Girişimciliğin Artıları- Eksileri

3 Mart 2008 Pazartesi

Ücretli Çalışmanın Avantajları
Belirlenmiş sınırlı sorumluluklar :
Sorumluluk altında ezilme söz konusu olmayacaktır. Görev ve sorumluğu olmayan işlerden uzak durulur.

Düzenli gelir : Her ayın sonunda mutlaka alacağı bir maaşı vardır ve içi rahat ne kadar çok işi yapsa da yapmasa da ne kadar başarılı olsa da olmasa da bu ücreti hak etmiştir ve elde edecektir.

Düzenli ve belirli çalışma saatleri: Düzenli iş saatleri olacak özel hayatona zaman ayıracaktır. Nasıl olsa kendi işi değildir ve kimse madalya vermeyecektir.

Daha belirli bir gelecek: Daha belirgin bir geleceği ve güveni vardır.

Az risk: Risk vardır hiçbir çalışanın aynı şirketde kalacak olması garanti değildir ama yine de girişimciye göre az risk taşır iş hayatı.

Sınırlı kontrol görevi: Kontrol denetim ve yönetim fonksiyonu sınırlıdır. Sadece bağlı olan ekipten sorumludur.

Ücretli Çalışmanın Dezavantajları
Emirleri uygulama zorunluluğu: Çalışan bağlı olduğu kişiye karşı sorumludur ve ne olursa olsun verilen emir ve talimatlara uymak mecburiyetindedir. Her ne kadar doğru olmadığını biliyor olsa da ve anlatıyor olsa da yapacak bir şey yoktur.

Yeteneklerin kolayca anlaşılmaması: Birçok düzen vardır iş ortamında.Yeteneklerin başarıların kolay anlaşılamaması riski ile birlikte başkaları tarafından bu başarılar üstlenilebilir. Bu da çalışan açısından zor bir durumdur ve ifade etmekte zorlanır.

Sabit ücret: Her ayın sonunda bir sabit ücret vardır. Bu garanti olmasına rağmen ne kadar iyi giderse gitsin daha fazlasını kazanma şansı yoktur. Tabii ki bu satış pozisyonlarında daha esnek olabilmektedir.

Sınırlı sorumluluk/sınırlı yetki: Sorumluluklar ve yetkiler her zaman aynı olamamaktadır dengesi zor. Ancak bu da mutlaka bir sınırı vardır. İş yapma becerisinde bu sınırlar çalışanı çoğu zaman da engellemektedir.

Yeni fikirleri kolaylıkla uygulayamama: Yeni fikirleri, önerileri, düşünceleri kolaylıkla uygulama şansı olmayabilir. Şirket stratejileri politikalar önceliklerin belirlenmesi neticesinde kolay olmaz.

İşverene bağımlılık: İşverene bağımlı ve işverenin istekleri ön plandadır. Ayrıca şirketin içinde bulunduğu finansal durumdan da etkilenebilir. Uyum göstermek ve anlayışlı olmak çalışanı strese sürüklemektedir.
Kendi İşinin Sahibi Olmanın Avantajları

İzlemek yerine liderlik yapmak:İyi girişimciler liderdir. Lider ruha sahip ve sürükleyici ikna edici roldedir.

Fikirleri uygulama şansı:Fikirleri rahatça uygulama esnekliği vardır.

Yaratıcılığa açık: Yaratıcı tiplerdir. Çözüm odakli, iyi alternatif ve çözüm üreten ve sonuç odaklı çalışırlar.

Yüksek kazanç beklentisi: Kendine ve bulunduğu iş alanına bağlı olarak kazancının yüksek olması kendisine bağlıdır ve hep bu beklenti ile yaşar, hırslıdır.

Bağımsız çalışmak: Özgür kimseye bağlı olmadan kendi kararları ile isteklerine uygun flexible bir iş hayatına sahiptir.

İş ortamını kontrol altında tutmak Emirler verebilmek: Emir verebilme rahatlığına ve iş yaptırabilme özelliğine sahiptir.
Kendi İşinin Sahibi Olmanın Dezavantajları
Risk almak: Her kararda, her aktivasyonda risk faktörü vardır. Önemli olan kontrollü ve tolere edilebilir, ölçülebilir riskler almaktır.

Gelirin düzensizliği: İnişli çıkışlı zor ekonomik ortamlarda kriz anlarında maalesef kazanç çok sabit olamamaktadır ve belirsizdir.

Daima finansmanla uğraşma zorunluluğu: Ödemeler, alacaklar, nakit akışı planlaması banka ilişkileri, devlet ödemeleri, satış, maliyetler gibi sürekli para ile uğraşmak zorunluluğu vardır.

Zaman kısıtı: Her zaman o kadar yoğun ve tempo vardır ki hiçbir şeye zaman yetmemektedir. Sürekli öğrenme gereği: Sürekli kendini geliştirme, öğrenme ve tecrübe kazanma ihtiyacı vardır. İşleri delege edememe: Delegasyon problemi her işletme sahibinde vardır. Devretme, yetki aktarma zordur. Bunun altında yatan kendisinin en iyisini yaptığına inanması ve güven sorunudur.

İdari ve bürokratik işler: Her gün maliyetleri de kontrol açısından idari işler ve bürokratik meselelerle ilgilenmek zorunda kalması ve bu yüzden zaman problemi oluşmaktadır.

Başarının çalışanlara da bağlı olması: Başarının kendisinden başka çalışanlara da bağlıdır. Daha doğrusu çalışan personeli iyi seçmek, uzun süreli çalışmak ve doğru insanlarla çalışmak, yönlendirmek ve iyi motivasyon kazandırmak önemlidir.
Ayşen ARIDURU

Fortune Kariyer Eğitim ve Danışmanlık

Sponsorluklar ve şirket tanımı

Son on yıldır, medya şirketlerine ve profesyonel spor oluşumlarına danışmanlık hizmeti veren Amerikalı LEK Danışmanlık firmasının ortaklarından Colin Smith, IMI Conferences’ın 12 Mart’ta Swissotel’de düzenleyeceği Sports Marketing konferansına katılmak üzere Türkiye’ye geliyor. Colin Smith, spor sponsorluğunun şirketlerin bilinirliğini artırmada çok etkili olduğunu söylüyor. Sport business (spor ekonomisi) dünyada ne büyüklükte? Sponsorluk bu sürecin nasıl bir parçası?
Spor ekonomisi, şu anda, milyarlarca Avro’luk global bir endüstri. Bu bağlamda önde gelen spor dalları; futbol ve ulusal futbol ligleridir ve bunu beyzbol, buz hokeyi, basketbol ve rugby izliyor.
Önde gelen global etkinlikler ise Olimpiyat Oyunları ve Dünya Kupası, başlıca pazarlar da Avrupa ve ABD. Spor ekonomisinin finansal modeli, oyunların yayınlanması, oyunlara katılım, ligler, takımlar ve bireyler bağlamında sponsorluk gibi temeller üzerine kurulu. Profesyonel spor etkinlikleri büyük bir izleyici kitlesini çeker ve bu da kablolu televizyon için son derece önemli bir faktördür.
Sponsorluklar şirketler açısından nasıl bir önem taşıyor?
Şirketler, önde gelen spor dalları ile sponsorluk anlaşmaları yapmak istiyorlar çünkü, bu durum, şirketlerin ve markaların değerini yükseltiyor ve daha çok ürün satmalarını sağlıyor. Araştırmalar, önde gelen Avrupa futbol takımlarının forma sponsoru olmanın bile, şirketlerin bilinirliklerini ve benimsenmelerini artırdığını gösteriyor. Sponsorlar spor süreçlerinin bir parçası olmak istiyorlar, çünkü bu sayede hem televizyonlarda hem de oyunlarda çok sayıda izleyicinin ilgisini çekiyorlar. Ayrıca, gazeteler yoluyla ve online olarak ilgi çekici sporlar çerçevesinde dolaylı bir biçimde anılmış olmak, markalara duyulan yakınlığı artırıyor.
Spor sponsorluğu nasıl ölçülür?
Spor sponsorluğu, bir etkinliğin sponsorluğu, bir takımın sponsorluğu, bir bireyin sponsorluğu, bir stadyumun sponsorluğu ve bir ligin sponsorluğu gibi çeşitli yöntemlerde olabilir. Bununla birlikte, şimdi, giderek daha önem kazanan konu, şirketlerin, sponsorluklardan Avro olarak geri dönüş istemeleri. Tarihsel olarak bu durum, niteliksel bir değerlendirme olagelmiştir, ama finans yöneticilerini tatmin etmek bağlamında, giderek niceliksel bir özellik kazandı. Bugüne kadar ölçümler, daha çok, sanatsal boyutuyla hayata geçirildi ve şu anda ise sponsor şirketler tarafından, sürekli olarak artan sponsorluk maliyetlerinin gerekçelendirilmesi açısından çok daha önemli bir boyut kazandı.
Spor sponsorluğu Avrupa’da ve Amerika Birleşik Devletleri’nde ne kadar yaygın?
Global olarak spor sponsorluğu, şu anda, tüm önde gelen profesyonel spor dallarında yaygın bir unsurdur ve bu spor dallarının gelirlerine da önemli bir pay oluşturuyor. Bu olgu, özellikle Avrupa ve ABD pazarlarında son derece büyük bir iş haline dönüştü. ABD’de Super Bowl çok sponsor çekiyor ve sponsorlar Ulusal Futbol Ligi’nde görülebilmek için büyük ücretler ödüyor. Benzer ilgi İngiltere Birinci Ligi ve diğer önemli Avrupa ligleri için de söz konusu. Türkiye hakkında gözlemim ise buradaki pazarın da büyümekte olduğu ve spor sponsorluğunun önemli spor dalları ve kulüplerin gelirleri için temel faktör oluşturduğu şeklinde.
Türkiye spor pazarı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Ve sözlerine şöyle devam ediyor: "Sponsorlar spor süreçlerinin bir parçası olmak istiyorlar, çünkü bu sayede hem televizyonlarda hem de oyunlarda çok sayıda izleyicinin ilgisini çekiyorlar. Bununla birlikte, şimdi, giderek daha önem kazanan konu, şirketlerin sponsorluklardan Avro olarak geri dönüş istemeleri" diyor. Yine, dışarıdan bakıldığında, diğer birçok ülkede olduğu gibi, Türkiye’de profesyonel spor pazarında futbolun egemen olduğu ve bunu daha küçük çaplı basketbol liglerinin izlediği görülüyor. Futbolda, önde gelen üç kulüp lige egemen. Türkiye’deki zorluklar şöyle sıralanabilir; Süper Lig’in rekabetçi profilini genişletmek için diğer kulüplerin güçlendirilmesi, Şampiyonlar Ligi’nde ve UEFA Kupası’nda yarışan kulüplerin başarı oranlarının yükseltilmesi, uluslararası rekabette Türkiye’nin gücünün artırılması, Türkiye’de daha çok uluslararası etkinliğin düzenlenmesi ve genel anlamda halkın spora olan ilgisinin artırılması.

İnovatif fikirler için inovatif toplantı salonları

Klasik toplantı anlayışı artık geride kaldı. Çalışanlar şirket toplantılarından keyif alsın ve toplantılar daha verimli geçsin diye toplantı hizmetleri veren firmalar yaratıcılıkta sınır tanımıyor. Büyük kurumsal firmalar, sık sık bölünmesin diye toplantılarını işyerinde yapmak yerinde dışarıdan bu hizmeti veren kurumlarda yapmayı tercih ediyorlar. Amaç tamamen toplantıya konsantre olmak ve işyeri ortamından uzaklaşabilmek. (Malum, bir yönetici işyerinde toplantı yapmaya kalkarsa o toplantı 10 kez bölünür, birşeyler sormak isteyenler hiç eksik olmaz.) Fakat aynı zamanda şirketler bu toplantıları çalışanları için de daha cazip hale getirmeyi istiyorlar.
Projeksiyon cihazı, DVD player, ses sitemi, kablosuz internet erişimi, raylı sistemler gibi teknik hizmetler artık bir toplantı salonunu cazip kılmaya yetmiyor. O nedenle günümüzde klasik toplantı salonlarının yerini inovatif toplantı salonları almaya başladı. Toplantı salonu hizmeti veren firmalar da yeni yeni oda konseptleri geliştirmeye başladılar. Artık toplantı odalarında duvarlara yazı yazılabiliyor, katılımcılar logolar ve kuklalarla fikirlerini bir şekle dönüştürebiliyor veya armut koltuklara yayılıp mavi okyanus resimleriyle kaplı odalarda keyifle toplantı yapabiliyorlar.
Asıl amaç çalışanların bu rahat ortamlarda inovatif fikirler yaratmaları.
İnovasyon laboratuvarı
Okalip’in inovasyon laboratuvarı (i-LAB) olarak adlandırılan toplantı odasında tüm duvarlara yazı yazmak mümkün. Katılımcılar akıllarına gelen fikri, üzerine yazılabilen duvarlara yazıyorlar. Ayrıca i-LAB yazılımı sayesinde fikir üretme süreci bilgisayar üzerinden de yapılabiliyor. İsteyen herkes fikirlerini bilgisayara giriyor ve fikirler tek sıra halinde sıralanıyor. Emre Utkan, sistemin en büyük avantajının fikirlerin anonim olarak sıralanması olduğunu söylüyor: "Beyin fırtınası sürecinde en zararlı etkenlerden biri, fikir üretmeyle değerlendirme sürecinin birbirinden ayrılamamasıdır. Ben bir fikir üretirim siz hemen olumsuz veya olumlu tepki verirsiniz ve bir süre sonra fikir vermeyi kesersiniz. Önce sadece fikir üretmek, daha sonra çıkan bu fikirleri değerlendirmek gerekir. İnovasyon laboratuvarında bunu direkt ayırma şansınız var, kimseye yorum yapma hakkı tanımıyorsunuz ve kimse o fikrin kimden geldiğini bilmiyor." Sonrasında çıkan fikirler oylanarak sonuçlar bir rapor haline geliyor ve hemen askiyon planına geçilebiliyor.
Okalip’te toplantı aralarındaki boş zamanları da keyifli hale getirebilmek için Beyin Arındırma Merkezi (BAM) adı verilen 300 metrekarelik bir alan oluşturulmuş. BAM katılımcıların zihinlerini dinlendirip, eğlenerek vakit geçirmeleri için hazırlanmış bir ortam. Armut koltuklar, hamaklar, langırt masaları, minyatür futbol sahası, atari, puzzle ve satranç bu amaca hizmet ediyor.
Tek düğmeyle aracınız kapıda
Toplantı salonlarında en sık karşılaşılan sorunlar havalandırma ve teknik desteğin yetersizliği oluyor. Bir üçlü priz istendiğinde bunu temin etmek için katılımcılar dakikalarca bekleyebiliyor. Okalip bu sorunlardan yola çıkarak kendine bir çağrı sistemi geliştirmiş. Bir düğmeye basarak teknik desteği odaya çağırabiliyor, servis hizmetlerinden yararlanıp dışarıya çıkmadan çayınızı kahvenizi odaya söyleyebiliyorsunuz. Vale araç hazırlığı düğmesine bastığınızda ise sizin toplantınıza ait tüm araçlar kapıda hazırlanmaya başlıyor. Toplantıya ara verildiğinde ekibi toplamak güç olduğundan toplantı başlıyor düğmesiyle bu sorunu da hallediyorsunuz.
Kimse fikirlerinizi öldürmeye çalışmıyor
Okalip Toplantı Hizmetleri daha önceki iş yaşantılarında sık sık toplantılara giren 5 profesyonelin bu tecrübeleri sırasında gördükleri eksikliklerden yola çıkılarak kuruldu. Eylül 2006’da açılan Okalip, daha önce ilaç sektöründe ürün müdürü olarak çalışan Emre Utkan, nakliye sektöründe satış müdürü olarak çalışan Ahmet Yardımcı ve halen farklı firmalarda çalışan bilgi işlem uzmanı Alper Işın, yatırım uzmanı Bilgehan Ulusavaş ve finans sektöründe yönetici olarak çalışan Yalçın Taşkın tarafından kuruldu. Emre Utkan Okalip’in kuruluş öyküsünü şöyle anlatıyor: "Hepimiz işlerimiz gereği çok sık toplantılara ve eğitimlere katılıyorduk ve şunu söylüyorduk: Öyle bir yer olsun ki insanlar toplantı yapmaktan sıkılmasınlar. Çünkü toplantılar yapı itibariyle çok keyifli aktiviteler değil, kimse bayılarak katılmıyor. Hayalimiz toplantıları daha keyifli hale getirmekti" diyor. Okalip’te 14 toplantı salonu var. Salonlardan biri Tropikal Ada konseptinde hazırlanmış. Tropikal Ada’da standart oturma düzeni armut koltuklar, şezlonglar ve minderlerden oluşuyor. Tüm duvarlar okyanus görselleriyle kaplı. Eğer şirket talep ederse okyanus ve deniz kıyısı seslerini içeren müzik CD’si de sağlanabiliyor. Emre Utkan, farklı bir ortamda toplantı yapmanın yaratıcılığa ciddi katkısının olduğunu söylüyor: "Sürekli aynı ortamda çalışırken ürettiğiniz fikirler de birbirine benziyor. Bir konserdeyken beste yapamazsınız, normal iş ortamındayken ürettiğiniz fikirler hep yapılan fikirlere benzer çünkü o kalıbın dışına çıkamazsınız; biz özel toplantı salonlarında o özgürlüğü vermeye çalışıyoruz katılımcılara. Sürekli yaptığınız toplantıyı tema odasında yaptığınız zaman farklı fikirlerin ortaya çıkabileceğini veya insanların daha katılımcı olduğunu görebiliyorsunuz. Bir defa masanın arkasında oturup inşallah sıra bana gelmez diye düşünmüyor kimse. Bir taraftan saçma sapan şeyler söyleyesiniz geliyor, çünkü ortam çok saçma bir ortam, kimse nasıl böyle bir fikir ürettin diye sizin fikrinizi öldürmeye çalışmıyor." Tropikal Ada daha çok işe yeni girenleri kaynaştırmak için ve stres yönetimi, zaman yönetimi, ekip yönetimi, performans yönetimi, koçluk gibi sosyal eğitimler için tercih ediliyor. Bu odayı şu ana kadar ağırlıklı olarak telekomünikasyon, bilişim, yiyecek-içecek sektörü ve ilaç sektörleri tercih etti. Temalı odalar müşterilerden gelen talepler doğrultusunda sık sık değişikliğe uğrayarak farklı konseptlerde yeniden dizayn ediliyor.
Fikir üretmeyene parası iade
Türkiye’de toplantı salonu hizmetlerinin öncülerinden olan Centrum geçtiğimiz yaz Fikir Üretim Salonu’nu devreye soktu. Küçükyalı ve Suadiye’de 8 kişiden 120 kişiye kadar olan 15 toplantı salonu ile hizmet veren Centrum Toplantı Hizmetleri, Turkcell, Frito Lay, Pepsi, Coca-Cola gibi 300 civarında kurumsal firmaya hizmet veriyor. Centrum da farklılaşabilmek için müşterilerine özel paketler geliştirdi. Bunlardan ilki multi-salonlar. 6-7 salon tutmak isteyen müşterilere standart fiyatlar belirlenlendi. Ardından Fikir Odası yaratıldı. Fikir Odası sıkıcı toplantılara bir soluk getirmek için yapıldı. Bazen toplantılarda kağıtlara yazmak yetmediğinden odanın tüm duvarları yıkılıp, her tarafı yazılabilir cam yüzey yapıldı. Böylece sabah bir kenara yazdığınız notu akşam da rahatlıkla bulup okuyabiliyorsunuz. Örneğin bütçe toplantısı yapıyorsunuz ve bütçe kötüye gidiyor, kumandanın bir tuşuna basıp tavanda şimşekler çaktırabilir, tüm odayı kırmızıya çevirebilirsiniz. Ya da çok sıkıcı bir toplantıdaysınız, masalarınızın üzerine bırakılan oyun hamurlarıyla oynayabilir, duvardaki gizli dolabı açıp kendinizi çikolata ve nane likörüyle şımartabilirsiniz.
Eğer müşteri isterse iki uzman 2 saat boyunca beyin fırtınasını yöneterek, havada uçuşan fikirleri derleyip toplayabiliyorlar. Centrum’da standart oda fiyatları 185 YTL ile 1.850 YTL arasında değişirken, 10 kişilik Fikir Odası’nın fiyatı ise biraz daha espirili olsun diye 4 Cumhuriyet altını olarak belirlenmiş. Amaç bu odada fikri üretmek olduğundan Centrum, "Fikir üretmeyenlere paralarını iade ediyoruz" diyor. Kısa sürede popüler olan Fikir Odası’nı yazdan bu yana Unilever, Colgate, Cargill, BP gibi 15-20 firma çoğunlukla eğitimler için kullandı. Pazartesi’den itibaren de Alcatel iki aylığına bu odayı yeni alımlarına eğitim vermek üzere kiraladı. Salon çok talep gördüğü için Centrum, Anadolu yakasında açacağı 3. şubesine de bu odanın benzerini yapacak.
Burcu ÖZÇELİK/Hürriyet İK