürekli gelişim çabası içinde olmaktır.
Günümüz dünyasında rakiplerinden daha az donanımlı olan bir kurum ayakta kalamaz. Rakipler sürekli gelişim içindeyken daha az öğrenen ve onları seyreden kurumlar yaşama şanslarını kaybederler. Dünyanın ve Türkiye’nin koşulları sadece daha çok çalışmayı değil, olimpiyat felsefesinin altında yatan “daha hızlı, daha çabuk, daha yüksek” ilkesinin iş hayatına uyarlanmasını zorunlu kılmıştır. Bugün her çalışan kendisine her gün “Yaptığım işi daha iyi, daha kaliteli, daha farklı nasıl yapabilirim?” diye sormalıdır. Çünkü yaratıcılık herkesin işidir. Yeni yol ve yöntemlerle çalışmayan kurumlar yok olmaya doğru gitmektedirler.
Yarını Yakalayanlar
Bugünün en gözde kurumları çalışanlarına yeni fırsatlar sunan, onların gelişmesine olanak sağlayan ve ileri gitme, yenilenme şansı veren kurumlardır. Gallup’un 2.500 şirkette ve 80.000 çalışanla yaptığı bir araştırma göstermiştir ki; nitelikli işgücü çalışmak için seçtiği kurumda maddi koşullardan çok daha önde gelişme imkânlarını sorgulamaktadır. Kendisini bugünün değil, yarının getireceği koşullara hazırlayan, sorunlarını çözmek için yeni araçlar veren ve donanım kazandıran şirketler nitelikli işgücü tarafından tercih edilmektedir.
Herkes elindeki teknoloji ürünlerini yenileriyle değiştirmeye can atmaktadır. Birkaç yıl önce aldığımız cep telefonumuz, arabamız, televizyonumuz bize en son modellerin yanında battal, hantal, hatta geri gelmektedir. Peki, kendimizi yenilemek için de aynı sabırsızlığı gösteriyor muyuz?
Bir dönem çok moda olan “günü yakala”mak artık nostaljik bir deyimdir. Yaşadığımız dünyada her biri gönülden gelen bir çabayla kendi yaptığı işin lideri ve sürükleyicisi olan iyimser, yapıcı ve olumlu düşünen “altın yakalıların” “yarını yakalayacağı” bir dünya olacaktır.
Dur Bakalım, Acele Etme Dönemi Bitti
Dün yaptıklarımızı tekrarlayarak başarılı olamayacağımız bir dünyada yaşıyoruz. Öğrenmekte ve düşünmekte zorlananlar, günümüz iş dünyasının dışında kalacak. Yaratıcılık herkesin işidir. Yeni yol ve yöntemlerle çalışmayan kurumlar yok olmaya doğru gitmektedir.
Kaynak: KobiFinans Dergisi 14. Sayı

0 yorum: